İslamiyet Öncesi Türk İnancı ve Evrensel Bağları
İslamiyet öncesi Türk inancından söz etmek, evrensel bir kültürden söz etmektir. Oğuz Türklerinin insanlığın ANA kültüründen alıp getirdiği ve töre yolu olarak yaşatmaya çalıştığı…
Gırik, Mujik, Fenik, Finik gibi adlarla anılan toplulukların kendi zamanları içerisinde, kendi renk ve yollarıyla taşıdıkları ve yaşatmaya çalıştıkları…
İnsanlığın binlerce yıllık serüveninde bu kültür kırıldı, parçalandı. Dağılan parçacıkları Hititlerde kayalara yazıldı… Çatalhöyük’te duvarlara çizildi… Firiglerde deniz ticaretinin içinde boğuldu. İran içlerinde Zerdüş’ün dudaklarında bir haykırış oldu… Eski Yunan’da Kinik feylosofu Diyojen’le fıçıya girdi…
Ne tarihimiz ve ne de kültürümüz bütünlükçü bir gözle görülmedi… Oysa töresel yaşamımız içinde her bir ayrıntı, binlerce yıldır süregelen bir yaşam ve inanç biçiminin bütüne bağlı ve onu anlamlandıran parçalarıydı…
Bu kitapta zamanın zalim yollarında damla damla eriyip toprağa karışan bir kültürden söz ediyoruz…
Bakışlarınızı uzatın,
kendi geçmişinizi göreceksiniz.
UMAR Ö. OFLAZ’IN DİĞER KİTABI: OĞUZNAME
GAZETELERDEN:
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
HİKMET ÇETİNKAYA
Oflaz’ın Kitabı…
İnsan yaşamı nedir?
Bu konu çok tartışılır…
Tarihin derinliğine inip Mezopotamya’dan İyonya’ya uzanıp da; Azra Erhat’ın, Cevat Şakir’in (Halikarnas Balıkçısı) kitaplarını okuyup, Homeros’a baktığımızda çarpıcı fotoğraflarla karşılaşırız.
Kibele bir yeryüzü ve ay tanrıçasıdır… Afrodit ise güzellik, gülüş ve sevgi tanrıçası…
Afrodit’in Türkçe karşılığı “akşam yıldızıdır”.
Umar Ömer Oflaz’ın yeni kitabı “İslamiyet Öncesi Türk İnancı ve Evrensel Bağları” (Say Dağıtım) kitabı beni söylenceler ülkesine götürdü.
O değer, tüm insanlığın birlikte barış, sevgi ve kardeşlik içinde gelişmesine öncülük eder.
Kültür insanlığın ortak değerlerinden birisidir.
Bugün İyonya kentlerine baktığımızda kültürün insan yaşamında ne denli etkin olduğuna tanık oluruz.
Umar Ömer Oflaz’ın yeni kitabını bir solukta okudum…
Şiirsel bir dille okuru tarihsel bir yolculuğa çıkarıyor, kültürün insanlığa katkılarını anlatıyor.
***
Oflaz, kitabının giriş bölümünde şöyle diyor:
“İslamiyet öncesi Türk kültüründen söz etmek Oğuz-Türk kavminin varoluşuna bağlı inanç ve yaşam kültüründen söz etmektir.
Bir başka deyişle Türklükten; Türk sözünün aslını anlatan TÖRÜK kültüründen, bunun anlamdaşı olan Kızılbaş-Alevi kültüründen söz etmektir.”
İnsanlık tarihi binlerce yıllık varoluş sürecinden geçmedi mi?
Geçti!
İşte bu noktada, evrensel varoluş bir anlam kazanıyor.
Azra Erhat ve Halikarnas Balıkçısı’nın kitapları Anadolu tarihi ve kültürünün değerlerini ortaya koyuyor.
Şimdi aklımıza şu soru gelebilir:
“Varoluş kültürü Oğuz toplum düzeninin uzantısı mıdır?”
Oflaz bu konuyu derinliğine irdeliyor…
Önce Türklerin kültürel sözcüğü dillerine girmeden önceki kendilerine özgü yaşam biçimlerini ele alıyor.
Burada önemli bir ayrıntı var:
“Töre kültürü”.
Bir çocuğun dünyaya gelişi, eğitilmesi, yetiştirilmesi…
Giyimi ve kuşamı…
Genç ve yaşlıların birbirleriyle ilişkileri…
Töre cağdışılık değil bir yaşam biçimi.
Evin içindeki düzen, tarlada çalışma…
Bunlar töre kültürünün birer parçası.
Geleneksel toplumdan çağdaş topluma geçilmeden önceki bir kültür…
Kültürü sağlayan ise bireyler.
Yani töre bir “yasa” değil, eğitilme ve yaşam biçimidir.
Töre kültürünün eksiksiz bir biçimde işlemesini, kusursuz olmasını bireyler sağlar.
***
İslamiyet öncesi Türk inancından söz etmek evrensel bir kültürden söz etmektir, diyor Oflaz…
Ve sürdürüyor:
“… İnsanlığın binlerce yıllık serüveninde bu kültür kırıldı, parçalandı. Dağılan parçacıklar Hititler’de kayalara yazıldı… Çatalhöyük’te duvarlara çizildi; Friglerde deniz ticaretinin içinde boğuldu. İran içlerinde Zerdüşt’ün dudaklarında bir hıçkırık oldu; Eski Yunan’da Diyojen’le fıçıya girdi.”
Umar Ömer Oflaz, töresel yaşamın içindeki ayrıntılardan yola çıkıp, kültürün kendini biçimlendirmesini yalın bir dille anlatırken kimi gerçekleri de gözler önüne seriyor.
Binlerce yıl süregelen bir yaşam…
Bizler ne tarihimize sahip çıktık ne kültürümüze…
Damla damla eriyip toprağa karışan bir kültürü anlatıyor yeni kitabında Oflaz.
***
Tarihini ve kültürünü yok sayan toplumlar “töre kültürü”nü vahşetle, katliamla aynı anlamda görüyor.
Sözlü kültürden yazılı kültüre geçmeyen toplumların yazgısıdır bu!
Gecenin sessiz perdesi bir gün ışığını ararken ben dostum Oflaz’ın kitabını okuyup, Köyceğiz’e gitmeye karar verdim…
Köyceğiz Gölü kıyısında yürümeyi, Umar Ömer Oflaz ve Mehmet Emin Berber’le sohbet etmeyi özledim.
***
Kitabı edinmek isteyenlere not:
Say Dağıtım, Ankara Cad. No: 54/4; 34410 Sirkeci/İstanbul; e-posta: dagitim@saykitap.com; online satış: www.saykitap.com
Cumhuriyet Gazetesi, 10 Mayıs 2009, Politika Günlüğü, Hikmet Çetinkaya












Lütfen konuyu yorumlayın!