Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" | Diyarbakır ADD
Anasayfa » Arşiv

Yazının yeri Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" Kategori

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA", ustalan »

[21 Aralık 2008 | 1 yorum | 245 defa okundu]
Turgut Özakman Can Dündar’ın ‘Mustafa’sını Cumhuriyet İçin Kaleme Aldı

 

Bu yazıyı Mustafa filmi hakkındaki düşüncelerimi genişçe açıklamak, Can Dündar’ı bir kez daha uyarmak ve özellikle öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi bilgilendirmek için yazıyorum.

‘Can’ın reklam kokan yazısından rahatsız oldum’
CAN’A GÜVENİM SOLUP GİTTİ
Düz bir çizgi halindeki ‘Mustafa’da Atatürk’ün emperyalizmle mücadelesinden hiç söz edilmiyor
‘Mustafa’ bir Can Dündar filmi; amacı gerçeği anlatmak olan belgesele uymuyor.Yanlış, çarpıtma, sulandırma var

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 29 defa okundu]

Bu yazıyı Mustafa filmi hakkındaki düşüncelerimi genişçe açıklamak, Can Dündar’ı bir kez daha uyarmak ve özellikle öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi bilgilendirmek için yazıyorum
Mustafa filminin 28 Ekim Salı günkü Ankara galasına, erteleme şansımın olmadığı bir toplantı nedeniyle katılamadım. Cumhuriyet haftası dolayısıyla 1 Kasım’a kadar her gün doluydum, filmi izleyemeden, kitap fuarına ve bazı etkinliklere katılmak için İstanbul’a gittim. Film hakkındaki tartışmalar başlamıştı. Tepki giderek yoğunlaşıyordu.
Programım öyle sıkışıktı ki İstanbul’da fırsat bulup filmi göremedim. Görüşümü soran değerli yayıncılardan, filmi izleyemediğimi söyleyerek af diliyordum.
Filmi izlemediğimi bilen sevgili Uğur Dündar, Atatürk ve Milli Mücadele hakkındaki yalan ve yanlış …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 17 defa okundu]

Perşembe sabahı, daha gazetelere bakamadan, telefonum art arda çalmaya başladı. Can Dündar’ın Milliyet gazetesinde bir gün önce filmi birlikte izlediğimizi anlatan bir yazısının yayımlandığını bildiriyorlardı. Yazıdan filmi beğendiğim anlaşılıyor olmalı ki ısrarla şunu soruyorlardı: Sahi filmi o kadar beğenmiş miydim?
Yazı, filmi birlikte izlediğimizi gösteren iki de resimle süslenmişti. İlk paragrafışöyleydi: “Geçen gün Turgut Özakman’ı televizyonda bizim Mustafa filminden sahneler üzerinde yorum yaparken görünce çok üzülmüştüm. Çünkü filmi izlemediğini biliyordum.”
 
CAN’A GÜVENİM SOLUP GİTTİ
İddiasına göre ben filmi izlemeden“Mustafa filminden sahneler üzerinde yorum yapmışım”. Oysa evde, söz açılınca, Arena programında sadece bana sorulan yeni, eski …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 42 defa okundu]

Düz bir çizgi halindeki ‘Mustafa’da Atatürk’ün emperyalizmle mücadelesinden hiç söz edilmiyor
Filmin ana fikri yok
Filmin anlatım sanatı bakımından çok ciddi bir eksikliği var: Filmde tema (ana fikir ) yok. Tema, kural olarak, bir yargı cümlesidir. Eser temayı kanıtlamak, anlatmak için var edilir. Tema bütün esere yön verir, konuyu çerçeveler, anlatımı toparlar, sanatsal disiplin altına alır. Mustafa’da genel bir tema yok; denilebilir ki her aşamada değişen temalar, motifler var. Omurgasızlığın, dağınıklığın, eksikliklerin, iç çelişkilerin, konunun gelişip ilerleyememesinin, final coşkusuna yürüyememesinin ana nedeni bu.
Anlatım sanatı, kurallarına uymayanları cezalandırır. …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 12 defa okundu]

‘Mustafa’ bir Can Dündar filmi; amacı gerçeği anlatmak olan belgesele uymuyor
Yanlış, çarpıtma, sulandırma var
- Mustafa bir belgesel film mi?
- Hayır. Bir film bir mektuptan bir parçaya, kahramanın günlüğünden birkaç satıra yer verdiği, bazı belgesel filmlerden yararlandığı için belgesel olmaz. Bunlar küçük küçük, sevimli, ilginç, hoş süsler. Gerçek bir belgesel filmde ilke olarak yanlış, çarpıtma, gerçekleri sulandırma bulunmaz. Gerçeklerle oynanmaz. Belgesel filmin amacı gerçeği, doğruyu anlatmak, belgelemektir.
- Yanlış, çarpıtma, sulandırma var mı Mustafa’da?
- Evet var. Olmasa 32. Gün programında söylemezdim, şimdi de bu …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 12 defa okundu]

- Yeni belgeler, bilgiler var mı filmde?
- Uzun yıllardır tarihimiz okullarda doğru ve yeterli okutulmuyor. Tarihimizi doğru öğrenmediğimiz, okumaya da meraklı olmadığımız için, genel izleyici bakımından birçok bilginin yeni olduğu söylenebilir. Ama bu, değerlendirme çıtasını yerden sadece bir karış yukarda tutmak demektir. Çok değil, biraz tarih bilenler için yeni bir bilgi, belge yok. Sadece iki Fransız gazetesi var. Biri hastalığından söz ediyor. Öteki Atatürk’ü diktatör olarak niteliyor. Birçok olumlu, yüceltici yabancı gazete haberi, yazı, açıklama var, ekip nedense bu yazıyı seçmiş! Filmde bu haksız nitelemeye karşı, kısa da olsa …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 14 defa okundu]

‘Mustafa’da bir milletin kahramanının anısı ve saygınlığı yaralanıyor, incitiliyor; asıl linç bu
Filmdeki gerçek Atatürk değil
- Can Dündar, Hürriyet’te sayın Ayşe Arman’a şöyle diyor: “Benim bildiğim, benim okuduğum adam, bana anlatılan adama uymuyor. Benim oğluma anlatılan da benim bildiğim adam değil.” (9 Kasım, Pazar eki, 8. sayfa) Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
- Can Dündar’ın Atatürk’ü, Mustafa filminde anlattığı Atatürk ise, bu Atatürk’ün gerçek Atatürk’le pek az ilgisi var. Can, Atatürk ve dönemini parça parça incelemiş. Geneli görmemiş. Ormana bakmıyor, ağaç dallarıyla ilgileniyor. Mesela Atatürk’ün laiklik anlayışını din karşıtlığı …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 7 defa okundu]

- Can Dündar Hürriyet’teki Ayşe Arman röportajında diyor ki: “Kimsenin bir Atatürk filmi yapma niyeti yok. Yapsalar 70 yıldır yaparlardı. Kimse bir şey yapma derdinde değil..” Sizce doğru mu söylüyor?
- Konuya uluslararası maceracılardan söz ederek gireyim. Biri Laurence Olivier’nin oğluydu. Allahtan bunlara bir Atatürk filmi çektirilmedi. Yalan yanlış olacağına hiç olmaması daha iyidir. Mustafa filmi bu konuda uyarıcı bir örnek. Bilmeyen, anlamayan, dersine çalışmayan bu konuya elini sürmesin!
Rahmetli Behlül Dal Atatürk’le ilgili beş-altı kısa film yaptı, Devlet Tiyatrosu sanatçıları da oynadı. Zaman zaman televizyonlarda yayımlanıyor.
Kültür Bakanlığı …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | 1 yorum | 32 defa okundu]

Kurtuluş ve çağdaşlaşma
- Can Dündar diyor ki: “Atatürk’ün özel hayatını anlattığımız söyleniyor. Ama aslında film onu anlatmıyor. Başka bir mücadele var Atatürk’ün hayatında, ben onu fark ettim ama.. gelen tepkilere bakıyorum da filme çok yedirememişim.”
- Fark ettiğini söylediği mücadeleyi açıklamayı biraz sonraya bırakalım, önce şu sözlerini konuşalım. Atatürk’ün özel hayatını anlatmıyorsa, filme bazı alışkanlıklarını, bazı nitelemeleri sokuşturmasının nedeni, anlamı ne? Ne kazandırıyor bunlar filme, Atatürk’e, Cumhuriyete, genç kuşaklara, çocuklara?..
İncelikten, denlilikten yoksun bu üslup pek çok insanı incitiyor.
Bazı öğrencilerin filmden etkilenerek söyledikleri Atatürk aleyhindeki sözleri …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 11 defa okundu]

- Atatürk’ü neden anlamakta, anlatmakta zorlanıyoruz?
- Biz dâhisi az bir milletiz de ondan. Bir dâhiyi anlamanın, kavramanın, açıklamanın, yorumlamanın, çözümlemenin, tanımlamanın, betimlemenin acemisiyiz. Deneyimimiz çok az. Biz Fatih Sultan Mehmet gibi bir dâhiyi de gerektiği gibi yorumlayabilmiş, açıklayabilmiş değiliz. Atatürk’ü, tarihin bir döneminde var olmuş ünlü bir asker, bir siyasi lider gibi anlamak ve böyle anlatmak Atatürk’ü hiç anlamamış olmak demektir. Bir dağ gibi yaklaştıkça büyüyor, görme alanımızın dışına taşıyor. F. Rıfkı Atay diyor ki: “Bir fıkrasından, bir hikâyesinden, bir yazı veya Nutuk’undan hemen anladığımızı sandığımız Gazi, aradıkça …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 19 defa okundu]

- Bazı izleyenler, filmde insan Atatürk’ü gördüklerini söylüyorlar..
- Bu kimseler galiba insan kavramını zaaflar karşılığı kullanıyorlar. Atatürk şöyle içki, böyle sigara içerdi vb. deyince bu, insan Atatürk’ü anlatmak mı oluyor? Atatürk’ün gizli saklı bir hayatı yok. Her şeyi bilinir. Birçok kitapta anlatılıyor. Bilmeyen bilgisizliğinden bilmiyor.
Ne var ki bir çalışma, çocuklara da yönelik bir çalışma ise özenli, dikkatli bir dil kullanılması ya da bunların ihmal edilmemesi bir uygarlık gereğidir. Ayrıca, insan zaaflardan, alışkanlıklardan ibaret değildir. Sağlıklı bir kişilikte zaaflar küçücük bir yer tutar. İnsanı insan yapan başka …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 6 defa okundu]

- Bu görgü tanıkları Atatürk’ü nasıl anlatıyorlar?
- Özet olarak aktarıyorum: Zarif, nazik, terbiyeli, dâhi, belleği çok güçlü, gerçekçi, dikkatli, çok çalışkan, ateş altında korkusuzca duran, iyimser, düzenli, temiz giyinen, savaşta bile her gün tıraş olan, her gün yıkanan, görev anında ciddi, genel olarak neşeli, bazen muzip, güzel ve etkili konuşan ve yazan, sanatsever, kadınlara çok saygılı, insancı, çok kitap okuyan, onurlu, vefalı, duygulu, şefkatli, utangaç, sohbetten hoşlanan, doğa âşığı, çocukları seven, halkın arasına karışmaktan hoşlanıp mutlu olan, halkına güvenen, ahlakça demokrat, çağdaşı liderlerin aksine demokrasiyi öven, bütün komşularıyla ve …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 6 defa okundu]

Bir kurtarıcının hayatının anlatılmasına korku filmi gibi başlanması bile açıklanamaz bir tutum
Adı bile Atatürk’e yabancı
- Filmin adını nasıl buluyorsunuz?
- Atatürk’ün adı, ortaokul birinci sınıftan beri Mustafa Kemal’dir. Samsun’a M. Kemal Paşa olarak çıkmıştır. Sakarya Savaşı‘ndan sonra Gazi M. Kemal Paşa olmuştur. Eşi Latife Hanım kendisine ‘Kemal’ diye seslenir. Milli Mücadele sırasında halk, askerlerden, “Kemal’in askerleri” diye söz eder. Bu söylem bugüne kadar gelmiştir. Şimdi benden kitaplarımı imzalamamı isteyenler Kemal’in öğretmeni, Kemal’in öğrencisi, Kemal’in kızı diye yazmamı diliyorlar. Soyadı kanunundan sonra adı Kemal Atatürk olmuştur. Kendisine genel olarak …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 12 defa okundu]

- Gelelim Çanakkale’ye…
- Filmde Sofya’dan sonra Çanakkale Savaşı’na geçiliyor ama pat diye. Filmde diyor ki: “Kendini Çanakkale’de buldu.” Kendini savaşta bulmadı, cephede bir görev alabilmek için Harbiye Nezareti’ne cephede görev verilmesi için ısrarla yazmış, sonunda 19. Tümen’e atanmıştır.
Gelibolu Yarımadası’nın bir çıkarmaya karşı ilk savunma düzenini Atatürk kurmuştur. Liman von Sanders Paşa bu düzeni tersine çevirmiş, kuvvetleri, silahları geriye çektirmiş, bu yanlış, binlerce Türk’ün kanıyla kapatılabilmiştir. Filmde anlamca deniyor ki: “Savaşta, Bulgaristan’da edindiği askeri bilgilerden yararlanacaktı.” Bulgaristan’da askerlik bakımından Atatürk’ün bilemediği, öğreneceği ne vardı acaba? Can ve ekibi anladığım …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 2 defa okundu]

- “İstanbul’da işi ve parası bitince Anadolu’ya geçti” gibi bir cümle var mı filmde?
- Tam anımsamıyorum ama buna yakın bir anlatım var. Salt bu cümle var mı yok mu diye doğrusu filmi bir daha izlemeye katlanamam. Anlaşılan Can ve ekibi, Atatürk’ün Kasım 1918’den Mayıs 1919’a kadarki süre içinde İstanbul’da ne yaptığını bilmiyor. Alev Coşkun’un “Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay” adlı son çalışmasına bir göz atmalarını dilerim. 

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 3 defa okundu]

- ‘Bu film Atatürk’ü yarı ilahlıktan yere indiriyor, aramıza getiriyor’ diyenler de var. Ne diyorsunuz?
- Bunlar sanırım Atatürk hakkında pek az kitap okumuş, o dönemi iyi incelememiş kimseler. Atatürk hiçbir ciddi, önemli, kaynak niteliği taşıyan kitapta ilahlaştırılmış değildir. Elbette bizden biridir.. ama çok farklı biri, bir dâhidir, büyük bir kahramandır; büyük asker, büyük devlet adamı, büyük önder, büyük insandır. Türkiye’yi ölüm uçurumuna yuvarlanmaktan kurtaran insandır.
Böyle olduğu için böyle anlatılır. Resmi olarak da böyle anlatılır, özel olarak da böyle anlatılır. Resmi anlatıma benzemesin diye bu nitelikleri, başarılarını, …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 5 defa okundu]

- Filmde “Meçhule gidiyordu” deniliyor.
- Atatürk’ün programının kaynakları çok eskilere dayanır. Mesela Misak-ı Milli’nin esaslarını 1907’de belirlemiştir. (A. Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk, s. 135 vd., İnkılap K.) Şapka hakkındaki görüşünün tarihi 1910’dur. Cumhuriyet hakkındaki görüşünü arkadaşı Kâzım Özalp’e 1913 Ekim’inde, Milli Mücadele ile ilgili düşüncesini 5 Kasım 1918 günü Adana’da A. Fuat Cebesoy’a açıklamıştır. Atatürk Samsun’a olgunlaşmış, birçok olasılığı dikkate alan, geniş bir programla çıkmıştı. Genelkurmay İkinci Başkanı’yla birlikte hazırladığı yetki belgesi de, konuşma ve eylemleri de bunun açık ve ayrıntılı kanıtıdır. …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 3 defa okundu]

Filmde Atatürk cepheye üniformalı gönderiliyor, milli vergi emirlerine Sakarya Savaşı’ndan sonra değiniliyor
İki önemli yanlış, bir eksik
- Kurtuluş Savaşı dönemi filmde nasıl anlatılıyor?
- Çok yönlü, karmaşık, yoğun, hummalı, olağanüstülüklerle dolu bir dönem. Doğal olarak tümünü anlatmak imkânsız. Ancak özetlenebilir. Ama iyi, tam, doğru özetlenmeliydi. Yazık ki bu dönem de geçiştiriliyor. Bence filmde şu iki destana saygı ve önemle yer verilmeliydi. Biri karınca dizileri gibi İnebolu’dan Ankara’ya silah, cephane, erzak taşıyan kağnıcı ninelerimiz, öteki de Sakarya Savaşı’dır. İlki yok. Sakarya Savaşı Türk tarihinin en önemli savaşıdır. O …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 2 defa okundu]

- Filmde Atatürk’ün Erzurum’da, askerlikten istifa ettikten sonra K. Karabekir’in bir bölükle geldiğini görünce tutuklamaya geldiğini sanarak heyecanlandığı, korktuğu anlatılıyor. K. Karabekir, Atatürk’ü selamlayarak “Emrinizdeyim Paşam, ben, subaylarım ve erlerimle emrinizdeyim” diyor. Bunun üzerine Atatürk rahatlıyor. Bu sahne doğru mu?
- Hayır. Bu sahne bu haliyle sadece Rauf Orbay’ın Atatürk’ün ölümünden sonra, 1941’de K. Karabekir’e yazdığı özel bir mektupta yer almaktadır. O günü yaşayan birçok insan var: Başta K. Karabekir, Kâzım Dirik, Cevat Abbas, Hüsrev Gerede, M. Müfit Kansu, Süreyya Yiğit ve Refik Saydam. R. Saydam’ın dışında hepsi anılarını …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 13 defa okundu]

- Bu dönemle ilgili bir konu daha var. Atatürk’ün karanlıkta yatmadığı.
- Bu olay Atatürk’ün hizmet eri Ali Metin Çavuş’un anılarında yer alıyor, filme değiştirilerek aktarılıyor. Bu dönemle ilgili ne kadar dokunaklı, düşündürücü; saygımızı, hayranlığımızı arttırıcı, insanca olaylar var . Bula bula bunu bulmuşlar. (Anının aslı için: Atatürk’ün Şimdiye Kadar Yayınlanmamış Anıları, anlatan Ali Metin, yazan Ziya Oranlı, Ankara, 1967, s. 71-72; yeni baskısı, Zeynel Lüle, Ali Çavuş, Doğan Y., 2008)
Gece odalarda, sofalarda idare lambası denilen kandil benzeri lambacıklar ya da mumlar yakılırdı ki gece uyanıp kalkan …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 9 defa okundu]

Cumhuriyet coşkusu yok, halk yok, devrimler yok ama Atatürk’ü anlatmayan şeyler çok
Hangi birini düzelteyim
- Filmde Cumhuriyet dönemi nasıl anlatılıyor?
- Mudanya, saltanatın kaldırılışı, Lozan, Cumhuriyet, devrimler dönemi donuk bir üslupla ve hızla özetlenip geçiliyor. Yine halk yok, halkın desteği yok. Halkın desteği olmadan Kurtuluş Savaşı verilir mi, bu büyük atılım gereçekleşebilir mi? Serbest Parti olayı yok. Eski düşman Venizelos’un Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesi yok. Montreux yok. Dış politika hiç yok. Cumhuriyet Meclis’te büyük coşkuyla, sevinç gözyaşları, kucaklaşmalar, çığlıklarla kabul ve ilan edilmiştir. Gelibolu Milletvekili …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 6 defa okundu]

Filmde Cumhurbaşkanı olunca önemli bir işi kalmadığı, bu nedenle alfabe, dil ve tarih gibi konularla ilgilendiği söyleniyor. İstenildiği kadar yumuşatılarak söylenilsin, bu bakış şunu bir daha gösteriyor: Can Dündar ve ekibi, Atatürk’ü de bilmiyor, dönemini de, programını da, projesini de, bu projenin anlamını da, neden gerektiğini de. Bunlar tarih denizine girip de hiç yüzmemişler, kıyıda ayaklarını ıslatmışlar sadece.
Alfabe devrimi yapıldığı sırada okur yazar erkek oranı yüzde 7 , kadınlarda bu oran binde 4 idi. 600 yıllık bir imparatorluğun ana vatanındaki halkın eğitimi bu acıklı düzeydeydi.
Alfabe devrimi sayesinde …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 3 defa okundu]

Filmde özet olarak, “Atatürk dalkavuklara inandığı için işlerin iyi gittiğini sanıyordu, aldanmıştı, gerçekleri öğrenince çok üzüldü” deniliyor. Bu iddianın kaynağı Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak’ın anılarının 2. cildinin 405-406. sayfalarıdır. Atatürk İzmir-Aydın-Isparta’yı ziyaretten sonra 6 Mart 1930 günü, Antalya’ya gelir. Atatürk o gün çok yorgundur.
Yalnız kalınca Genel Sekreteri H. Rıza Soyak’a dert yanar: “Her yerde dert, şikâyet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk, maddi manevi bir perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz. Mateessüf memleketin hakiki durumu bu işte. Bunda bizim günahımız yok. Uzun yıllar, hatta …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 6 defa okundu]

- Filmde Atatürk’ün Meclis’i, 23 Nisan 1920’de birçok dini değeri kullanarak açtığı söylendikten sonra deniyor ki: “Dayandığı bu güçlerle ileride hesaplaşacaktı.” Böyle mi oldu gerçekten?
- Meclis’i açarken o dönemin kurumlarından, eğilimlerinden yararlanmaktan daha doğal ne olabilir? 600 yıllık bir düzene karşı çıkılacaktı. TBMM bir ihtilal kuruluşudur. Ama Atatürk ve Cumhuriyet, ileride, din ile değil, irtica ile, ortaçağ ile, yobazlıkla, bunlara kucak açanlarla hesaplaştı. Altını çize çize söylüyorum, Atatürk’ün de, Cumhuriyetin de dinle, dindarla bir sorunu olmamıştır. Birçok olaylar uydurarak tersini iddia edenler, Atatürk karşıtı dincilerdir. Şimdi bu iddiayı …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 8 defa okundu]

Onu kıyıdan köşeden, yatağından, sofrasından didiklemeye çalışmak insanca yaklaşmak değildir
Atatürk’ü yanlış anlatanlar çok
- Can Dündar soruyor: “Biz yeri asla dolmayacak, dogmalaştırılmış bir kutsal önder peşinde miyiz, herkesin onun gibi olmasını isteyeceği bir örnek kişilik mi?” Ne diyorsunuz?
- Atatürk’ü dogmalaştıranlar, abartılı anlatımlarla uçuranlar var. Fakat bunların sayısı yok denecek kadar az. Üstelik bu yaklaşım geçmişte kaldı. Atatürk’e haksızlık edenler, onu çocuklara, gençlere, bin türlü yalan söyleyerek yanlış tanıtanlar ise hayli çok. Sahte tarihler, ansiklopediler insanın midesini bulandırıyor. Bu iki ucun arasında, Atatürk’e minnet ve saygı duyan, gerekli saygının gösterilmesini isteyen …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 16 defa okundu]

- Vahidettin’le vedalaşması sahnesi için ne diyorsunuz?
- Bu sahneyi anlatan kim?
- Sahi kim?
- Atatürk’ün kendi. Mütareke dönemi anılarını Falih Rıfkı Atay’a, Mahmut Soydan’a ve Yunus Nadi’ye anlatıyor, bu anılar aynı günlerde yayımlanıyor. Atatürk, veda sırasında Vahidettin’in şöyle dediğini aktarıyor: “Paşa, Paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların artık hepsi bu kitaba girmiştir. Tarihe geçmiştir. Bunları unutun. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa, devleti kurtarabilirsin!”
Mustafa filminde bu sözler yer alıyor ama arkası gelmiyor. Oysa Atatürk, Vahidettin’in bu cümlesini bir amaçla aktarıyor. Aktardıktan sonra, …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 5 defa okundu]

- Latife Hanım’ın Atatürk’ü köşküne davet ettiği söyleniyor. Bunun yanlış olduğunu sanıyorum.
- Haklısın, yanlış. Yüzbaşı Armstrong’un uydurmalarından biri de bu. Masala bayıldığımız için birçok kitabımızda bu masal yer alıyor. Filmde de yer almış. İzmir yangını dolayısıyla kalınabilecek evler gezilirken Uşakizadelerin beyaz köşküne de bakılır. Atatürk ve Latife Hanım ilk kez bu vesile ile karşılaşmışlardır. 

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 7 defa okundu]

- Atatürk 1923 yılında İzmit’te bazı gazetecilerle yaptığı toplantıda bir soru üzerine ‘Kürtlük sorununa’ değinerek bilgi vermiştir. Filmde yer alan Atatürk’ün açıklaması tartışma yarattı.
- Evet, çünkü Atatürk’ün açıklaması iyi özetlenmemiş. Özetten salt Kürtlere yerel özerklik verildiği anlamı çıkıyor. Atatürk Kürtlere özerklik vaat etmiyor. Kürtlük adına bir sınır çizmenin mümkün olmadığını söylüyor. Sonra da TBMM’ce kabul edilmiş olan 1921 Anayasası’nın 11. maddesine değiniyor. Bu maddeye göre illerin ve nahiyelerin tüzelkişilikleri ve yerel konular bakımından özerklikleri var.
Atatürk bunu belirttikten sonra Türklerin de, Kürtlerin de, öteki unsurların da bazı yerel …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 877 defa okundu]

Atatürk’ün ilk heykeli Sarayburnu’ndaki heykeldir. (1926) Heykelci Canonica değil, Avusturyalı Heinrich Krippel’dır. Konya Atatürk, Samsun Atatürk, Ankara Zafer, Afyon Zafer anıtlarını da Krippel yapmıştır. Pietro Canonica Mussolini iktidara geldiği sırada 53 yaşında, dünyaca ünlü bir heykel sanatçısıydı. Kısacası “Mussolini’nin heykeltıraşı” değildi. Bu nitelemenin amacı ne? İyi niyet bu anlatımın neresinde?
Canonica’nın yaptığı ilk heykel Ankara Etnografya Müzesi’nin önündeki atlı heykeldir (1927). Bunu Sıhhiye Meydanı’ndaki mareşal üniformalı heykel, Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı ile İzmir’deki atlı Atatürk anıtı izlemiştir. Hiçbir heykel Atatürk istedi diye dikilmiş değildir.
İllerin, belediyelerin, derneklerin …

Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA" »

[21 Aralık 2008 | yorum yok | 565 defa okundu]

Film, 1930 tarihine kadar Türkiye’de hiçbir şey yapılmamış izlenimi veriyor
‘Türk mucizesi’ yok sayılıyor
Atatürk’ün üzüntüsü sırf bu sahne ile sınırlı değildir. Duruma birçok kez üzülmüştür. Başta o, herkes ülke hızla kalkınsın, her sorun bir an önce çözülsün, uygarca, insanca yaşayışa kavuşulsun istiyor ama bütçe küçük, yama büyük, dert çok, istek çok. Hepsi ideal fedailerinin ıstırabını yaşıyor. Ne yapılıyorsa o küçücük bütçe ile, o dar uzman kadrosuyla yapılıyor. Sorunların kaynağını Cumhuriyette bulanlar o dönemi ve neler başarıldığını hiç bilmeyenlerdir. Bilgisizliğin sefasını sürüyorlar. Durumun daha iyi anlaşılması için birkaç bilgi notu daha: …