Asıl mücadelesini işbirlikçilere karşı verdi
Yıl 1919… Nisan’ın 30’u… Osmanlı’nın sevk ve idaresini fiilen İngilizlere devreden Padişah Vahdettin ile Damat Ferit hükümeti, Samsun ve havalisinde Pontusçulara karşı mücadele eden Türk halkının amansız direnişini kırmak için bölgeye bir heyet göndermeyi kararlaştırır. Mustafa Kemal, 9. Ordu müfettişliğine atanır ve 17 kişilik heyetle birlikte Samsun’a gönderilmesi kararlaştırılır. İşgal altındaki İstanbul’da Kurtuluş savaşı başlatmanın imkansız olduğuna inanan ve Anadolu’ya geçmenin yollarını arayan Mustafa Kemal, görev verilir verilmez, 16 Mayıs 1919’da kurmay heyetiyle beraber Bandırma vapuruyla İstanbul’dan yola çıkar. Kızkulesi açıklarında işgal donanması tarafından didik didik …
Türk Ulusu aleyhine yüzyıllardır hazırlanan bir yok etme planına karşı, ulusu ile onurlu bir direniş destanı yaratan, yurt kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN Samsun’a çıktığı gün olan 19 Mayıs1919 tarihinin üzerinden tam 90 yıl geçti.
Ulusal bağımsızlığımızın temellerinin atıldığı büyük bayramımız kutlu olsun!
Yüce Atatürk, ulusun coşkulu devrim hamleleriyle sinmek zorunda kalanların bir gün bu ateşin sönmeye, duraksamaya başlaması halinde, devrim taraftarlarını mahkum etmek için fırsat kollayacaklarını söylemiş ve olası tüm tehditlere karşı Cumhuriyeti gençliğe emanet etmiştir.
Nitekim gelinen noktada Lozan’ın intikamını almak, ikinci Sevr’i uygulamak, Türkiye’yi emperyalizmin egemenliğine sokmak isteyen dış …
Zafer Üskül’ün, “Anayasa’dan Atatürk milliyetçiliğini çıkaralım” sözleri, daha eski bir tartışmayı hatırlattı!
Foreign Affairs dergisinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Avrupa Birliği’ne bakışıyla ilgili ortak bir makale yayınlayan üç yazar; Ersin Aydınlı, Nihat Ali Özcan ve Doğan Akyaz, “AB süreci, ordunun Türkiye’ye dönük tehditleri bertaraf etmeyi amaçlayan ideolojisini sürdürme gereği duymadığı bir noktaya gelirse, TSK Kemalizmi de yeniden tanımlar” ifadesini kullanmışlardı!
***
Aslında “Egemenlik kavramı değişmiştir” veya “Egemenliğin devri tartışılmalıdır”, hatta “TSK’nın Avrupa Birliği’ne karşı olduğunu söyleyeni Allah çarpar” gibi sözler, bu tanımlama girişiminin yeni bir şey olmadığını göstermektedir.
Bu yönelimin gerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, gerek …
Biliyorsunuz.
Türkiye’deki dinci gruplar ve bunların medyası yıllardır Atatürk’ün ölümüyle ilgili hep bir yalanı dile getirirler:
Atatürk’ü içki öldürdü!
Doğru olmadığını söylersiniz…
Resmi belgeleri gösterirsiniz…
Yok hayır dinlemezler.
Papağan gibi tekrar ederler: Atatürk çok içki içtiği için vefat etti.
Dayanamayıp sorarsınız; nereden biliyorsunuz?
Hemen yanıtlarlar, “siroz hastası değil miydi?”
Açıklarsınız, sirozun alkolden kaynaklandığı bir şehir efsanesidir.
İnanmazlar.
Peki dersiniz, “Mehmet Akif neden öldü biliyor musunuz?”
Çıt çıkarmazlar. Kem küm ederler.
Sirozdan dersiniz. İnanmazlar. Öyle ya sirozun içki içmekten kaynaklandığını sanıyorlar ya! Eh Mehmet Akif içmediğine göre nasıl sirozdan ölebilirdi?
Cahil oldukları için dalga da geçersiniz: Belki gençliğinde çok içtiğinden dolayı olabilir mi?
(Ne yazık ki …
Artık bir gerçek iyice su yüzüne çıktı.
Gündemde ne varsa “Ergenekon organizatörleri” ilgili ses bandını vs hemen yandaş medyaya sızdırıyorlar.
Yandaş medyada sızdırılan bilgiyi hemen manşetine taşıyor.
Bu durumu ilk başlarda kamuoyu pek anlamıyordu. herkesin kafasında “acaba” sorusu vardı.
Ancak…
Artık yapılanların psikolojik savaş metodu olduğu net olarak ortaya çıktı.
Peki hala göze sokarcasına bunu yapmaya neden devam ediyorlar?
Aslında yaptıkça batmıyorlar mı? Farkında mı değiller?
Hayır.
Sebep kaybettiklerine inanmaları. Bunu gördükçe daha da azgınlaşıyor, daha da kabalaşıyorlar!
Neden kaybettiler?
Bir kere Silivri mahkemesi sanıkları teker teker salıvermeye başladı.
İkincisi 29 mart seçimlerinde aldıkları hezimet; halkın Ergenekon masallarına inanmadığını ortaya çıkardı.
Üçüncüsü TSK …
Haftalardır yandaş medya yazmadığını bırakmadı.
Tehditler bile savurdu.
“Fişleneceksiniz. Gözaltına alınacaksınız” denildi
Yani insanları korkuttular.
Ancak Tandoğan Meydanı’nda yandaş medyanın hiç ummadığı bir kalabalık toplandı.
Ankara’da yüzbini aşkın insan toplandı.
ADD’nin en başta Ergenekon Soruşturması’nı protesto etmek için gerçekleştireceği mitinge, demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek odaları ve üniversitelerin ve çok sayıda vatandaş destek verdi.
Miting alanına gelenlerin, Türk bayrakları ve Atatürk posterlerinin yanı sıra “Vatan toprağı kutsaldır”, “Laiklik adam olmaktır”, “Ya istiklal ya ölüm”, “Yargıya uzanan eller kırılsın”, “Türkiye laiktir laik kalacak” yazılı pankartlar taşıdıkları görüldü.
Katılımcılar, Tandoğan Meydanı’na, oluşturulan kontrol noktalarından kapsamlı üst araması yapıldıktan sonra alındı.
Miting sırasında …
İSLAM âleminin son halife adayı Fatih Sultan Recep, birincil savcısı olduğu Ergenekon için geçenlerde“Birbiriyle alakasız gibi görünen sorunların hangi kirli ellerle kördüğüm haline geldiğini görüyorsunuz” demişti.
Birbirini tanımayan kişilerin, birbiriyle bağlantısı kurulamayan olayların aynı “terör örgütü” içinde bir araya getirilmesi gerçekten bir kördüğümdü ama sultan hazretlerine göre kördüğümün çözülmesinde çoğu gitmiş azı kalmıştı ve herkes kurulmakta olan partizan polis devleti kervanına katılacaktı!
Fakat şu işe bakın ki kördüğüm bir ucu polisin daha doğrusu f tipi polisin ayağına dolandı!
12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekondunun çatısında bulunduğu açıklanan ve Ergenekon dalgalarının“birinci cephaneliği” sayılan 27 el bombası, polisin elinde patlamışa benziyor! …




(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)



(ortalama 5.00 üzerinden 5 oy aldı)