Yazının yeri Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" Kategori
Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »
Birdenbire onuncu yıla ve Atatürk’ün coşku, sevinç, gurur dolu onuncu yıl söylemine geçiliyor. Hani Türkiye’de her şey berbattı, perişandı, Atatürk’ü kandırmışlardı? Biri yalan söylüyor. Atatürk mü, Can Dündar ve ekibi mi? Filmin geneline bakarak kararı sizler verin. Yine filmde “devrim çocuklarını yedi” deniyor. Suikastçılara ceza verilmesini “devrim çocuklarını yedi” diye anlatmak yakışıksız bir yakıştırma olur. İttihatçılar davasında idam edilen dört İttihatçıdan biri dışındakiler Anadolu’ya geçmiş, Milli Mücadele’ye katılmış bile değillerdi. Hiçbiri devrimin içinde, yanında yer almadı. Bunlar için de devrimin çocukları demek komik kaçar.
“Devrim çocuklarını yedi” …
Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »
Türk milleti ve uygar dünya Atatürk’ü sonsuzluğa acı ve saygı içinde uğurladı
Gelelim son bölümde yer alan bilgilere. 3 paket sigara içiyormuş. Sigara o dönem zararı bilinmeyen, genel bir alışkanlık. Sigaranın yasaklandığı bilinçli bir dönemde bu konunun altını çizmemek daha doğru, daha eğitici, daha güzel olmaz mıydı?
Her gün bir büyük şişe rakı içiyormuş. Kim diyor bunu? Bir kişi: Sofracı, yani garson Cemal Granda. Cemal Granda anılarını gazeteci Turhan Gürkan’a parça parça anlatmış. Kitabın başında Granda’nın eliyle yazdığı bir notun klişesi var. Bu not Cemal Granda’nın imla, anlatım, bilgi …
Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »
Kadın düşkünü deyimi de çok rahatsız edici. Türkçede bu saygılı, edepli bir deyim değildir. Kaba, hesapsız, ham, paldır küldür bir anlatım. Hiçbir ciddi kitapta kadın düşkünü gibi bir nitelemeye rastlamadım. Herhalde Katolik papazı gibi kadınsız yaşamamıştır. Ama hayatın bu çok özel yanının mahrem kalmasına özen gösterdiği anlaşılıyor. Nöbet defterlerinde ve anılarda bu konuda bir bilgi yer almıyor. Bu çok özel konuya ona uyarak, aynı saygıyı göstermek doğru olmaz mıydı? Böyle bir dedikodu üslubunun bir Atatürk belgeselinde ne işi var? Aktarılmamış ne kadar çok olumlu, güzel, yol gösterici düşünce, duygu, olay, …
Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »
Araştırmayanlar, bu konulardan elini, dilini çeksin; çocuklarımızın aklını kirletmesin
Bilmeyenler anlatmasın
32. GÜN İÇİN KISA BİR NOT
32. Gün bir açık oturum gibi oldu. Sayın Mehmet Ali Birand’ın oturum yöneticisi olarak tarafsız olması gerekirdi. Genç yardımcısını ve filmi korumak için çaba gösterdi. Dostluğu anlarım ama kurallar dostluktan daha önemlidir. Çok mütevazı bir açıklamada bulunmama izin veriniz. Yaşayan eski bir iki yayıncıdan biriyim. Yayın türlerinin kurallarını ilk kez yazılı olarak saptayan, açıklayan da benim. Bu tür programları yönetenlerin tarafsızlığı programa güvenilirlik ve düzey sağlar. Bu hususu belirtmeden geçemedim.
Sayın Baskın Oran’ın programa niye katıldığını anlamadım. …
Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »
Bizi affet
Ey sevgili Atatürk!
Sana padişah/halife olman teklif edilmişti. Kabul etseydin haremin olacaktı, hazinen olacaktı, sarayların olacaktı, mutluluk ve keyif içinde bir ömür sürecek, içkini (afiyet olsun!) sarayında, gizli içeceğin için kimse de bu konuda olur olmaz konuşmayacaktı. Ama sen bu teklifi elinin tersiyle ittin. Milletinin geleceği için devrimler yolunu açtın. Bu nedenle kaç kez ölüm tehlikesi atlattın, iftiralara uğramayı göze aldın. İstedin ki yurttaşların bağımsız olsun, ilkellikten, bilgisizlikten, onursuzluktan, yoksulluktan, hurafelerden, din ve çıkar sömürücülerinden kurtulsun, ilerlesin, gelişsin, her alanda kalkınsın, ortaçağdan çıksın, çağının ve hayatın güzelliklerini paylaşsın, dilediği gibi …


