Anasayfa » haber
Orhan Gökdemir/habercem.com.tr
27 Ekim 2009
453 defa okundu
1 Yorum
| Kolera ile veba arasında zor seçim… |
 |
| AKP hükümetini yıkmak için hazırlandığı iddia edilen ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ ile birlikte bir de ‘Bilgi Destek Planı’ da ortaya çıktı biliyorsunuz. Yayınlandı çarşaf çarşaf. Asimetrik bir düğüm daha atıldı ülkedeki ikili iktidar durumuna. Korgeneral Nusret Taşdeler’in adını taşıyan Eylül 2007 tarihli beş sayfalık belgede 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrası Türkiye’nin durumuyla ilgili tespitler ve değerlendirmeler yer alıyor.
Genelkurmay’ın emri ve bilgisi dahilinde mi hazırlandı yoksa bir cemaat prodüksiyonu mu biz bilemeyiz. Onu Şamil Tayyar’a sorsunlar. Ama her kim hazırladıysa, Türkiye’nin hal-i pürmelali noktasında çok nesnel olduğu belli.
Deniyor ki belgede:
1-Seçimler sonunda milliyetçilik söylemleri ve politikalarının darbe aldığını kabul etmek gerekmektedir. Seçim sonuçları ılımlı İslam’ın bir zaferi olarak kabul görmektedir. Batının İslam karşıtlığının bu kadar yaygın olduğu bir dönemde, İslamist-İslamcı olarak niteledikleri bir hükümeti bu derece desteklemeleri özellikle dikkat çekicidir.
2-Batı tarafından radikal İslam ile mücadele vasıtası ılımlı İslam olarak seçilmiştir.
3- Türkiye’de ılımlı İslam’ı gerçekleştirmek isteyenler amaçlarına ulaşmışlar, Türkiye, Müslüman ülkeler için ‘bir model’ olarak görülmeye başlanmıştır. Bu eğilimi ve ‘İslami Demokrasi’ bağlamında kazanılmış olan ivmeyi, halen gelmiş olduğu noktadan çevirmenin son derece zor olduğu açıktır.
4- 22 Temmuz seçimlerinin bu nedenle Türkiye’nin ılımlı İslam’a dönüştürülmesi gayretleri bakımından bir milat olduğu ve 22 Temmuz’da kazanılmış olan başarının verdiği cesaretle AKP’yi ve destekçilerini daha fütursuz ve cüretkâr davranmaya yöneltebilecek din eksenli yeni bir dönemin ötesinde cumhuriyetin ve milletimizin temel değerlerlerinin aşındırılmasına yönelik bir süreci başlatma tehlikesini ortaya çıkardığını da söylemek mümkündür.
5- 22 Temmuz seçimleri, ayrıca ılımlı İslam’ın kazançları ile bitti denilen Büyük Ortadoğu Projesi’nin tekrar canlanmasını sağlamış, Türkiye’ye biçilen ‘yeni Osmanlı’ rolünün yeniden gündeme getirilmesine yol açmıştır. Ulu önder Atatürk’ün özverili, planlı ve bilinçli gayretleri sonucu cumhuriyetin kurulması ile birlikte başlayan ‘Çağdaşlaşma, Aydınlanma ve Kültürel Değişim Süreci’, mevcut iktidar ve irticai kesimlerinin işbirliği sonucu, çeşitli uzman ve bilim adamları tarafından Ilımlı İslam, Yeni Osmanlıcılık ve Kültürel Geri Dönüşüm Süreci’ veya ‘Karşı Devrim Süreci’ olarak ifade edilen bir hareketle durdurulmuş ve etkisiz kılınmış. Cumhuriyet’in değerleri ve kazanımları hedef alınmaya başlanmıştır.
6-TSK’nın işbirliği yapabileceği kurum ve kuruluşlar azalmaktadır
7- Esas mesele, ılımlı İslam veya demokratik İslam olarak nitelendirilen yeni devlet düzeni içinde cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı TSK’nın, kendisine nasıl bir yer bulabileceği ve burada nasıl barınabileceğidir.
8-TSK’nin halihazırda siyasi gelişmeleri etkileme veya yönlendirme imkânının ne olduğu, daha doğrusu, bu imkânın kalıp kalmadığının belirlenmesi de önem taşımaktadır.
Ucunda darbe var mı onu da bilemem ama kaybedilmiş “asimetrik savaş”ın kaybedildiğinin belgesi bu. Fotoğraf ortada, gericilik dimdik ayakta. Ilımlı İslam devleti olmaya doğru dörtnala gitmekteyiz. Kaygı duyanlar, karanlıkta başına geleceklerden korkanlar, çare arayanlar var haliyle.
Darbelere hayır da, bu üstümüze gelen karanlığı ne yapacağız siz asıl onu söyleyin! |
ben bu yazıyı ilk defa bugün okuyorum.20.ağustos.2010 yazıyoruz.üstümüze gelen karanliğı ne yapacağız sorusuna ben şöyle cavap vermek istiyorum. karanlık sizi hangi pozisyonda,hangi koordinatlarda hangi fiziki ve ruhi durumda hangi yaşta yakalamışsa yapacaklarınız ona göre değişir.doğu toplumlarında çoğunlukla karanlık ve uzun gecelerde eğer başınızın üstünde bir dam varsa ve erzak deponuz doluysa,yakacak tedarikiniz tamamsa masallar anlatılır.anılar tazelenir,geçmiş güzel günler varsa yad edilir.ölmüşler konuşulur…uzun uzun uyunur,bol bol rüya görülür,çiftleşilir mümkünse.sokakta yakalanmışsanız karanlığa,düz yolda iseniz sürüne sürüne sığınacak bir kovuk ararsınız,bulursanız sığınır,beklersiniz.merdivenli bir yerde,yokuş tepe bir arazide iseniz,olduğunuz yerde kıpırdamadan oturur beklersiniz..denizde iseniz.akıntıya bırakırsınız kendinizi.uçar halde iseniz çakılmanız mukadderdir.istatistiki tecrübelere göre er veya geç karanlijk yerini aydınlığa bırakıyor…karanlıktan arta kalan ne varsa insanlar onunla yaşamayı sürdürüyorlar bir şekilde.mükemmel diye birşey yok.anlam diye birşey yok.amaç yok,fail yok,gerçek yok…bir devr-i daimdir sürüp gidiyor,geceler gündüzleri,gündüzler geceleri,doğumlar ölümleri ölümler doğumları takip edip gidiyor…en karanlık gece diye insanlığın hatırladığı bir gece var.bir auschwitz gecesi.öyle bir geceymiş ki ölmeyip sağ çıkanlar vede o gecenin şafağında o mahalli gözleriyle görenlerden bazıları artık allah bir daha insanların yüzüne bakamaz demişler,ama bakıyor hala ve bazılarına yine yürü ya kulum diyor onlar da yürüyorlar…bazıları artık bir daha hiçbir dilde hele hele almancada şiir yazılamaz demişler…yazılıyor hemde şakır şakır…hayat böyle birşey,kendine gem vurmaya kalkan herşeyi her fikri ezip,yıkıp geçiyor ve yoluna gidiyor.ben yaşlı,hasta bir insanım.kendim için beklentilerim 3 gün yatak 4. gün toprak ile kısıtlıdır.önümüzde yayılan geceden sağ çıkma ihtimalim yok denecek kadar azdır.bu gecenin kenarında durmuş ve üstlerine gelen karanlığı dehşetle izleyen ve onu atlatma ihtimali yüksek olanlara aziz paul’un şu cümlesini hatırlatmak isterim;”bilinmezlerle dolu görünen bu karanlık camın ardında inancın yanında umut ve aşk da vardır ve içlerinde en güçlü olan aşk’dır”…bana en büyük destek veren cümlelerin başında geliyor bu cümle…inancınızı kaybedebilirsiniz umudunuzu kaybedebilirsiniz çünkü bunlar kazanılan,üretilen,türetilen ve tüketilen şeylerdir kaybedilebilirler de…varsalar iyi olur ama yoksalar yok olmazsınız ama aşk eğer bunu bir kere içinizde hissetmiş iseniz bitti…artık o sizi hiç terketmez,siz ondan vazgeçemezsiniz,atamazsınız satamazsınız…sizden güçlüsü yoktur hayatta gece olsun gündüz olsun,nerde nasıl olursanız olun …eğer soruya bir katkım olduysa ne mutlu bana…
Lütfen konuyu yorumlayın!