Gözaltılar Avrupa’ya Turnusol - Yüksel Pazarkaya | Diyarbakır ADD
Anasayfa » Avrupa

Gözaltılar Avrupa’ya Turnusol - Yüksel Pazarkaya

12 Ekim 2008 11 defa okundu Yorum Yok

Diyalektik ilkedir, her yaramazlığın bir yararı vardır. Bu yarar, içte zaten bilineni bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bunu İlhan Selçuk ağabeyin, “bizim İslamcı ve liboş ham ervah” deyişi bir çırpıda saptadı.

Ama aynı ham ervahlığı Avrupa cephesinde de ortaya çıkardı son gözaltılar. Zaten bilip epeydir dile getirenler vardı, ama kuşku duyanlar da çoktu. Şimdi “bizim İslamcı ve liboş ham ervah” ile AB ileri gelenleri aynı borazanı üflüyorlar.

. İçerde, yalnız kendi çıkarları ve hedefleri için demokrasi, özgürlük ve insan hakkı diye çığrışan ham ervah ile AB sözcülerinin de yalnız o kesimden, yani “İslamcı ve liboş ham ervah” tan birilerinin başına bir iş gelince, bağrış çağrış ayağa kalkması, yaşadığımız süreçte bir çıkar örtüşmesini belirliyor.

Bu çıkar örtüşmesi, yine diyalektiğe uygun olarak, bir paranın birbirine ters iki yüzünü oluştursa da. Bir taraf, ham ervahlığını, demokrasi ve özgürlüklerden yararlanarak, demokrasiyi, aydınlanmayı ortadan kaldırma çabasıyla ortaya koyuyor. Öbür tarafta, bütün çelişkileriyle birlikte bugünkü Avrupa’nın ardında bir Rönesans, Reformasyon ve Aydınlanma tarihi var.

Ancak, bir başka gerçek de, aynı Avrupa, çıkarları gerektirdiği zaman, kendi tarihinden gelen değerlerle örtüşmeyen hedefleri de vargücüyle desteklemekten çekinmiyor. Onların çıkarları, içerde aydınlanmayı karartma hedefi için, dış desteğe harcanan ulusal çıkarlardan başka bir şey değildir. AB, bu ödünleri Türkiye’de ve Kıbrıs’ta sonuna dek alacak ve kullanacaktır.

Bu tavır bir kez daha Atatürk ‘ün tarihsel uyarısını çağrıştırıyor. Batı, dünyanın başka hiçbir yerine bağımsızlık, özgürlük, aydınlık ve demokrasi götürmemiştir. Bunu beklemek, kendi istencinden ve varlığından vazgeçmekle birdir. Ancak, yine Atatürk’ün yaptığı gibi, Batı’nın tarihsel deneyimlerinden yararlanarak, kendi bağımsızlık ve aydınlanma sürecini gerçekleştirmek ve süreğen geliştirmek çağdaşlığın yoludur.

Avrupa, basın yayını ve kamuoyuyla olduğu kadar resmi sözcüleriyle de Türkiye’de yaşanan süreç karşısında zaman zaman us almaz biçimde ve sanki cumhuriyet ve demokrasi ilkelerini bilmezmiş gibi taraf oluyor. Kendi tarihinden çok iyi bilmesi gereken bir gerçeği, laik ya da seküler bir toplum ve devlet düzeni olmadan, özgürlüklerin ve demokrasinin olmayacağı gerçeğini, Türkiye söz konusu olunca, sıklıkla göz ardı ediyor. Avrupa’nın bu yaklaşımı, hem Türkiye içinde hem de Avrupa’da yaşayan Türk toplumu içinde Avrupa’ya güveni arttırmıyor. Avrupa imgesi durmadan zedeleniyor. Türkiye’de AB’nin en ateşli taraftarlarının bugün ayrılıkçılar, dinciler ve cumhuriyet karşıtları olduğu bir gerçek ve bu gerçek her şeyi açıklıyor. Birçok başka ülkede muhalefeti baş muhatap kabul edip destekleyen Batı, Türkiye’de sanki muhalefet yokmuş ya da muhalefet en geri kesimmiş gibi bir tavır içinde. Burada Batılı partiler arasında görüş birliği olması hem şaşırtıcı hem de uyarıcıdır. Bunun Avrupa’ya bir yararının olmadığı er geç anlaşılacaktır. Türkiye, dar geçit sürecini öyle ya da böyle aşacaktır. Tarihin çarkı durdurulur, hatta zaman zaman biraz geriye döndürülür gibi görünse de, yüzüncü yılına doğru ilerleyen cumhuriyet dar geçidi tarihsel diyalektik süreç doğrultusunda aşacaktır.

En ateşli AB taraftarları diye saydığımız kesimlerde bir şey yaşanınca, büyük bir patırtıyla ve tehditle ayağa kalkan, insan hakları, özgürlük ve demokrasi nutukları atanların, İlhan Selçuk gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin gözbebeği bir yazarın ve diğer arkadaşların gece yarısı yataklarından alınıp götürülmeleri karşısında süt dökmüş kedi misali sus pus olmaları manidardır.

Gazeteciyse, yalnız duayen değil, Türk basınının en saygın yazarlarından, edebiyatsa, gençliğimde okuduğum “Yüzbaşı Selahattin’in Romanı” çağdaş Türk yazınında beni en fazla etkilemiş yapıtlardan biri. Sözün ve düşüncenin özgürlüğü demek için daha neyi beklediler acaba? Roth, Lagendijk ve şürekâsının takkeyi önlerine koymalarının vakti geçmiyor mu? Avrupa’ya iyilik etmiyorlar. Avrupa’yı Avrupa yapan Rönesans ve Aydınlanma değerlerini mirasyedi tavrıyla harcıyorlar. Sonra da küresellikten söz ediyorlar.

1 oy2 oy3 oy4 oy5 oy (Henüz Puanlanmadı)
Loading ... Loading ...


Lütfen konuyu yorumlayın!

Yorumunuzu aşağıya yazın, ya da geri izleme aracını kendi sitenizden bize linkleyerek verin. Ayrıca yorumlarınızı RSS yoluyla da yapabilirsiniz

Dikkatli dil kullanın, konu içeriğine uygun yazın. Aynı içerikten defalarca gönderimde bulunmayın.

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumlarınızda Gravatar görseli kullanmak istiyorsanız lütfen kayıt olun.Gravatar.