TÜRKİYE’DE kendini solcu tanıtan ahlaksızlara, dinci geçinen şerefsizlere kısaca parayı görünce ruhunu satan alçaklara bir tek soru sormak gerek: Emperyalizmin kucağından niye inmiyorsun!
Bülent Esinoğlu, kavramların içini boşaltarak yoluna devem eden popüler kültürün son yıllarda piyasaya sürdüğü kavramlardan birinin de “yüzleşmek” olduğunu söylüyor:
“Yüzleşme ifadesini bize söyleyenler, sanki bir yerlerde bizim bilmediğimiz ya da suç işlediğimiz bir şeyler var da biz onunla yüzleşeceğiz, havasını yaratıyor.
Sanki bir yerlerde bir gerçek var, biz hep o gerçeği ret ediyoruz; birileri de bize sürekli gerçeğimiz ile yüzleşmemizi söylüyor. Yüzleşin diyenler, doğrudan size söyleyemedikleri ‘siz suçlusunuz’ …
1936 yılında bir telgraf çekilir Ankara’dan Berlin’e… Telgrafı çeken, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, alan ise Yaşar Erkan’dır… Şu yazılıdır telgrafta: “Kendin küçüksün ama memleket için çok büyük iş yaptın. Artık ismin Türk spor tarihine geçti. Çok yaşa Yaşar!..” 11 Ağustos 1936 günü, Berlin Olimpiyat Stadı’nı dolduran yüz bin kişi ayağa kalktığında saatler 16.30’u gösteriyordu… Bu bir saygı duruşuydu… Birincilik kürsüsünde, Grekoromen güreşte 61 kiloda altın madalyayı kazanan Yaşar Erkan sevinç gözyaşları döküyordu… Mutlu, hem de çok mutluydu Yaşar Erkan… Çünkü biliyordu ki, ülkesinin, Cumhuriyet Türkiye’sinin bayrağı olimpiyat oyunlarında ilk kez …
Gazeteci Can Dündar’ın yazıp yönettiği “Mustafa” belgeseliyle ilgili, Atatürk’e hakaret ve aşağılama iddiasıyla başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, soruşturma sonunda verdiği kararda eserin, Atatürk’ün hayatına ilişkin “tarihi gerçekleri yansıtmadığı” belirtildi.
Güldal Mumcu Cumhuriyet Gazetesi’ne röportaj verdi.
Dedi ki, “Uğur Mumcu yaşasaydı Ergenekoncu olarak içeriye alınırdı.”
Bunun tersini kimse savunamaz.
Ancak…
Bizim yazmak istediğimiz başka…
Sorumuz var: Uğur Mumcu’nun neden öldürüldü?
Hangi karanlık güçler bu suikasti planladı?
Bilinmiyor.
Bilinen şu:
Bu karanlık güç Uğur Mumcu’yu ortadan kaldırarak medyayı kimlerin tekeline bıraktı?
Uğur Mumcu yaşamında hangi gazeteciler ile polemik yaptı?
Katilleri Uğur Mumcu’nun arabasının altına bomba koymaya gönderenler sanki bugünleri planlamışlardı.
Tesadüf mü; Uğur Mumcu’nun bugün Ergenekon’u savunan tüm isimlerin foyasını yıllar önce tek tek ortaya dökmesi…
Kim mi bunlar?
“Büyük dönek” Çetin Altan, “küçük dönek” Ahmet Altan ve “Tosuncuk” Mehmet Altan!
“Sahibinin Sesi” Nazlı Ilıcak!
“Hep …
GAZETENİN adını “Cumhuriyet” koyan Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, çıkış tarihi olarak 23 Nisan 1924’ü önermişti. Gazetenin kurucusu Yunus Nadi iki hafta gecikmeyle 7 Mayıs 1924’te çıkardı Cumhuriyet’i.
O günden bu güne 85 yıl geçti.
Mondros sonrası işgal yıllarında Yunus Nadi, İstanbul’da Yeni Gün gazetesini yayımlıyordu. Düşmanla işbirliğine karşı yazılar yazıyordu. Önceden tutuklanmıştı. Yine tutuklanacağını anlayınca Ankara’ya gitti. Hem 23 Nisan 1920’de ilk Meclis’te milletvekili olarak görev aldı hem de Anadolu’da Yeni Gün gazetesini çıkarıp bağımsızlık savaşının sesi oldu. İkinci Meclis’te anayasa komisyonu başkanıydı; 28 Ekim 1923’te devletin şeklinin cumhuriyet olduğuna ilişkin …
Bugün 7 Mayıs 2009… Bugün, parçası olmaktan onur duyduğum, adını Büyük Devrimci Mustafa Kemal‷in koyduğu gazetem Cumhuriyet’in 85‷inci doğum günü… Bugünü içerideki ve dışarıdaki tüm yurtseverlerle, bu ülkenin aydınlık ve çağdaş insanlarıyla paylaşmanın, kutlamanın sevinç ve kıvancını yaşıyorum. Ama bugün sevincime bir de derinden “iç sızısı” eşlik ediyor… Bugünü, bugünleri asla “unutmamaya” yeminliyim… Ve bugün, köşemi bir yurtseverden gelen mektuba bırakıyorum… Sağ üst köşesindeki damgada şöyle yazıyor:
- Silivri 4 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Mektup Okuma Komisyonu GÖRÜLMÜŞTÜR.
Çok sevgili kardeşim Ümit, can dostum,
Haftalardır mektuplarını alıyorum! Her Perşembe …
Konunun bu yönünü gündeme getirmeyecektim eğer Fransız kökenli kimi odaklar olayın aslını tam olarak öğrenmeden hemen kolları sıvayıp, “Türk ordusu Kürt köyünü bastı, 44 kişiyi öldürdü” başlığını atmamış olsalardı.
Doğrusu haberi okuduğumda eski bir Fransız geleneğini düşünüyordum.
1962 yılında Hamburg’ta tanıştığım Cezayir kökenli Fransız yurttaşı Jebel sohbet esnasında,
- Bıktım Fransızların şu çifte standardından demiş ve sonra da eklemişti:
-Ne zaman bir Cezayirli iyi bir şey yapsa Fransızlar bunu “Cezayir asıllı bir Fransız” diye anons ederler ama bir cinayet mi işlendi, o zaman sadece “bir Cezayirli adam öldürdü” diye verirler.
Avrupa gazetelerinden alıntıları okuyorum bizim …




(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)