Diyarbakır Atatürkçü Düşünce Derneği - Part 4

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | Yorum Yok | 2 defa okundu]

- Filmde Atatürk’ün Erzurum’da, askerlikten istifa ettikten sonra K. Karabekir’in bir bölükle geldiğini görünce tutuklamaya geldiğini sanarak heyecanlandığı, korktuğu anlatılıyor. K. Karabekir, Atatürk’ü selamlayarak “Emrinizdeyim Paşam, ben, subaylarım ve erlerimle emrinizdeyim” diyor. Bunun üzerine Atatürk rahatlıyor. Bu sahne doğru mu?
- Hayır. Bu sahne bu haliyle sadece Rauf Orbay’ın Atatürk’ün ölümünden sonra, 1941’de K. Karabekir’e yazdığı özel bir mektupta yer almaktadır. O günü yaşayan birçok insan var: Başta K. Karabekir, Kâzım Dirik, Cevat Abbas, Hüsrev Gerede, M. Müfit Kansu, Süreyya Yiğit ve Refik Saydam. R. Saydam’ın dışında hepsi anılarını …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | Yorum Yok | 4 defa okundu]

- Bu dönemle ilgili bir konu daha var. Atatürk’ün karanlıkta yatmadığı.
- Bu olay Atatürk’ün hizmet eri Ali Metin Çavuş’un anılarında yer alıyor, filme değiştirilerek aktarılıyor. Bu dönemle ilgili ne kadar dokunaklı, düşündürücü; saygımızı, hayranlığımızı arttırıcı, insanca olaylar var . Bula bula bunu bulmuşlar. (Anının aslı için: Atatürk’ün Şimdiye Kadar Yayınlanmamış Anıları, anlatan Ali Metin, yazan Ziya Oranlı, Ankara, 1967, s. 71-72; yeni baskısı, Zeynel Lüle, Ali Çavuş, Doğan Y., 2008)
Gece odalarda, sofalarda idare lambası denilen kandil benzeri lambacıklar ya da mumlar yakılırdı ki gece uyanıp kalkan …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | Yorum Yok | 7 defa okundu]

Cumhuriyet coşkusu yok, halk yok, devrimler yok ama Atatürk’ü anlatmayan şeyler çok
Hangi birini düzelteyim
- Filmde Cumhuriyet dönemi nasıl anlatılıyor?
- Mudanya, saltanatın kaldırılışı, Lozan, Cumhuriyet, devrimler dönemi donuk bir üslupla ve hızla özetlenip geçiliyor. Yine halk yok, halkın desteği yok. Halkın desteği olmadan Kurtuluş Savaşı verilir mi, bu büyük atılım gereçekleşebilir mi? Serbest Parti olayı yok. Eski düşman Venizelos’un Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesi yok. Montreux yok. Dış politika hiç yok. Cumhuriyet Meclis’te büyük coşkuyla, sevinç gözyaşları, kucaklaşmalar, çığlıklarla kabul ve ilan edilmiştir. Gelibolu Milletvekili …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | Yorum Yok | 6 defa okundu]

Filmde Cumhurbaşkanı olunca önemli bir işi kalmadığı, bu nedenle alfabe, dil ve tarih gibi konularla ilgilendiği söyleniyor. İstenildiği kadar yumuşatılarak söylenilsin, bu bakış şunu bir daha gösteriyor: Can Dündar ve ekibi, Atatürk’ü de bilmiyor, dönemini de, programını da, projesini de, bu projenin anlamını da, neden gerektiğini de. Bunlar tarih denizine girip de hiç yüzmemişler, kıyıda ayaklarını ıslatmışlar sadece.
Alfabe devrimi yapıldığı sırada okur yazar erkek oranı yüzde 7 , kadınlarda bu oran binde 4 idi. 600 yıllık bir imparatorluğun ana vatanındaki halkın eğitimi bu acıklı düzeydeydi.
Alfabe devrimi sayesinde …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | Yorum Yok | 2 defa okundu]

Filmde özet olarak, “Atatürk dalkavuklara inandığı için işlerin iyi gittiğini sanıyordu, aldanmıştı, gerçekleri öğrenince çok üzüldü” deniliyor. Bu iddianın kaynağı Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak’ın anılarının 2. cildinin 405-406. sayfalarıdır. Atatürk İzmir-Aydın-Isparta’yı ziyaretten sonra 6 Mart 1930 günü, Antalya’ya gelir. Atatürk o gün çok yorgundur.
Yalnız kalınca Genel Sekreteri H. Rıza Soyak’a dert yanar: “Her yerde dert, şikâyet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk, maddi manevi bir perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz. Mateessüf memleketin hakiki durumu bu işte. Bunda bizim günahımız yok. Uzun yıllar, hatta …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | Yorum Yok | 2 defa okundu]

- Filmde Atatürk’ün Meclis’i, 23 Nisan 1920’de birçok dini değeri kullanarak açtığı söylendikten sonra deniyor ki: “Dayandığı bu güçlerle ileride hesaplaşacaktı.” Böyle mi oldu gerçekten?
- Meclis’i açarken o dönemin kurumlarından, eğilimlerinden yararlanmaktan daha doğal ne olabilir? 600 yıllık bir düzene karşı çıkılacaktı. TBMM bir ihtilal kuruluşudur. Ama Atatürk ve Cumhuriyet, ileride, din ile değil, irtica ile, ortaçağ ile, yobazlıkla, bunlara kucak açanlarla hesaplaştı. Altını çize çize söylüyorum, Atatürk’ün de, Cumhuriyetin de dinle, dindarla bir sorunu olmamıştır. Birçok olaylar uydurarak tersini iddia edenler, Atatürk karşıtı dincilerdir. Şimdi bu iddiayı …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | Yorum Yok | 2 defa okundu]

Onu kıyıdan köşeden, yatağından, sofrasından didiklemeye çalışmak insanca yaklaşmak değildir
Atatürk’ü yanlış anlatanlar çok
- Can Dündar soruyor: “Biz yeri asla dolmayacak, dogmalaştırılmış bir kutsal önder peşinde miyiz, herkesin onun gibi olmasını isteyeceği bir örnek kişilik mi?” Ne diyorsunuz?
- Atatürk’ü dogmalaştıranlar, abartılı anlatımlarla uçuranlar var. Fakat bunların sayısı yok denecek kadar az. Üstelik bu yaklaşım geçmişte kaldı. Atatürk’e haksızlık edenler, onu çocuklara, gençlere, bin türlü yalan söyleyerek yanlış tanıtanlar ise hayli çok. Sahte tarihler, ansiklopediler insanın midesini bulandırıyor. Bu iki ucun arasında, Atatürk’e minnet ve saygı duyan, gerekli saygının gösterilmesini isteyen …