İddianameyi Doğru Okuyup Anlamak İçin-Ali Sirmen
Mustafa Balbay’ın kendisine ait olduğu iddia edilen belgelerin üzerinde tahrifat yapıldığını açıklamasının üstünden kaç gün geçti, o günden beri bekliyorum, dönek yalakalardan çıt yok.
Kimliklerini ve cibiliyetlerini bilenler tarafından kendilerine sızdırılan sahte belgelerle yargısız infaz görevlerini yaparak, gazetecinin sahip olması gereken şereften yoksun olduklarını kanıtlayanlar şimdi de, iddianameyi bahane ederek, sivil darbe şakşakçılığına soyunacaklar.
Bunların bazılarına kızmak bile gelmiyor içimden, yalnızca acıyorum, yılların biriktirdiği kine karşın İlhan Abisi’ni dövemeyen kimileri şimdi fırsat bu fırsat Balbay’a çullanıyorlar.
2. Ergenekon iddianamesinin yayımlanması üzerine, insanın tüylerini diken diken eden görüşler ileri sürülüyor.
Geçen gün bunların bazılarını, Reha Muhtar’ın programında izledik. Adında insan hakları da geçen bir derneğin temsilcisi ve de avukat olan Orhan Kemal Cengiz ile sakıt (iskat edilmiş) eski cezaevi savcısı olan Necati Özdemir, Ergenekon davasındaki usulsüzlükleri, başka davalarda da görülen olağan usulsüzlük, olarak niteleyecek kadar “hukuka bağlı!” kişilerdi.
HSYK tarafından savcılıktan iskat edilmiş bulunan ve İstanbul Barosu tarafından da ihraç edilen Necati Özdemir hakkında fazla bir şey söylemeye gerek yok. Zaten AKP’den Bakırköy Belediye başkan aday adayı olan Özdemir’in hukukçu yanından çok politikacı yanının ağır bastığı, program sırasında Deniz Som tarafından dile getirilmişti.
***
Demokrasi adı altında, ABD menşeli, Tayyip Erdoğan damgalı sivil darbeyi savunanlar, 2. Ergenekon iddianamesine mal bulmuş Mağribi gibi saldırdılar. Yasaya aykırı olarak elde edilmiş olan belgeleri ve ifadeleri, ki delil nitelikleri yoktur, şimdi allayıp pullayıp, süsleyip, kamuoyuna sunacak ve yargısız infaz yoluyla insanları karalamaya çalışacaklar.
Baştan beri belirtmeye çalıştık. Ergenekon soruşturmasını anlayabilmek için, Türkiye’de bu soruşturmanın hangi koşullar altında başlatıldığını bilip, görmek gerek.
2002 seçimleriyle iktidar olan AKP, Türkiye’de laik demokratik hukuk devleti olan Cumhuriyeti, şeriatçı İslam Cumhuriyetine çevirmeye yönelik sivil darbeyi, devletin erkini elinde tutmanın kendisine sağladığı manevi cebir unsurunu da kullanarak, yürürlüğe koymuş bulunmaktaydı.
Bu girişimin önünde büyük bir engel vardı, ki bu da kamuoyuydu.
Kamuoyunun dikkatini bu noktadan muhal askeri darbelere çevirmek için Ergenekon soruşturması kullanıldı. Aynı zamanda kamuoyunun direncini ve bağrındaki sivil demokratik direnme bilinciyle azmini harekete geçirenleri etkisizleştirmek, yıldırmak, korkutmak, tasfiye etmek bu soruşturmanın amaçları arasındaydı.
***
Bu soruşturma, çok karmaşık, ucu açık ve dışarıda olan bir süreçtir; hukuka aykırılıkları diz boyudur.
Ama gayet açıktır ki, konunun uzmanı olmayanlar, iddianameyi okurken anlamak için zorlanacaklardır. İşte bu zorluğun giderilebilmesi için, Yargıtay Cumhuriyet Onursal Başsavcısı Vural F. Savaş’ın iki temel anahtar kitabını, “Hukuk ile Aldatmak” (Bilgi Yayınevi Ekim 2008 Ankara) ile “Yüce Divan Dosyası” (Bilgi Yayınevi Mart 2009 Ankara) o dört bin sayfalık iddianame ile birlikte okumanızı salık veririm.
Çok açık, anlaşılır bir dille yazılmış olan sözü edilen kitaplarda olayın siyasi ve hukuki boyutları dört başı mamur bir şekilde gözler önüne seriliyor. Böylelikle iddianameyi çok iyi anlar ve tüm aksaklıkları görürsünüz.
asirmen@cumhuriyet.com.tr












Lütfen konuyu yorumlayın!