Vız-Deniz Som
GAZETENİN adını “Cumhuriyet” koyan Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, çıkış tarihi olarak 23 Nisan 1924’ü önermişti. Gazetenin kurucusu Yunus Nadi iki hafta gecikmeyle 7 Mayıs 1924’te çıkardı Cumhuriyet’i.
O günden bu güne 85 yıl geçti.
Mondros sonrası işgal yıllarında Yunus Nadi, İstanbul’da Yeni Gün gazetesini yayımlıyordu. Düşmanla işbirliğine karşı yazılar yazıyordu. Önceden tutuklanmıştı. Yine tutuklanacağını anlayınca Ankara’ya gitti. Hem 23 Nisan 1920’de ilk Meclis’te milletvekili olarak görev aldı hem de Anadolu’da Yeni Gün gazetesini çıkarıp bağımsızlık savaşının sesi oldu. İkinci Meclis’te anayasa komisyonu başkanıydı; 28 Ekim 1923’te devletin şeklinin cumhuriyet olduğuna ilişkin anayasa değişikliği önerisini hazırladı ve ertesi gün cumhuriyet ilan edildi.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan altı ay kadar sonra yayın hayatına başlayan Cumhuriyet gazetesi Aydınlanma Devriminin sesi oldu. Bayrağı Yunus Nadi’den Nadir Nadi aldı. Nadir Nadi’den sonra bayrağı çalışanlar adına İlhan Selçuk taşıyor. Böyle bir gazete dünyada yok!
Fakat ülkede karşıdevrim var… Düşman işgali sırasında Yunus Nadi tutuklanmamak için İstanbul’dan Ankara’ya gitmişti. Cumhuriyet’in Ankara temsilcisi Mustafa Balbay’ı Ankara’dan İstanbul’a getirip tutukladılar. Balbay’ın hapishanedeki tek kişilik hücresinin yanına Cumhuriyet yazarı Erol Manisalı’yı koydular. İlhan Selçuk’u da sanık yapıp 242 yıldan 580 yıla kadar hapsini istediler. Davalardan biri sürüyor. Öteki henüz başlamadı. Berikinin iddianamesi yazılacak. Yapılacak soruşturmaları ve açılacak yeni davaları ise sadece müneccimler biliyor. Karşıdevrimde dava çok. İster birleştir ister ayır ama hepsi aynı kapıya çıkıyor. Çünkü dava eski bir dava; Cumhuriyet yazarları Cavit Orhan Tütengil, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı’yı öldürdüler. Darbe dönemlerinde sayısız Cumhuriyet yazarını gözaltına aldılar, işkenceden geçirdiler, tutukladılar. Vız geldiler tırıs gittiler! Ne yazarlarını ne okurlarını tüketebilirsiniz Cumhuriyet’in! Devrimcilere vız gelirsiniz ve her karşıdevrimci gibi tırıs gidersiniz!
Treni havaya uçuracaklar!
SİVİL darbe yapılmış olmalı ki sıranın darbe hukukunun yazılmak istenmesine geldiğinden söz ediyor Hilmi Kayıhan ve şöyle diyor:
“Cumhuriyetin ırzına sarkıntılıktan suçlu biri hukuk yapıcı olursa; tecavüzcünün gönül rızasıyla cumhuriyetin ırzına geçmesinin suç sayılmayacağını, tecavüz silah zoruyla yapılırsa suç sayılabileceğini yazacaktır. Böyle bir niyet, dinamit fitilinin ateşlenmesi demektir.
Demokrasiyi bir tren gibi görenler, inilecek istasyona birkaç durak kala anayasa değişikliği yaparak treni havaya uçurmanın hukuksal yollarını arıyor. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, istedikleri menzile asla ulaşamayacaklar. Cumhuriyet treninin makas değiştirdiğini, uçuruma doğru hızla sürüklendiğini ve dahi imdat kolunun söküldüğünü; kömür yerine trenin döşemelerini yakmaya başladıklarını söyleyen vatanseverler vicdansızca derdest edildiler. Halkımız gözü kulağı olan gazete ve televizyonlar akıl almaz hilelerle hipnozcu soytarıların eline geçti. Karanlık bir tüneldeyiz; televizyonları kanal, kanal dolaşan bu hipnozcu soytarıların gösterdikleri ışık üstümüze hızla yaklaşan trenin ışığı. Değiştirmeye çalıştıkları anayasa değil, Atatürk Cumhuriyeti’nin hukuku! Buna izin verecek miyiz? İstedikleri istasyonda indiklerinde treni havaya uçurmalarına öküz gibi bakacak mıyız?”












Lütfen konuyu yorumlayın!