Efendiler!
Eski silâh arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdanî zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz: müsait yer de yoktur. Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle ile mülâhaza etmekle yetineceğim.
Arkadaşlar! İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerde tabiaten ve yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvetle, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin …
Türklerin Anadolu’dan çıkarılması yaklaşımı, Batılı düşüncenin geçmişte ve günümüzde vazgeçemediği bir ihtiras olarak duruyor. Bu kapsamda Kurtuluş Savaşı veren ve kazanan Türk halkının önüne, terör dayatmaları, hem de küresel boyut kazandırılarak getiriliyor.
Eski Fransız Cumhurbaşkanı Chirac’ın ‘Bizans’ın torunlarıyız’, eski ABD Başkanı Bush’un ‘Haçlı seferleri başlattık’ sözlerindeki arka plan Türkiye’yi de içine alan bölge üzerine yapılan planları ortaya koyuyor. Türk halkı terör sorununu demokrasi içinde çözmeli.
Erdal SARIZEYBEK
TUSAM İç Güvenlik ve Terör Danışmanı
esarizeybek@tusam.net
Ergenekon, Türk milletinin var oluş destanının adıdır, bir suç …
Yahudi-Hıristiyan Diyalogu, her iki dinin gelecek tasavvuru açısından küresel sistemin teolojik boyutu olarak okunmaktadır. Kimlik, kutsal kitap, kutsal mekân ve dini hoşgörü çerçevesinde tartışmalara ve teo-politik kırılmalara konu olan iki dini geleneğin yeniden ittifakı, dünya imparatorluğunu kurma projesinin bir parçası sayılmaktadır. Bunun ilk temeli, 1933-1945 tarihleri arasında Hıristiyan-Yahudi diyalogu başlığı altında yapılan çalışmalarla atılmıştır. İki kutuplu dünya-sisteminde din karşıtı görülen SSCB bloğuna karşı ‘kutsal cephe’ oluşturma politikası devreye sokulmuş ve teolojik gerekçesi şöyle ifade edilmiştir: “Yahudilik kurtuluşun yıldızı, Hıristiyanlık bu yıldızın …
Birkaç yıl öncesine kadar kamuoyu araştırmalarında Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye’nin en güvenilir kurumlarının en başında geliyordu. Bugün ne durumda? Zaman gazetesinde Mümtazer Türköne adındaki eski Türk-İslamcı yeni İslamcı profesör açıkça yazdı: “Ordumuzda esaslı bir demokratik denetim sorunu var. Bu durum da kurumsal bir zaaf ama bu zaafın giderilmesi demokratik kurumların sorumluluğunda. Mondros’ta ordumuzu lağvettik. Sonra Erzurum’da yenisini kurduk. Elbette bugün ordumuzu kapatmamız gerekmiyor. Ama ordumuzun kurumsal zaaflarının sebeplerine inilerek, kapsamlı çabalarla giderilmesi gerekiyor. Devletimizin, dolayısıyla ordumuzun itibarını başka türlü …
Mustafa Balbay’ın kendisine ait olduğu iddia edilen belgelerin üzerinde tahrifat yapıldığını açıklamasının üstünden kaç gün geçti, o günden beri bekliyorum, dönek yalakalardan çıt yok.
Kimliklerini ve cibiliyetlerini bilenler tarafından kendilerine sızdırılan sahte belgelerle yargısız infaz görevlerini yaparak, gazetecinin sahip olması gereken şereften yoksun olduklarını kanıtlayanlar şimdi de, iddianameyi bahane ederek, sivil darbe şakşakçılığına soyunacaklar.
Bunların bazılarına kızmak bile gelmiyor içimden, yalnızca acıyorum, yılların biriktirdiği kine karşın İlhan Abisi’ni dövemeyen kimileri şimdi fırsat bu fırsat Balbay’a çullanıyorlar.
2. Ergenekon iddianamesinin yayımlanması üzerine, insanın tüylerini diken …
Merkez Bağlar ilçesi Koşuyolu Caddesi’nde 12 Eylül 2006 günü meydana gelen ve 7’si çocuk 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırının planlayıcısı ve eylemi gerçekleştirdiği gerekçesiyle tutuklanan H.T, Emniyet Müdürlüğündeki sorgusunun ardından adliyeye çıkarıldı.
Cumhuriyet savcısına ifade veren H.T, tutuklama istemiyle sevk edildiği nöbetçi mahkemece, “Terör örgütüne üye olmak”, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” ve “Tasarlayarak adam öldürmek” suçlarından cezaevine gönderildi.
“KİMSEDEN BOMBA EĞİTİMİ ALMADIM”
Cezaevine konulan H.T, ifadesinde, çocukluğundan bu yana patlayıcılara karşı ilgisinin olduğunu belirtti.
Okul yıllarında fizik ve kimya derslerinde çok başarılı bir öğrenci olduğunu, problemleri çözme konusundaki başarısının öğretmenlerini dahi şaşırttığını …
Anlaşılan birileri Cumhuriyet’teki yazılarımdan ve yayımladığım kitaplarda savunduğum fikirlerden fazlaca rahatsız olmuş. Ben neleri yazmış, neleri savunmuşum?
-Gerçek demokrasi “katılımcı demokrasiyle olur” diyorum, nedeni çok açık; halkın kendini yönetebilmesi için örgütlenme özgürlüğünün bulunması gerekir. Yıllar yılı yazdığım makale ve kitaplarımda bunu işledim.
-Dış ilişkilerde, “dengesizlik ve tek yanlılık yerine dengeyi savundum”. Çağdaş demokrasinin ve ayakta kalabilmenin temel kuralıdır bu.
-AB ile ilişkilerde tek yanlı ve sömürgeci düzenlemelere karşı çıktım, “AB darbecilerine karşı” direndim. 1994-97 döneminde Ecevit, M. Yılmaz ve Abdullah Gül benim düşüncelerimi desteklediler.
-Bu görüşlerimi konferanslarda …




(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)