MUSTAFA KEMAL’İN ÜLKESİNDE NATO DORUĞU TOPLANAMAZ!
NATO, 2. Paylaşım Savaşı(2. Dünya Savaşı) sonrasında, dünya iki kutba ayrıldıktan sonra, soğuk savaş başlangıcında Varşova Paktı’na karşı(Komünizmle mücadeleye karşı) kurulmuş bir örgüttür. 1990′ların başında Varşova Paktı çökmüştür. Varlık nedeni olan Varşova Paktı’nın çökmesinden sonra NATO’nun da doğal olarak dağıtılması gerekirdi.
Ancak emperyalist güç odakları, NATO’nun dağıtılmasına izin vermemişlerdir ve rotasını kendilerine pazar yaratmak için ulus devletleri çökertme, yok etme ve ortadan kaldırmaya yönlendirmişlerdir. Bugün NATO bir pakt olmaktan çıkmış; tamamen Amerikan emperyalizminin çıkarlarına hizmet eden ve mazlum milletlere ölüm kusturan bir silah makinesi haline gelmiştir. Yugoslavya , Irak ve Afganistan ulus devletleri bu noktada canlı birer örnektir. Sırada başka ulus devletlerin olduğu da herkes tarafından bilinmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti, 1950′lerin koşullarında (bedel olarak Kore’de şehitler vererek) NATO’ya girmiştir. O günden bugüne, Türkiye Cumhuriyeti gücü oranında NATO’ya bir çok maddi ve manevi katkıda bulunmuştur. Ancak aynı özveriyi bu kuruluş Türkiye Cumhuriyeti’ne hiçbir zaman göstermemiştir. Tam tersine, gerek 1964 Kıbrıs olaylarında, gerek 1974 Kıbrıs Harekatı’nda, gerek Ermeni terör örgütü ASALA’nın Türk diplomatlarına karşı dünya çapında gerçekleştirdiği suikastlarda, gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin eli kanlı terör örgütü PKK ve onun bugünkü güncelleştirilmiş uzantıları olan KON(T)GRA-GEL’e karşı yıllarca yürüttüğü haklı davasında, yalnız bırakmakla kalmamış; düşmanca bir tavır takınmıştır.
Çok uluslu şirketlerin(ÇUŞ) silahlı güç makinesi haline gelmiş bugünkü NATO ve onun taşeronluğuna soyunan Corç Buş, (George W. BUSH) Ortadoğu’da, Kafkaslarda ve Afrika’nın kuzeyinde zengin petrol yataklarını, doğalgaz yataklarını ve bütün zenginlikleri ele geçirmek için demokrasi, insan hakları ve kadın özgürlükleri yaftalarıyla başta Ortadoğu’nun Müslüman-mazlum milletleri olmak üzere, bütün dünyayı kültürel, siyasal ve ekonomik olarak bombardımana tutmuştur. “Haçlı seferi” naralarıyla Irak’ı işgal ederek kadın, çocuk, yaşlı demeden havadan bombalar yağdırarak on binlerce Iraklıyı hunharca ve acımasızca katletmiş; vatanlarını savunanları tarihte eşi benzeri görülmemiş işkence tezgahlarından geçirmiştir. İnsanoğlunun en temel hakkı olan yaşama hakkını elinden almıştır. Koca bir ülkeyi ve uygarlığın, tarihin merkezi olan Bağdat’ı kovboyların ilkel düşünce kurgusuyla yerle bir etmiştir.
Corç Buş’un (George W. BUSH) ülkemizdeki taşeronu ise efendisiyle birlik olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik, sosyal ve üniter yapısını bombardımana tutmaktadır. Bu taşeron, Cumhuriyet’in bütün kazanımlarını ve değerlerini efendisiyle birlikte zayıflatmak, yok etmek ve ortadan kaldırmak için var gücüyle çalışmaktadır. Bölge insanı, Diyarbakır’ı Ortadoğu’nun yıldızı yapacağını söyleyen Corç Buş ve onun taşeronunun Bağdat’ta neler yaptığını görsün; bu insanlık ve uygarlık düşmanlarını iyi tanısın.
Çok uluslu şirketlerin taşeronu, ulus devletlerin ve mazlum doğu milletlerinin düşmanı, bizi yok etmek isteyen emperyalizmin ve yutmak isteyen kapitalizmin ağababası Corç Buş, ülkemiz topraklarına kirli ve kanlı ayaklarını basmış bulunmaktadır. (Talihsizliğe bakın ki aynı kirli eller Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün mozolesine çelenk bırakacaktır.) İçerdeki taşeronuyla birlikte Ortadoğu’yu paylaşmak, Büyük Ortadoğu Projesi’ni tartışmak ve kararlaştırmak için İstanbul’da bir NATO doruğu toplantısı planlamışlardır. Çok uluslu şirketlerin(ÇUŞ) taşeronu, insanlık suçlusu Corç Buş ve şürekasının ülkemizde bulunmaları nedeniyle trafik altüst olmuş, bombalar patlamış, bir polisimiz ağır yaralanmış ve dört vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bütün bunlardan Corç Buş’un içerdeki taşeronu sorumludur. Bunun hesabını bir gün mutlaka Türk Ulusu’na verecektir.
Türkiye’nin ‘Zinde Güçleri’ne sesleniyoruz:
Onurlu ve bağımsız yaşamanın gereği olarak, olabilecek her şeyi göze alıp, Corç Buş ve şürekası, hemen tutuklanmalı, başlarına çuval geçirilmeli ve Yüce Türk Mahkemeleri’nde bir insanlık suçlusu olarak yargılanmalıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.27/06/2004
Dr. Rıza GÜL
ADD Diyarbakır Şube Başkanı













Lütfen konuyu yorumlayın!