Gazetemizin Çarşamba günkü manşeti “İHL’ye AB Programı” idi.
Konu, AB eğitim programları olan Lonardo da Vinci ve Comenius programlarının İmam Hatip Liselerinin müfredatının şekillendirilmesinde temel olacağıydı.
Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü İrfan Aycan, bu programlarla kültürlerarası diyalog çalışmalarının desteklendiğini ifade etmişti. Yine bu programlarla din öğretimi açısından eğitim kalitesinin artırılması hedefleniyormuş.
Nuri Bilge Ceylan, bu sefer üzerinde smokin var, Cannes Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü alıyor ve diyor ki “Yalnız ve güzel ülkeme.” Ceylan’ın hiçbir politik çıkışını, hiçbir tartışmada yer alışını hatırlamıyoruz. Siyasi konularda fikir belirten, yabancı gazetecilere demeçler verip onların iştahını kabartan biri değil. Türkiye’de de medyanın çok uzağında.
Banu Avar’ın “Sınırlar Arasında” adlı TRT’de yayınlanan başarılı bir programı vardı. Avar, geçtiğimiz yıllarda Nobel ödüllerinin dağıtımında siyasi ve emperyal güdülerin önemine dikkat çeken bir program yapmıştı. Bu program İsveç’tekilerden daha çok yerli sömürge kafalıları rahatsız etmiş olacak ki, Banu Avar’a karşı büyük bir kampanya başlattılar. Banu Avar nasıl olur da Nobel ödüllerinin zaman zaman emperyalist/siyasi bir araç olarak kullanıldığını iddia ederdi? Derhal düğmeye basıldı: Bitirin şunu!
Sınırlar Arasında Kaldırılıyor!
Anlamıyorsunuz:
AKP kendi rejimini kuruyor.
Bu bir karşı devrimdir.
Bizim medyada yer alan ve uzun uzun tartışılan, eleştirilen, yakınılan, devlete yakışmadığı söylenen, bir sürü patırtı kopartılan her şey vardır bunun içinde.
Devlette türbandan en az üç çocuğa… İçki yasağından kadrolaşmalara… Yazarların-çizerlerin sabaha karşı yataklarından alınmalarından generallerin sindirilmesine kadar…
Soğuk Savaşın sona ermesinden sonra, Cumhuriyetin özgün kurucu ideolojisi Kemalizm, Atatürk’ün onu emanet ettiği gençliğin dimağından yeniden yeşeren bir sürgün gibi tekrar fışkırdı. Bu yeniden doğuş sürecinde gençlere rehberlik eden en önemli unsurlar, teorik düzeyde Soğuk Savaşın yarattığı karmaşaya yenik düşseler de, sezgisel ve sağduyusal düzeyde bir şeylerin yanlış olduğunu algılayan ve kendilerine yöneltilen tüm baskılara karşın doğrusunu yapmaya çalışan yitik bir kuşağın üyeleridir.
Özellikle gençlerle sohbet ederkenMustafa Kemal Atatürk ile ilgili ilk anlatmak istediğim şey şudur:
Atatürk en çok okudu!
Anıtkabir Derneği Atatürk’ün okuduğu kitapların saptanabilenleri üzerinde güzel bir çalışma yaptı. Atatürk’ün okurken altını çizdiği, yanına notlar düştüğü bölümleri bir araya getirdi. Bu bölümler 12 bin 500 sayfa tuttu ve 24 ciltte toplandı.




(ortalama 5 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5 üzerinden 5 oy aldı)