Yazının yeri Atatürk Kategori
Atatürk, Avrupa, Bunları Biliyor musunuz?, Kemalizm, emperyalizm »
Bazı sözler, yargılar, dahası uyarılar, hiçbir zaman geçerliliğini yitirmezler, eskimezler. Hep günceldirler. Bakın, işte Atatürk günümüzde olup bitenler için ne diyor, bizleri nasıl uyarıyor:
“Ülkemizde pek çok yabancı parası akıyor ve birçok propagandalar yapılıyor. Bundaki amaç pek açıktır ki, ulusal hareketi sonuçsuz bırakmak, ulusal emelleri felce uğratmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanın bazı önemli bölümlerinin işgali amaçlarını kolaylaştırmaktır.”
Sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bununla birlikte her dönemde, her ülkede ve her zaman ortaya çıktığı gibi bizde de yürek ve sinirleri zayıf, algılama yeteneğinden yoksun insanların yanı sıra kişisel gönenç ve çıkarını vatan ve ulusunun zararında …
Atatürk, ustalan »
Asıl mücadelesini işbirlikçilere karşı verdi
Yıl 1919… Nisan’ın 30’u… Osmanlı’nın sevk ve idaresini fiilen İngilizlere devreden Padişah Vahdettin ile Damat Ferit hükümeti, Samsun ve havalisinde Pontusçulara karşı mücadele eden Türk halkının amansız direnişini kırmak için bölgeye bir heyet göndermeyi kararlaştırır. Mustafa Kemal, 9. Ordu müfettişliğine atanır ve 17 kişilik heyetle birlikte Samsun’a gönderilmesi kararlaştırılır. İşgal altındaki İstanbul’da Kurtuluş savaşı başlatmanın imkansız olduğuna inanan ve Anadolu’ya geçmenin yollarını arayan Mustafa Kemal, görev verilir verilmez, 16 Mayıs 1919’da kurmay heyetiyle beraber Bandırma vapuruyla İstanbul’dan yola çıkar. Kızkulesi açıklarında işgal donanması tarafından didik didik …
Atatürk »
Biliyorsunuz.
Türkiye’deki dinci gruplar ve bunların medyası yıllardır Atatürk’ün ölümüyle ilgili hep bir yalanı dile getirirler:
Atatürk’ü içki öldürdü!
Doğru olmadığını söylersiniz…
Resmi belgeleri gösterirsiniz…
Yok hayır dinlemezler.
Papağan gibi tekrar ederler: Atatürk çok içki içtiği için vefat etti.
Dayanamayıp sorarsınız; nereden biliyorsunuz?
Hemen yanıtlarlar, “siroz hastası değil miydi?”
Açıklarsınız, sirozun alkolden kaynaklandığı bir şehir efsanesidir.
İnanmazlar.
Peki dersiniz, “Mehmet Akif neden öldü biliyor musunuz?”
Çıt çıkarmazlar. Kem küm ederler.
Sirozdan dersiniz. İnanmazlar. Öyle ya sirozun içki içmekten kaynaklandığını sanıyorlar ya! Eh Mehmet Akif içmediğine göre nasıl sirozdan ölebilirdi?
Cahil oldukları için dalga da geçersiniz: Belki gençliğinde çok içtiğinden dolayı olabilir mi?
(Ne yazık ki …
Atatürk, Kemalizm »
Atatürk, İngilizlerin mandası altına giren Filistin’de yoğunlaşan Yahudi göçü ve dinsel yayılmanın hızla yol aldığı bir dönemde Yahudi Devleti kurulmasına yol açacak şekilde yön verilen gelişmelere ilişkin TBMM oturumunda Temmuz 1937’de bir konuşma yapar. Bu konuşma, 27 Temmuz 1937’de Yüce Önder Atatürk’ün kurduğu ve önemli gördüğü konularda yazılar yazdığı Hakimiyeti Milliye Gazetesi’nde yer alır. Aynı konuşma, Hakimiyeti Milliye gazetesinden alıntıyla Hindistan’da, ‘Bombay Chronicle’ gazetesinin 27.8.1937 tarihli sayısında; “Filistin’e El Sürülemez, Kemal Paşa Avrupa’yı İhtar Ediyor” başlığı altında haberleştirilir. Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Cumhurbaşkanlığı’na hitaben yazdığı ön sunuş yazısıyla bu …
Atatürk »
Özellikle gençlerle sohbet ederkenMustafa Kemal Atatürk ile ilgili ilk anlatmak istediğim şey şudur:
Atatürk en çok okudu!
Anıtkabir Derneği Atatürk’ün okuduğu kitapların saptanabilenleri üzerinde güzel bir çalışma yaptı. Atatürk’ün okurken altını çizdiği, yanına notlar düştüğü bölümleri bir araya getirdi. Bu bölümler 12 bin 500 sayfa tuttu ve 24 ciltte toplandı.
Atatürk »
ZÜBEYDE HANIM’A MEKTUBU
1 Ağustos 1920
Muhterem valideciğim, İstanbul’dan ayrılışımdan beri sizlere ancak birkaç telgraftan başka bir şey yazamadım. Bu sebeple büyük merak içinde kaldığınızı tahmin ediyorum. Bilhassa, hakkımda ötekinden berikinden ve gerek gazetelerden işittiğiniz tamam olmayan haberler şüphesiz merakınızı artırmıştır. Şimdi vereceğim bilgilerle tahmin olacağınız için endişe duyacak hiçbir şey yoktur.
Atatürk »
Atatürk »
Atatürk »
Falih Rıfkı Atay anlatıyor: “İzin alıp Ata’nın odasına girdim; beyaz keten gecelik entarisi ile, geniş koltuğa bağdaş kurmuş dinleniyordu; elinde bitirmek üzere olduğu bir kitap vardı, bana;
Hoş geldin, otur bakalım… Elime bir tarih kitabı geçti… Bilmem ne zamandan beri okuyorum, dedi; hayretle sordum:
Atatürk »
Atatürk »
Atatürk »
Atatürk »
Atatürk »
Atatürk »
Atatürk »
Atatürk »
Kadın meselesinde cesur olalım. Kuruntuyu bırakalım… açılsınlar, onların zihinlerini ciddi ilimler ve fen ile süsleyelim. Namusu, bilimsel ve sağlıklı bir şekilde açıklayalım. Şeref ve gurur sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim. Sonraki kişisel ilişkilere gelince, karakter ve ahlakımıza uygun eş arayalım ve onunla evlenme şartlarını açık ve kesin olarak kararlaştıralım. Ona uymakta kusur edince onun gereğini yapalım. Kadın da böyle hareket etsin… ( 1918 )
Türkiye Cumhuriyeti’nde kadın; bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en saygın yerde, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır.
Kadınlarımızın her millette olduğu …
Atatürk »
Herşeye rağmen muhakkak bir nûra doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız, aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdür. ( 1918 )
Gençler için vatanî işlerde ölmek söz konusu olabilir. Ama korkmak asla! ( 1919 )
Atatürk »
Türk köylüsünü “efendi” yerine getirmedikçe memleket ve millet yükselemez.
Memleket üretiminin artması, çeşitlendirilmesi için olduğu kadar herkes gibi köylünün de refah içinde yaşamasını temin için bir ( tesis kredisine ) ihtiyaç vardır. Bu görüş, büyük çiftlik ve arazi işletenlere ait olmayıp daha çok küçük çiftçileri ilgilendirir. Varlığından büyük iş tutarak büyük kâr yapmak için herşeyi borçla sağlamanın yolunu bulanlar genellikle üzücü sonuçlarla karşılaşmışlardır. Bu gibilere gerçek varlık ve ihtiyaçlarından daha çok kredi açmak ve böylece onları kötü neticelerle karşılaşmaya teşvik etmek uygun değildir.
Atatürk »
Ben askerliğin her şeyden ziyade sanatkârlığını severim. ( 1912 )
Ordunun vazifesi, vatanı çiğnemek isteyen düşmana karşı ayağa kalkmaktır. Bu kalkış, elbette yerinde durmak için değil, düşmana atılmak için olursa kalkılmış olduğuna değer. ( 1914 )
Kumandanlar her hal ve andaki duruma karşı gereken tedbirleri tereddütsüz ve süratle almaya mecburdurlar. ( 1914 )
Herhalde askerlerimizin ruhunu kazanmak bizim için bir vazife olduğu gibi evvelâ onlarda bir ruh, bir emel, bir karakter yaratmak da Allah’tan ve Medine-i Münevvere’de yatan Cenâb-ı Peygamber’den sonra bize yöneliyor. ( 1914 )
Atatürk »
Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin!
Medenî ve beynelmilel kıyafet, bizim için, çok cevherli milletimiz için lâyık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz.
Bundan sonra Türk ırkı, kadınlarını, erkeklerinin yapmaya mecbur olduğu askerlik vazifesi dahil, bütün hizmetlere ortak ederse, Etiler’de, İskitler’de, Amazonlar’da olduğu gibi kendi ırkından başkalarının hiçbir yardıma muhtaç olmaksızın büyük millî ülkülerine başlı başına ve müstakil olarak yürümek kabiliyetini kazanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin esas düşüncesi, kadınları değil, erkekleri dahi, savaş meydanına götürmektir. Fakat Türk Ulusu’nun yüksek varlığına, herhangi taraftan olursa olsun, ilişildiği zaman, işte o vakit Türk …
Atatürk »
Millî bilincin ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz.
Eğer bir millet büyükse, kendisini tanımakla daha büyük olur.
Ben, Timur zamanında olsaydım, onun yaptığını yapabilir miydim; onu söyleyemem fakat o benim zamanımda olsaydı, belki daha fazlasını yapabilirdi. ( Mahmut Esat Bozkurt, Yakınlardan Hatıralar, S. 96 )
( Ankara ve İstanbul şehirlerinden birine “Atatürk” adı verilmesi için bir kanun teklifi hazırlığı üzerine verdiği cevap: ) Bir adın tarihte kalması ve ağızlarda söylenmesi için, şehirlerin temellerine sığınmak şart değildir. Tarih zorlanmayı sevmeyen nazlı bir peridir. Fikirleri tercih …
Atatürk »
Atatürk »
Prensibimiz hiç kimseyi, olayların sivrilttiği kişiler etrafında eli göğsünde durdurmak gayesini hedef almaz.
Asla hatırdan çıkarmamalısınız: Bizim en büyük kuvvetimizi, bugün de yarın da dürüst, açık bir siyaset ve sözlerimize bağlılık teşkil edecektir.
Benim havarîlerim yoktur. Memleket ve millete kimler hizmet eder ve hizmet liyakat ve kudretini gösterir ise, “havari” onlardır.
Atatürk »
Atatürk »
Biz mağlûbiyetimizin bahasını çok ağır ödedik. Elimizden köyler, vilayetler değil, ülkeler alındı. Fakat son lokmasını da ağzından kapmak için bir milletin hayatına kıymak canice bir harekettir. Öldürülen bir adamınsa kendini son nefesine kadar cesaretle, mertlikle müdafaa etmesi tabiî ve zarurîdir. ( 1919 )
Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım. O esaret ve aşağılığı kabul etmez. Fakat onu bir araya toplamak ve kendisine: “Ey millet! Sen esaret ve aşağılığı kabul eder misin?” diye sormak lâzımdır. Ben, milletin vereceği cevabı biliyorum. Ben, milletin büyüklüğünü biliyor vebu sual karşısında, onun, o suali soran çocuklarını …
Atatürk »
Milletler egemenliklerini geçici olarak da olsa verecekleri meclislere dahi lüzumundan fazla güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile istibdat ( keyfi hareket ) edebilirler. Ve bu istibdat, şahsi sitibdattan daha öldürücü olabilir. Bunun için meclisler belirli zamanlarda yenilenir. Bu sayede milli egemenlik daha daha emniyetli, esas ve şartlara bağlanmış olur. Meclisler uygun görülenden fazla uzun süre devam ederse, bu takdirde vekillerle temsil edilenler arasındaki görüşler birbirinden ayrılmaya ve bağlar çözülmeye başlar. Nihayet vekiller başka şey, temsil edilenler başka şey düşünmeye başlarlar.
Efendiler! Meclisler belirli devre içinde vazife yaparken dahi vekillerle temsil edilenler arasında …
Atatürk »
İstiyoruz ki, bütün milletler gibi biz de bağımsız olalım. İstiyoruz ki, kendi evimizin sahibi, kendi cebimizin hâkimi, kendi hayat, kendi namusumuzun mesulû biz olalım. İstiyoruz ki, yeryüzünde zulüm kalmasın. Milletler arasında düşmanlıklar ortadan kalksın. Dünyaya hâkim olan kapitalizm illeti bir daha kalkmamak üzere uyusun… İşte, bugün içinde bulunduğumuz mücadelenin bizce yegâne manası! Biz bu gaye ile harekete geldik. Bağımsızlığımız ve varlığımız için, emperyalizme karşı dünya ve hayat inkılâbı uğrunda zulümden kurtulmuş yeni bir devre doğru yürüyoruz. Giriştiğimiz, büyük ağrı ve o nispette şerefli ve şanlıdır. Görüyoruz ki, kendimizi kurtarmak için …


