Karanlıktan korkmazdı | Diyarbakır ADD
Anasayfa » Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA"

Karanlıktan korkmazdı

21 Aralık 2008 13 defa okundu Yorum Yok

- Bu dönemle ilgili bir konu daha var. Atatürkün karanlıkta yatmadığı.

- Bu olay Atatürkün hizmet eri Ali Metin Çavuşun anılarında yer alıyor, filme değiştirilerek aktarılıyor. Bu dönemle ilgili ne kadar dokunaklı, düşündürücü; saygımızı, hayranlığımızı arttırıcı, insanca olaylar var . Bula bula bunu bulmuşlar. (Anının aslı için: Atatürkün Şimdiye Kadar Yayınlanmamış Anıları, anlatan Ali Metin, yazan Ziya Oranlı, Ankara, 1967, s. 71-72; yeni baskısı, Zeynel Lüle, Ali Çavuş, Doğan Y., 2008)

Gece odalarda, sofalarda idare lambası denilen kandil benzeri lambacıklar ya da mumlar yakılırdı ki gece uyanıp kalkan bir yerlere çarpmasın, tuvaletin yolunu bulsun. Evlerde de böyleydi, yatılı okullarda da. Benim çocukluğumda da bu âdet sürüyordu. Atatürk buna alışmış, gece hafif ışık istiyor. Anı filmde şu biçimi almış:

M. Kemal çocukça zaafını açıkladı:

Çocuk, ben karanlıkta yatamam.

ANIYI DEĞİŞTİREREK ÇOCUKÇA ZAAFA DÖNÜŞTÜRÜYOR

Anıda ne çocukça zaaf sözü var, ne karanlıktan korktuğunu düşündürecek bir ifade. Can Dündar yüzlerce yıllık doğal bir âdeti, bir ihtiyacı anlatan anıyı filme böyle değiştirerek, çocukça zaaf deyimiyle korkuya dönüştürerek aktarıyor. Anıların yeni baskısına yazdığı önsözde de korkuya vurgu yapıyor: Atatürkün karanlıkta yatmaktan korktuğunu -ilk baskısından- öğrenmiştim. (s.11) Atatürkün isteğini geçmişimizi hiç bilmediği için korkuya bağlıyor. Yaşlıca birine sorsaydı öğrenirdi. Ayşe Armanla yaptığı röportajda yine korku motifini sürdürerek diyor ki: Bir arkadaşımın oğlu demiş ki, Atatürk gibi ben de karanlıktan korkuyorum. Demek ki bu anormal bir şey değil. Buradaki empati duygusu o kadar önemli ki… O da benim gibiymiş diyebiliyor. Demek ben de onun gibi olabilirim duygusu yer alıyor. Bundan daha güzel ne olabilir? Tartışma şu: Biz yeri asla dolmayacak, dogmalaştırılmış bir kutsal önder peşinde miyiz, herkesin onun gibi olmasını isteyeceği bir örnek kişilik mi? (9 Kasım 2008)

Bu açıklamanın neresinden tutmalı?

Karanlıktan korkan çocukları Atatürk de korkardı diye mi tedavi edeceğiz? İki saatlik Mustafa filminin verdiği zararları bu küçük yarar karşılar mı?

GECELİ GÜNDÜZLÜ CEPHEDE SAVAŞAN KORKAR MI?

Atatürkün karanlıktan korktuğunu gösterir hiçbir anı, dayanak, bilgi kırıntısı yok. Atatürkün karanlıktan korktuğu, Canın yorumu ya da yakıştırması. (Ali Metin Çavuşun torunu Zeynel Lüle de yeni basımda özgün anıda değişiklik yapmış, karanlıkta yatmazdı karanlıkta yatamazdı yapmış. Anılar üzerinde oynanır mı? Saygısızlık değil mi bu?) Bir karakteri işleyen yazar, düşünür: Ömrü yıllarca, geceli gündüzlü, cephede, siperde, at üzerinde, kışlada, savaş alanında, bir ara hapishanede, ateş altında, Makedonya dağlarında, çölde, ormanda geçmiş, dövüşmüş, toprakta yatmış, insanların parçalandığını görmüş, Çanakkalede aylarca ceset kokusu solumuş, yaralanmış, sokak savaşı yapmış bir adam karanlıktan korkar mı? Akıl var, izan var. Bir karakterin bütünlüğü olur. Bu bütünlük bir fantezi uğruna bozulamaz.

ANKARA’DA MUM YOKTU

Biz yazarlar yeminli tanıklar gibi, özellikle gençlere geçmişi ve kişileri doğru dürüst anlatmakla yükümlüyüz. Bu bizim şeref borcumuz. Can Dündar eleştirilince geri çekildi, korktuğunu iddia etmediğini söyledi, kendini savunmak için bu sahneyi mum alacak paraları bile olmadığını belirtmek için yazdığını söyledi. Bu açıklama doğru değil. Çünkü Ali Metin Çavuş, anısında para bittiği için değil, Ankarada mum bulunmadığı için mum alamadığını anlatıyor.

Atatürk için karanlıktan korkuyordu demek komik olur ama çekindiği, görmek, yaşamak istemediği şeyler vardı: Mesela kurban kesimine, kana bakamıyor; arkadaşlarının ölümüne zor katlanıyor; çocuk ağlamasına dayanamıyor; sarhoştan çekiniyor; dalkavukluktan, yalandan, ikiyüzlülükten, dedikodudan iğreniyor. Bir de korkusu var: Kız kardeşinin açıklamasına göre, küçüklüğünde, çoğumuz gibi o da fareden korkarmış.

Bence bu filmde bir sırasını düşürüp çocuklara verilebilecek en yararlı, güzel mesaj Atatürkün şu açıklaması olurdu: Çocukluğumda elime iki kuruş geçse, birini kitaba verirdim. Karga, çakal ve korku hikâyelerinden bin kat yararlı bir mesaj olurdu.

1 oy2 oy3 oy4 oy5 oy (Henüz Puanlanmadı)
Loading ... Loading ...


Lütfen konuyu yorumlayın!

Yorumunuzu aşağıya yazın, ya da geri izleme aracını kendi sitenizden bize linkleyerek verin. Ayrıca yorumlarınızı RSS yoluyla da yapabilirsiniz

Dikkatli dil kullanın, konu içeriğine uygun yazın. Aynı içerikten defalarca gönderimde bulunmayın.

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumlarınızda Gravatar görseli kullanmak istiyorsanız lütfen kayıt olun.Gravatar.