Kemalizm’in Yorulmaz Militanı-Özgür Anafartalar | Diyarbakır ADD
Anasayfa » Kemalizm, yanalan

Kemalizm’in Yorulmaz Militanı-Özgür Anafartalar

14 Ekim 2008 89 defa okundu Yorum Yok

Dr. Rıza Gül… Rıza Hoca…

Hocamız!

O;

Her şeyden öte bizim arkadaşımız, yoldaşımız, babamızdı…

O;

Sıradan bir öğretim üyesinden,

Sıradan bir dernek başkanından,

Sıradan bir insandan daha öte, daha ileri…

Öğrencilerine ve dâvâ arkadaşlarına sürekli örnek olan bir önder;

Ufkun ötesini Mustafa Kemal gözlüğüyle gören militan bir Kemalist;

Kalpaksız bir Kuvayi Milliyeci, tam bağımsızlıktan yana olan bir yurtseverdi.

O;

21. Yüzyılın emperyalist soytarılarına ve ajanlarına karşı hep dik durdu…

O;

Türkiye Cumhuriyeti’nin direnç noktalarını hedef alan emperyalist ajanların, yurdumuzda pervasızca cirit atmalarına izin verenlere öfkeyle dedi ki:

“80 yıl önce yedikleri şamarın acısını unutamayan, sindiremeyen emperyalist güçler, bugün Türk Ulusunun karşısına küreselleşme yalanları, AB çıkmazları, IMF dayatmaları ile çıkıp, yanlarına yeni Ali Kemalleri; yani numaracı Cumhuriyetçileri; Damat Feritleri; yani AB treni çığırtkanlarını, etnik bölücüleri ve kökten dincileri de alarak, Sevr ruhunu yeniden canlandırmaya çalışmaktadırlar.

Emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileri, altında Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Ulusu’nun imzası bulunan hangi ulusal yapıt varsa tek tek çökertmekte ve yabancılara peşkeş çekmektedir.

Brüksel’den kalkan uçaklar nedense hep Diyarbakır’a iniyor. Uçaktan inen bu “herze”ler Türkiye coğrafyasını etnik yapılara göre adlandırıyorlar; nevruz kutlamalarına katılıyorlar; yerel giysiler giyinip yeşil kırmızı bayraklar sallayarak “biji apo” diye bağırıyorlar. Bağırsınlar, demokrasi var. Acı olan bu “herze”leri Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi kurumları “Devlet Protokolü” ile karşılıyor; hediyeler sunuyor. Avrupa Birliği’ne gireceğiz ya?! Yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun…”

O;

Türk Devleti’nin içinde bulunduğu acziyete ve onu aciz duruma düşürenlere:

“Günümüzün Damat Feritler’i Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ve güzel bir kenti olan, yiğit ve güzel insanların harmanlandığı Diyarbakır’ı nedense Türkiye Cumhuriyeti’nin değil de “Ortadoğu’nun yıldız kenti” yapmak istiyor. Bu ne anlama geliyor? Hâlâ anlamış değiliz. Yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun…” diyerek dile getirdi.

O;

Sevr paçavrasını yeniden ve güncelleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne koyan parlamenterlere ve bu parlamenterlere ses çıkarmayan etkili ve yetkili kişilere öfkeyle ve nefretle;

“Türkiye, Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün yırtıp attığı Sevr’i kabul ederse, Türkiye Cumhuriyeti, diye bir ülke ortada kalır mı? Bu ülkenin sözde aydınları susuyor, akademisyenleri susuyor, sözde siyasi erki susuyor; herkes susuyor. Yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun…” diye bağırmış…

O;

Ülkemizdeki ve bölgemizdeki temel sorunun kaynağının Avrupa Birliği ve Batı olduğunu “Türkiye’ye ve onun kurucusu Büyük Atatürk’e dil uzatan, saldıran bugünkü batılı emperyalist ülkelerin “fitne, fesat ve şer ocağı” AB, dün bütün dünyayı iliklerine kadar sömürerek yer yuvarlağındaki birçok halkı soykırımdan geçirip yok etmiştir. Bugün AB adı altında toplanan emperyalist güç odakları silah üretiminde dünyada birinci sıraya yerleşmiştir. Bu silahları satabilmek için dünyanın yoksul halklarını birbirine düşürmekte, kırdırmakta ve kendilerine pazar yaratmaktadırlar. Bunun için ajanları, insan hakları ve demokrasi savunuculuğu, adı altında sık sık bölgemizde dolaşmakta ve insanlarımızı birbirine düşürerek düşman yapmak istemektedirler. Bölge insanımız teknoloji kullanan bu ilkellerin ve insanlık düşmanı barbarların oyununa gelmeyecektir; bugün Bürüksel’den, Vaşington’dan, Londra’dan, Telaviv’den ve Vatikan’dan beslenenler, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında rahatça dolaşmakta; Türkiye Cumhuriyeti’nin direnç taşları bağlanmak istenmektedir. İçte ve dışta Atatürk, Cumhuriyet, uygarlık, çağdaşlık, aydınlanma düşmanları şunu iyi bilsinler ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağlamak istedikleri taşları harekete geçerse kimin altında kalacağını bugünden yarına hiç kimse bilemez, kestiremez ve hesap edemez. Karen Foglar, Günter Verhugenler, Kılodyo Rotlar, Kıris Patenler ve onların içerideki uzantıları ve işbirlikçileri Türkiye Cumhuriyeti’nin Müdafaa-i Hukuk ve Kuvayi Milliye ruhunu unutmasınlar.” diyerek halkını uyarma görevini yerine getirmiş.

O;

Emperyalistlerin güdümünde Kıbrıs’ı pazarlayanlara, Türk ekonomisini çökertenlere, Cumhuriyet’in kazanımlarını özelleştirme adı altında çok uluslu şirketlere peşkeş çekenlere, sosyal adaleti yaralayıp halkı yokluğa, yoksulluğa, işsizliğe ve açlığa tutsak edenlere,” kahramanlığın, onurun, yurtseverliğin ve tam bağımsızlıkçı düşüncenin ölümsüz örneklerini vererek; Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını; Türk Ulusu’nun birlik ve bütünlüğünü; Atatürk’ün tam bağımsızlık anlayışını; Atatürk’ün İlkelerini ve Cumhuriyet Devrimleri’ni, aydınlanmayı, laikliği ve çağdaşlığı savunmuş…

O;

Komşumuz Irak’ın A.B.D. tarafından özgürlük, demokrasi ve insan hakları getirme adı altında işgal edilmesine karşı: ” Amerika Birleşik Devletleri henüz “devlet olma bilinci”ne erişmemiş kovboyların yönettiği yasa, yönetmelik ve etik değerler gütmeyen ve gözetmeyen ilkel insanlar topluluğudur,” diyerek tepkisini dile getirmiş.

O;

Komşumuz Irak’ın kuzeyinde bulunan 11 irtibat subayımızın A.B.D’nin şeref yoksunu askerleri tarafından en aşağılık şekilde başlarına çuval geçirilmek suretiyle esir edilmelerine: “Amerika Birleşik Devletleri, şunu çok iyi bilsin ki esir almış olduğu 11 Türk askeri, “Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir”, “Ya istiklal ya ölüm,” diyen Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ ün askerleridir. Mustafa Kemal’in askerleri savaşır, yener, yenilir; şehit olur, gâzi olur; ancak asla esir alınmaz ve esir olmaz! Türk askerini esir almak cüretini gösterenler, Türk Ulusu’nun 5 bin yıllık tarihine iyi baksınlar. Oralarda Çanakkale Destanlarını, Sakaryaları, Dumlupınarları görürler. Amerikan emperyalist güçleri ağabeyleri olan İngiliz emperyalist güçlerinin Kurtuluş Savaşı’nda başlarına gelenleri hiç unutmasınlar.1919′da bir tek Mustafa Kemal Atatürk vardı; bugün 70 milyon Atatürk vardır,” demiş…

O;

“Milliyetçiliği/ulusalcılığı” Türkiye’nin yeni tehdit algılaması olarak gören aymazlara,

“Ağızlarından “demokrasi, insan hakları, özgürlük” sözcüklerini düşürmeyen iç ve dış odakların bu vatan evlatlarının genç yaşlarında toprağa düşmeleri karşısında neler söyleyeceklerini Yüce Türk Ulusu bilmektedir; ancak bugün “milliyetçiliği/ulusalcılığı” Türkiye’nin yeni tehdit algılaması olarak gören aymazlara, sapkınlara ve hainlere Yüzbaşı Hasan Hatıl, Astsubay Faruk Kaya ve Astsubay Cengiz Gülcü, Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının canları pahasına kurdukları Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekâsı ve Yüce Türk Ulusu’nun geleceği için canlarını feda ederek gereken yanıtı vermişlerdir,” diyerek yok edilmeye ve nerde görülürse eleştirilmeye çalışılan Türk milliyetçiliğini, antiemperyalist bir bilinçle ve devrimci bir kimlikle savunmuş…

O;

Belki de yoksulluktan gelmenin etkisiyle “köy” diyordu…

“Köylü” diyordu…

Yoksul çocuklar… Öksüz çocuklar diyordu…

O;

Vatan diyordu…

Cumhuriyet diyordu…

Halk diyordu, halkçılık diyordu…

Ama…

Her şeyden öte “tam bağımsız Türkiye” diyordu…

Halkının hiç kimsenin boyunduruğu altında esir; hiç kimsenin yanında aç kalmamasını,

Türkiye’nin tarikatlara, din tacirlerine ve yobazlara kalmamasını istiyordu.

“Mutlaka olacak, olmalı” diyordu…

O;

“Bu ülkenin zeki gençlerini yıllar yılı sol-sağ, Türk-Kürt, Alevi-Sünni kavgalarında toprağa düşürdüler, bundan ders almak da, bunun hesabını sormak da anti-emperyalist ve devrimci kimlikle yetişmiş geleceğin Kemalist gençlerine düşmektedir…” diyerek Türkiye’yi geleceğe taşıyacak gençlere seslenmiştir.

O;

Olmayanı, olması gerekeni yaşıyor ve bizlere yaşatmaya çalışıyordu. Kemalizm’i yaşıyordu. Ve “okuyun” diyordu. “Okumazsak ve yazmazsak yokuz!” diyordu.

Kemalistleri, yurtseverleri ansızın yalnız bırakarak, yaşamındaki tek bencilliği yaparak sonsuz dinlenmeye çekilen Kemalizmin militan savaşçısı, gözün arkada kalmasın!

Arkada bıraktığın binlerce öğrencin ile Türkiye’ye yeni Mustafa Kemaller bırakan değerli Hocam, yerin o çok sevdiğin “Gâzi”nin yanı olsun!

Sen,

Belki çoğu kişinin korktuğu ölüm için:

“Gelecek ve utku, tarihte ve bugün ölüm korkusunu yenmiş olan Yüce Türk Ulusu’nun kahraman evlatlarının olacaktır!” demiştin…

Gittin…

Gidişin bizi üzdü fakat asla umutsuzluğa sevk etmedi.

Çünkü sana göre umutsuzluk bizim sözlüğümüzde olmayan bir kavramdı.

Asla umutsuz değiliz ve sana yani “Tam Bağımsız Türkiye” ülküne durmadan, yorulmadan koşacağımıza;

Sana vefasızlık edenlerden hesap soracağımıza;

Türkiye’yi ve halkımızı borç batağına sürükleyip yoksulluğun acımasız ellerinde tarikatlara ve bölücülere ortam yaratanlara Türkiye’yi dar edeceğimize,

Bize bizdenmiş gibi görünüp, bizi sırtımızdan hançerleyenlerin dünyalarını başlarına geçireceğimize;

Ordumuzu yıpratmak için Taraflar oluşturanların hesabını soracağımıza

Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve Türk Tarihi önünde senin huzurunda ant içeriz!

Son sözü de yine sana bırakıyoruz:

“1920′lerde, “uzun bacaklı ve içerdeki işbirlikçi uşakları”na karşı savaşı Atatürk kazandı.

Bugün de savaşı,

Koşullar ne kadar çetin ve olumsuz olursa olsun,

Atatürk kazanacaktır!”

1 oy2 oy3 oy4 oy5 oy (3 kişi oyladı, ortalama: 5 5)
Loading ... Loading ...


Lütfen konuyu yorumlayın!

Yorumunuzu aşağıya yazın, ya da geri izleme aracını kendi sitenizden bize linkleyerek verin. Ayrıca yorumlarınızı RSS yoluyla da yapabilirsiniz

Dikkatli dil kullanın, konu içeriğine uygun yazın. Aynı içerikten defalarca gönderimde bulunmayın.

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumlarınızda Gravatar görseli kullanmak istiyorsanız lütfen kayıt olun.Gravatar.