Yazının yeri Güncel Makaleler Kategori
Güncel Makaleler »
Mustafa Balbay’ın kendisine ait olduğu iddia edilen belgelerin üzerinde tahrifat yapıldığını açıklamasının üstünden kaç gün geçti, o günden beri bekliyorum, dönek yalakalardan çıt yok.
Kimliklerini ve cibiliyetlerini bilenler tarafından kendilerine sızdırılan sahte belgelerle yargısız infaz görevlerini yaparak, gazetecinin sahip olması gereken şereften yoksun olduklarını kanıtlayanlar şimdi de, iddianameyi bahane ederek, sivil darbe şakşakçılığına soyunacaklar.
Bunların bazılarına kızmak bile gelmiyor içimden, yalnızca acıyorum, yılların biriktirdiği kine karşın İlhan Abisi’ni dövemeyen kimileri şimdi fırsat bu fırsat Balbay’a çullanıyorlar.
2. Ergenekon iddianamesinin yayımlanması üzerine, insanın tüylerini diken …
Güncel Makaleler »
Anlaşılan birileri Cumhuriyet’teki yazılarımdan ve yayımladığım kitaplarda savunduğum fikirlerden fazlaca rahatsız olmuş. Ben neleri yazmış, neleri savunmuşum?
-Gerçek demokrasi “katılımcı demokrasiyle olur” diyorum, nedeni çok açık; halkın kendini yönetebilmesi için örgütlenme özgürlüğünün bulunması gerekir. Yıllar yılı yazdığım makale ve kitaplarımda bunu işledim.
-Dış ilişkilerde, “dengesizlik ve tek yanlılık yerine dengeyi savundum”. Çağdaş demokrasinin ve ayakta kalabilmenin temel kuralıdır bu.
-AB ile ilişkilerde tek yanlı ve sömürgeci düzenlemelere karşı çıktım, “AB darbecilerine karşı” direndim. 1994-97 döneminde Ecevit, M. Yılmaz ve Abdullah Gül benim düşüncelerimi desteklediler.
-Bu görüşlerimi konferanslarda …
Güncel Makaleler »
Taraf gazetesinin birinci sayfadan manşeti; “Hocasından darbe dersleri”. Prof. Erol Manisalı Ergenekon sanığı paşalarla karargâhta buluşup kimileri için şunu bunu yapın demiş! Düpedüz yalan, yanıt vermek bile gereksiz. Ben her şeyi, bir ilkokul öğrencisinin bile rahatlıkla anlayacağı bir dille yazmaya alışkın olduğumdan, bu geleneğimi bozmak istemiyorum. İlle de anlamak istemeyenlerin de anlayacağı biçimde sunuyorum.
1) Tuncer Kılınç ve Şener Eruygur dışında diğer asker sanıkları hiç tanımıyorum.
2) Tuncer Kılınç ile ilk defa 7 Mart 2002’de Harp Akademileri’nde basına açık ve televizyonlardan yayımlanan seminerde karşılaştım. Bu karşılaşmanın tüm ayrıntılarını Cumhuriyet’te defalarca yazdığım gibi kitaplaştırdım da. İftira edenler de dahil, …
Güncel Makaleler »
AKP, Türk basınının büyük bölümünü ele geçirmiş durumda!.. Bu basının önde gelen yazarlarını da!..
Açıyorum bilgisayarı, gazeteleri inceliyorum; Zaman, Şafak, Star, Taraf, Vakif, Bugün, hatta Radikal adlı gazeteleri; haberleri, yazılarıyla sürekli iktidarın, daha doğrusu Başbakan Erdoğan Bey’in sürekli övgücü yazarlarını, Kekeç’leri, Ardıç’ları, Aköz’leri, Karaali’leri, Çongar’ları, Koru’ları, Bayramoğlu’ları, Korkmaz’ları, Gülerce’leri, Alpay’ları, Karakaş’ları, Türköne’leri, Ilıcak’ları, Atıf Bir’leri ve Çetin Altan’ın iki oğlu Altan’ları vb. vb…
Üstelik içlerinde, üniversitelerde hocalık edenler bile var!.. Benim en şaştığım onlar! Bilimde, sanatta, kültürde, bir yerlere gelmiş kişiler, toplumda olup bitenleri görmekte …
Güncel Makaleler »
- Televizyonlarda, gazetelerde, meydanlarda “öbür dünyadaki cenneti” bugünden pazarlayıp paraya ve koltuğa dönüştürenler…
- İnsanların piyango bayilerinin önünde uzun kuyruklar oluşturmasını marifet sanıp umut satanlar…
-Televizyonda, “para kazandırma oyunu” oynatıp halkı aşağılayanlar…
- Ve kapılarına sadaka niyetine üç kilo pirinç bırakılmasını bekleyen insanlar, karanlık çağlardaki gibi…
21. yüzyılda yaşanan bütün bunlar, yozlaşmış faşist bir ortamın göstergeleridir.
- İnsanlara eğitimi, sağlığı, konutu sağlayacaksın; onu üretken hale getireceksin, çalışma olanakları yaratacaksın…
- Örgütlenip payını elde edebilmesi için, demokratik haklarını sağlayacaksın…
- Sosyal devlet güvencesi altına sokacaksın…
Oligarşi ne yapıyor? Sıralayalım;
1) İnsanları, kapılarının önüne …
Güncel Makaleler »
Güncel Makaleler »
“Osmanlı Cumhuriyeti” filmini gördükten sonra aklıma geldi. Acaba Türkiye’nin “Casablanca’sı” yapılabilir mi? Bir “Ergenekon” filmi düşünün, yalnız Türkiye’yi değil bölgeyi, dünyadaki çatışmaları, insanlığı, gücü, kavgayı, demokrasiyi ve faşizmi anlatırcasına…
- Humphrey Bogard Casablanca’da gönlü, aklı, ruhu faşizme karşı direnişçilerin yanında olan sessiz bir antiemperyalistti… Ve yapması gerekeni yaptı…
Güncel Makaleler »
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, fethullahçı organizasyonla ilgili savunma mekanizmasını bir an önce harekete geçirmek zorundadır. Bu organizasyon, kabul edilebilir inanç ve fikir özgürlüğü sınırlarını çoktan aşmış; laik hukuk sistemimizi ve de Anayasal düzenimizi yıkma noktasına gelmiştir. Özetle kaydetmek gerekirse, eğitim ve teknolojiye yatırım yaparak adım adım devleti elegeçirmeye çalışan fethullahçı organizasyon, mevcut kadrosu ve ekonomik-siyasal ve de dış destek-propaganda gücüyle Cumhuriyet Tarihimizin gelmiş-geçmiş en tehlikeli örgütüdür. İşte başlangıç için, devletin yetkili makamlarına bu cürüm teşekkülünün dağıtılması için bazı somut öneriler:
Güncel Makaleler »
ORGANİZE SUÇLAR VE FETHULLAHÇILAR
Kırım Dergisinde yayınlanan “Fethullahçı İhaneti”(1) başlıklı yazının hemen ardından başlayan gelişmeler, Türkiye’deki ve A.B.D.’ndeki şeriatçı dayanışmanın boyutlarını da gözler önüne serdi. Fethullahçısı, ışıkçısı, yeni asyacısı ile seriatçıların önemli bir bölümü, “ataları Said-i Kürdi ile Hocaefendilerine (!) hakaret edildiği, dil uzatıldığı” gerekçesiyle ilk kez açık olarak maskelerini indirdiler ve gerçek yüzlerini ortaya koydular. Görünen yüz, asla ve asla “Türk”ün yüzü değildi!.. Türk’e ve Türklüğe de alenen saldıran bu iğrenç yüzü sahiplenenlerin sayısı -gerek Basında ve gerekse internette- hiç de az değildi.
Güncel Makaleler »
FETHULLAHÇILARIN SON GÜÇ DENEMESİ
Cemaate dahil kaynaklara göre, cemaatin “can düşmanı” ilan edilen kişiler için Kasım 2000′in ilk günlerinden itibaren başlatılan kapsamlı bir soruşturma el’an sürdürülmektedir. Hazırlanmakta olan kişisel dosyaların teknik danışmanlığını ise, cemaate bağlı istihbaratçılar yapmaktadır. Hedef isimlere ait her türlü bilgi -dedikodu ya da anekdot niteliğindeki bilgilerden yargı kararlarına kadar- toplanmakta; varsa zaafları, zayıf noktaları saptanmakta; hiçbir somut bilgi ve belgeye ulaşılamadığında ise, fabrikasyon haberler -ileride kullanılmak üzere- üretimine başvurulmaktadır.
Tüm bu hazırlıkların sonucunu görmek için düğmeye basıldığında ilk hedef belli olmuştur: Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı ve Sivil Toplum …
Güncel Makaleler »
Fethullahçıların son iki yıl zarfında başlarına gelen tüm olumsuzluklardan sorumlu tuttukları -biri TSK kökenli- beş “can düşmanı” için taşeron peşinde olduklarını hiç bileniniz var mıydı?!. Dahası, önce Ülkü Ocakları vasıtasıyla bu beş “can düşmanı”nın korkutularak pasifize edilmesi talebini içeren girişimlerin sözkonusu olduğunu; ancak Devlet Bahçeli’nin cemaate ve diğer şeriatçı yapılanmalara mesafeli davranışı nedeniyle olumlu yanıt alınamadığını kaç kişi bilir?!. Keza, cemaate bağlı emniyetçilerin devreye girmesi önerisinin riski nedeniyle geri çevrildiğini?!. Ve en önemlisi de “tedbir merhalesi”ndeki fethullahçıların, tedbiri bir kenara bırakarak hizbullahçılara müstakbel taşeron olarak yeşil ışık yaktıklarını?!.
Güncel Makaleler »
Gazetemizin Çarşamba günkü manşeti “İHL’ye AB Programı” idi.
Konu, AB eğitim programları olan Lonardo da Vinci ve Comenius programlarının İmam Hatip Liselerinin müfredatının şekillendirilmesinde temel olacağıydı.
Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü İrfan Aycan, bu programlarla kültürlerarası diyalog çalışmalarının desteklendiğini ifade etmişti. Yine bu programlarla din öğretimi açısından eğitim kalitesinin artırılması hedefleniyormuş.
Güncel Makaleler »
Nuri Bilge Ceylan, bu sefer üzerinde smokin var, Cannes Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü alıyor ve diyor ki “Yalnız ve güzel ülkeme.” Ceylan’ın hiçbir politik çıkışını, hiçbir tartışmada yer alışını hatırlamıyoruz. Siyasi konularda fikir belirten, yabancı gazetecilere demeçler verip onların iştahını kabartan biri değil. Türkiye’de de medyanın çok uzağında.
Güncel Makaleler »
Banu Avar’ın “Sınırlar Arasında” adlı TRT’de yayınlanan başarılı bir programı vardı. Avar, geçtiğimiz yıllarda Nobel ödüllerinin dağıtımında siyasi ve emperyal güdülerin önemine dikkat çeken bir program yapmıştı. Bu program İsveç’tekilerden daha çok yerli sömürge kafalıları rahatsız etmiş olacak ki, Banu Avar’a karşı büyük bir kampanya başlattılar. Banu Avar nasıl olur da Nobel ödüllerinin zaman zaman emperyalist/siyasi bir araç olarak kullanıldığını iddia ederdi? Derhal düğmeye basıldı: Bitirin şunu!
Sınırlar Arasında Kaldırılıyor!
Güncel Makaleler »
Anlamıyorsunuz:
AKP kendi rejimini kuruyor.
Bu bir karşı devrimdir.
Bizim medyada yer alan ve uzun uzun tartışılan, eleştirilen, yakınılan, devlete yakışmadığı söylenen, bir sürü patırtı kopartılan her şey vardır bunun içinde.
Devlette türbandan en az üç çocuğa… İçki yasağından kadrolaşmalara… Yazarların-çizerlerin sabaha karşı yataklarından alınmalarından generallerin sindirilmesine kadar…
Güncel Makaleler »
Güncel Makaleler »
Emperyal Batı’nın Türkler hakkındaki bütün bu olumsuz, haksız, yersiz, önyargılı ve küçük düşürücü görüşlerine ve düşüncelerine “Bu husumet dünyası bizi reşit saymıyor” diyerek karşı duran Atatürk, Türk milletinin savaşın galipleriyle değil de, emperyalizm ile karşı karşıya olduğunu ilk gören ve teşhis eden devlet adamıdır.
Güncel Makaleler »
Güncel Makaleler »
Kurucusu olduğu Cumhuriyet’in 85. yıldönümünde, bir film nedeniyle, yeniden saldırılara uğrayan Mustafa Kemal’in, “Ben diktatör değilim. Kapıcı bile benden korkmaz” dediğini kaç kişi biliyor?..
Sanki o dönemde demokrasi ve demokrat bir lider varmış gibi kendisine hesap sormaya kalkanlar, aradan geçen 70 yıla rağmen günümüzdeki “seçilmiş diktatörleri”, “korku iktidarlarını” niçin eleştirmiyor acaba?..
Onu milletvekili seçtirmemek isteyen Meclis’e karşı, genel kurulda kendisine en ağır hakaretler yapanlara karşı bile diktatör olmayan Mustafa Kemal’e etkin olunca “diktatör” demek, etkin olmayınca da “yalnız, terk edilmiş” demek ne kadar insaflı ve bilimsel?
Güncel Makaleler »
“Mustafa” üzerinden Atatürk’e taarruz eden bir filmin psikolojik propaganda unsuru olduğu konusundaki inanç giderek yaygınlaşıyor. Bunu hem gelen mail’ler hem de gazete köşelerinde eleştiri dozu giderek artan yazılar da kanıtlıyor. Vatan gazetesindenYiğit Bulut iki gün süreyle filme değinmişti. Pazar günü yazısına“Çocuklarınıza kesinlikle seyrettirmeyin!” başlığını atmış ve “Bu belgesel Atatürk’ü Türk halkının gözünde küçük düşürme çabasının son ürünü” demişti. Bulut, dün ise “Atatürk’ün başına çuval geçirme denemesi” başlığı altında şöyle yazmıştı:
“Bu filmi izleyen 10 yaşında bir çocuğun şuuraltına atılan Atatürk ile ilgili tohumlardan bir daha kurtulması mümkün değil. Sakın şöyle düşünmeyin ‘çocuk istiyor, filmi görsün de sonra ben yanlış olduğunu …
Güncel Makaleler »
Cumhuriyet tarihi ile ilgili kronolojilere bakarsanız, 21 Şubat 1925 tarihinin karşısında şöyle bir ifade görürsünüz:
“Eskişehir mebusu Abdullah Azmi Efendi’nin (Tolun) Kuran’ın Türkçeye çevrilmesi önerisi Meclis’te kabul edildi.
Önerge doğrultusunda Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesi için Diyanet İşleri bütçesine 20 bin lira tahsisat konuldu.”
Önerinin asıl sahibi Mustafa Kemal Paşa’dır.
Cemalettin Aytemur’un araştırmasına göre Mustafa Kemal, nasıl bir tefsir istediğini yedi maddeyle özetlemiştir:
1-Ayetler arasında münasebetler gösterilecek.
2-Ayetlerin iniş (nüzul) sebepleri kaydedilecek.
3- On okuma tarzını geçmemek üzere kıraatler hakkında bilgi verilecek.
4-Gerektiği yerlerde kelime ve terkiplerin dil izahları yapılacak.
5-İtikatta ehli sünnet ve amelde Hanefi mezhebine bağlı kalınmak üzere ayetlerin …
Güncel Makaleler »
Güncel Makaleler »
On beş yıl gibi çok uzun bir zamana yayılan Can Dündar’ın hazırladığı “Mustafa” adlı film, bilinç altında farklı bir Atatürk portresi oluşturmaya çalışmaktadır. Bu şekilde yapılan Atatürk’le ilgili filmleri hazırlayıp yayınlamak, gerçekten büyük sorumsuzluk sayılmalıdır. Tarihe karşı, Türk ulusuna karşı ve tüm insanlığın övünç kaynağı olan büyük bir öndere ve lidere karşı yapılan bir sorumsuzluktur..
Filmin adından başlayalım: Can Dündar’ın en iyi yaptığı şey, aşırmadır. Sarı Zeybek adının da ilk olarak kendi aklına geldiğini söylemişti zamanında. “Mustafa” adı için “benim aklıma geldi” dedi ama 1909 ile 1995 yılları arasında yaşayan yazar Mehmet Rakım Çalapala’nın, …
Güncel Makaleler »
Diyelim ki Atatürk beyaz atının üzerinde çıkageldi, yanında İsmet Paşa, komutanları, yaverler…
Aşağıda Cumhuriyet Bayramı ve herkes “Mustafa”yı seyretmek için kuyruklarda.
Atatürk, İsmet Paşa’nın kulağına eğilerek:
“Şu arkada, elinde bazuka gibi boru olan, topçu neferi midir?..”
İsmet Paşa:
“Hayır Gazi Hazretleri, o Can Dündar, muharrir… Elindeki kamera aleti, hususiyeti sinema çeker…”
Güncel Makaleler »
12 EYLÜL darbesinin ertesi sabahı, rahmetli Halil Tekin Bucaklı’yı ziyaret ettim:
“Halil bey amca, Demirel gitti diye sevinenler var. ama, biliyorum ki Demirel’i bu ülke mumla arayacak. Bu darbe ülkemizi Atatürkçü çizgiden iyice saptırabilir!”
Kenan Evren o sırada TV’de konuşuyordu. Ve Atatürk ile söze başlıyor, Atatürk ile bitiriyordu. Halil Bey, 28 yıldır görmediği gözleriyle sanki geleceği süzüyordu:
“Bana da öyle geliyor çocuk.. Sonunda, ‘Atatürk, Atatürk’ diye, diye bunlar bu defa Atatürk’ü gerçekten öldürecekler. Gidişatı hiç beğenmiyorum..”
Güncel Makaleler »
İbrahim Cahit Fırat adlı bir Türk çiftçi, beş bitkiden, kanamayı derhal durduran bir ilâç geliştirdi.
Kendi üsluplarını kullanmak gerekirse “kanalın biri” nde haber şöyle veriliyor:
“İbrahim Cahit Fırat adlı biri…”
Bu ifade tarzı cahillikten, Türkçeyi serseri ağzı ile kullanmaktan mı kaynaklanıyor, yoksa “Türk’ten mucit mi olur?” anlayışından mı bilmiyorum. Ancak her üçü de o kanal için ayıp!


