HANGİ 19 MAYIS? HER YER SATILMIŞTIR ARTIK! - Mustafa Yıldırım
Daha birkaç yıl öncesinde Putin, Samsun limanındaydı; adına mavi hat denilen gaz borusunun vanasını açacaktı. Söze Anadolu’nun kurutuluşu için ilk adımın Samsun’da atıldığını söyleyerek başlamıştı.
Putin’in yanı başındaki T.C. Başbakanı ise, ne o ilk adımdan ne de Anadolu’nun kurutuluşundan söz etmişti. Kendisi için hazırlanan konuşma metnindeki bazı satırlar liman kargaşalığına karışmıştı. Belki de, vatanın enerji düzenini yabancı devlete emanet etmenin 19 Mayıs ruhuna aykırılığını düşünmüş ve bizi utandırmak istememişti.
Her 19 Mayıs yıldönümünde bir iki özgün film karesi gelir gözlerimin önüne: İşgalci Fransız mareşali Karaköy rıhtımına çıkmaktadır.
İngiliz işgal kumandanı, bazı başka işgal subayları ve eşleri de hoş geldin demek için oradaydılar. Osmanlı paşası (Vahdettin’in yaveri Cevat Paşa olabilir) yüzünde gülücükler, yabancı kadınlara sırnaşmaktadır. Paşanın zerre kadar umurunda değildir sanki kendi vatanında işgal komutanını karşılamanın aşağılayıcılığı.
Bundan böyle o film karelerine yenileri de eklenecek: İngiltere kraliçesinin Çanakkale boğazını geçerek rıhtımın karşısına demirleyen savaş gemisi ve yaşlı kraliçeyi mutlu edebilmek için dibinde sırıtanlar.
Kraliçe Bursa’da camiye gitmiş; nereden icap ediyorsa. Hemen anımsadım, İngiliz hanedanlığının “mensubu” prensin Yeşil’deki Orhan Gazi’nin sandukasına ayağını dayayarak elde bayrak poz vermesini.
ART’den Nuriye Atabey aradı; öfkeliydi. “Savaşmadan Yenilmek” deyişimden esinlenerek “Siz İstiklal Meclisi’nin kapısına Phillip Morris yazdırdıklarında soruyordunuz ya ‘Hangi 23 Nisan?’ diye. Samsun limanını satıyorlarmış. Ben de şimdi soruyorum: Hangi 19 Mayıs?”
Bu soru daha da genişleyerek Naci Kaptan’ın (Cumok) iletisiyle geldi ve huzurumu parçalayıp attı:
“16 Mayıs 1919, Cuma: Mustafa Kemal’in Bandırma vapuruyla Samsun’a gitmek üzere yola çıktığı gün…
16 Mayıs 2008, Cuma: Bandırma limanı ile Samsun limanı satıldı!
Mustafa Kemal Samsun’a bi varacak ki… Liman satılmış.
“Ordu limanına yanaşalım” dese… Satıldı.
“Çek Trabzon’a” dese… O da satıldı.
“Rize Lİmanı?” Satıldı.
“Bari Hopa’ya gidelim…”
O da satıldı.
“Dönün kardeşim Sinop’a!” Satıldı.
“Ereğli limanı?” Satıldı.
“Yarımca limanına gitsek…” Satıldı.
“Bana satılmayan liman bulun” dese… memleketi Karadeniz üzerinden (limanlarından Anadolu’ya geçip kurtarması mümkün değil.
“Tekirdağ limanına çıkayım, oradan yüzerek karşıya geçerim” dese… Satıldı.
“Dümeni Ege’ye kır” dese… Dikili limanı satıldı. İzmir limanı satıldı.
Kuşadası limanı satıldı. Marmaris limanı satıldı.
“Madem öyle Akdeniz’den girelim” dese…
Antalya, Alanya, Mersin, İskenderun limanları satıldı.
“İtalya’ya gidelim, oradan uçakla gelelim” dese… Havalimanları zaten satıldı.”
Durum böyleyken siz gelin de 19 Mayıs 1919′un ruhundan söz edin şimdi!
Bu işlerin öyle çılgınlıkla filan ilgisi yok. Soru apaçık ortada:
Her şey satılmıştır artık; siz neyin mitingini yapıyorsunuz ve siz hangi laikliği hangi tutsak ülkede kurtarmaya çalışıyorsunuz?
“Hâkimiyet Milletindir” meclisinin içinde kaç Amerikan ve İngiliz vatandaşı mebus, bakan var?
Bari ikide bir de “Kaleleri teslim etmeyiz” diyerek yurttaşlara umut verip sonra çukurlarda bırakmayın! Hiç olmazsa geçmiş düşlerimiz bizimle kalsın. 19 Mayıs 2008












Lütfen konuyu yorumlayın!