Filmdeki gerçek Atatürk değil | Diyarbakır ADD
Anasayfa » Turgut Özakman'ın Kaleminden: "MUSTAFA"

Filmdeki gerçek Atatürk değil

21 Aralık 2008 14 defa okundu Yorum Yok

‘Mustafa’da bir milletin kahramanının anısı ve saygınlığı yaralanıyor, incitiliyor; asıl linç bu

Filmdeki gerçek Atatürk değil

- Can Dündar, Hürriyette sayın Ayşe Armana şöyle diyor: Benim bildiğim, benim okuduğum adam, bana anlatılan adama uymuyor. Benim oğluma anlatılan da benim bildiğim adam değil. (9 Kasım, Pazar eki, 8. sayfa) Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

- Can Dündarın Atatürkü, Mustafa filminde anlattığı Atatürk ise, bu Atatürkün gerçek Atatürkle pek az ilgisi var. Can, Atatürk ve dönemini parça parça incelemiş. Geneli görmemiş. Ormana bakmıyor, ağaç dallarıyla ilgileniyor. Mesela Atatürkün laiklik anlayışını din karşıtlığı gibi algılıyor. Atatürkün içkisine, yalnız bırakıldığına takıntılı. Hele Cumhuriyet dönemini hiç anlamamış. Atatürkün sofracısı Cemal Grandanın şişirilmiş, uyduruk anılarını ve benzeri anıları, doğru ile yalanı daha ayırt edemediği için gerçek sanıyor. Bu arada zaman zaman yeni tribünlere oynadığı izlenemini de alıyorum.

ATATÜRK’Ü PSİKOLOJİSİYLE ANLATMAK

Bir de şu var: Atatürkü psikolojisi ile anlatmak istiyor. Yararlı bir yaklaşım. Ama bunu bir psikolog ya da ciddi bir hobi olarak psikolojiyi seçmiş olan biri yapabilir. Can psikoloji bilmiyor. Vamık D.Volkan ile Norman İtzkowitzin yazdığı Ölümsüz Atatürk adlı kitaptan yararlanmış. Kitabı çok başarılı buluyor. (Hürriyet, 10 Kasım, s. 6) Bir psikoloğumuz bu kitabı inceleseydi şaşırtıcı, akıl karıştırıcı, bilimselliği çok şüpheli, Atatürkü acayip kalıplarla çözümlemeye çalışan, tuhaf, esrarengiz bir kitap olduğu açığa çıkardı. Atatürkü anlamak için başvurulacak bir kitap olmadığını söyleyip bu konuyu kapatacağım. Psikoloji, amatörler için çok kaygan, karmaşık bir alandır. İnsanı gülünç eder. Dikkat!

Bu kitabın etkisiyle Can diyor ki: Babasız büyümek, bir ülke için baba figürüne dönüşmenizde etken olabilir. (Hürriyet, 10 Kasım, s. 6) Söz konusu kitapta işte buna benzer birçok yakıştırma var. Mesela Atatürkün yurtseverliği şöyle anlatılıyor: M. Kemal anasına duyduğu sevgiyi, anasının ölümü üzerine vatanına yöneltmiştir. (Bağlam Y., 1998, s. 290) Nasıl? Ne kadar bilimsel değil mi?)

Atatürkü anlamaya, anlatmaya, açıklamaya, çözümlemeye çalışan birçok dürüst, doğru, değerli çalışma var. Can bunlardan yararlanmak yerine bu komik kitaba takılıp kalmış. (Kendisine aydınlatıcı, dürüst, baba bir kitap tavsiye edeyim: Prof. Dr. Şerafettin Turan, Mustafa Kemal Atatürk, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2004)

OĞLUNUN ATATÜRK’Ü GERÇEĞE DAHA YAKINDIR

Bu nedenlerle filmde ortaya değişik bir Atatürk çıkmış. Ben oğlunun bildiği Atatürkün -bilgisini koruyorsa- gerçek Atatürke daha yakın olduğuna inanıyorum. Çünkü özellikle sevgili, sayın öğretmenler Atatürkü saygıyla, özenle, ona yaraşır, yakışır bir dille anlatıyorlar.

Ne yapacaklardı yani? Öğrencilerine, Atatürkü, filmdeki gibi özetle, içkici, kadına düşkün, yalnız bırakılmış, arkadaşsız, diktatör, unutulmaktan ödü patlayan, Mussoliniyi çağrıştıran, emeklilik psikozu içinde birtakım işlere kalkışan bir adamcağız diye mi anlatacaklardı?

Bu mudur Atatürk?

İnsaf!

ATATÜRK’Ü HİÇ

ANLAMAMIŞLAR

Can Dündar da, ekibi de, danışmanları da, bence Atatürkü hiç anlamamışlar. Atatürk olgusunun yüzeyinde, uzağında kalmışlar. Bilgi yetersizliğinden kaynaklanan bazı önyargıları var ve bütün filmde hiç sevgi yok. Büyük insanlara meraklı komşu gibi, paparazzi gibi, hele softa gözüyle bakılamaz. Can nerede durduğunu, kendisini savunan ve alkışlayan bazı kalemlere bakarak kavrayabilir. Fatih Sultan Mehmet, Kadırgalı Abdullah Molla anlatılır gibi anlatılamaz.Tersi de olmaz. Biçim öze uymalı. Bu kural anlatım sanatının temel kuralıdır. Ayrıca takt diye bir şey vardır ki Türkçeye denlilik, incelik diye çevrilebilir. Bu yazık ki genç kuşakların örneğini pek az gördükleri bir tutum. Bir şeyi incelikle anlatamıyoruz. Kabalık yaygınlaştıkça yaygınlaşıyor. Oysa bilginin üslubu nazik, sesi sakindir.

- Can Dündar Atatürkün Armstrongun Bozkurt kitabını hoşgörüyle karşıladığını anlattıktan sonra genele seslenerek diyor ki: Böyle hoşgörülü Atatürkten siz sansürcü, ceberut bir portre yaratmışsınız ve bize onu yutturmaya çalışıyorsunuz. Ben o Atatürkü benim liderim saymıyorum. Ben kendi tanıdığım lideri anlatmaya çalışıyorum. Siz ne diyorsunuz?

ATATÜRK HİÇ CEBERUT DİYE NİTELENMEDİ

- Sansürcü Atatürk ne demek anlamadım. Lafın gelişi söylemiş olmalı. Ceberut Atatürke gelince: Hiçbir uygar, vicdanlı, sağduyulu, gerçeğe saygılı insan, Atatürkü ceberut diye nitelememiş, tanıtmamıştır. Şimdi de Atatürkü öyle anlatan ciddi, gerçekçi tek bir inceleme, araştırma, hikâye yok. Kimse Atatürkü Canın iddia ettiği gibi ceberut diye yutturmaya kalkışmıyor.

Atatürkü yakından tanıyan birçok kimse anılarını yazarak Atatürkü anlatmıştır. Birkaçı: Yunus Nadi, Falih Rıfkı Atay, Y.Kadri Karaosmanoğlu, Ruşen Eşref Ünaydın, Kılıç Ali, Salih Bozok, M. Müfit Kansu, Ali Fuat Cebesoy, İsmet İnönü, Celal Bayar, Damar Arıkoğlu, Fahrettin Altay, Hasan Rıza Soyak, Hüsrev Gerede, Kazım Özalp, Afet İnan, Sabiha Gökçen, Süreyya Ağaoğlu, Y. Kemal Tengirşenk, Aralov, J. Grew, Madame Gaulis, General Sherill vb… Hiçbirinde Atatürk ceberut olarak anlatılmaz, anılmaz, ima bile edilmez. Hiçbir okul kitabında da böyle bir niteleme yoktur. Çünkü Atatürk ceberut değildi. (Ceberut=acımasız, zorba) Canın ceberut Atatürk iddiasının ciddi bir dayanağı yok. Kendi ileri sürüyor, kendi karşı çıkıyor. Gölge boksu yapıyor.

- Atatürkün ceberut olduğunu yazmaya yeltenen hiç kimse yok mu?

- İstisnasız kural olur mu? Birkaç kişi var.

- Kimler?

- Bunlar Can Dündarı ve Mustafa filmini alkışlayanlar arasında yer alıyorlar. Atatürke, Diktatör, bütün yetkileri elinde topladı, söylediği kanundu, muhaliflerini temizledi filan diyen, Mussolini gibi kepaze bir adamı anıştıran da Can Dündarın kendi ve ekibi. Filmde bir iki sahne dışında, Atatürkün büyük, güzel özelliklerini anlatan, yansıtan bir hava yok. Ne kadar sevgisiz bir işleyiş. Film gittikçe karamsarlaşan, olumsuzlaşan, durgunlaşan bir havayla sürüyor, final tüy dikiyor.

YAPTIĞI İLE SÖYLEDİKLERİ BİRBİRİNİ TUTMUYOR

Canın yaptığı ile söyledikleri birbirini tutmuyor. Şimdiye kadar, birkaç dinci ve Armstrongdan başka hiç kimse Atatürkü, Mustafa filmi gibi anlatmadı. Resmi anlatımın gölgesinde kalmayayım derken, gerçeğin çok dışına, uzağına düşülmüş. Bu asla unutulmayacak bir talihsizlik.

- Can Dündar Atatürke sansür uygulandığından yakınıyor…

- Atatürkü sansürlemek akla ve ahlaka aykırı bir şey. Ama koca bir hayatın içinden cımbızla birkaç cümle, birkaç ayrıntı seçip de bunları bir karakterin anahtarı diye ileri sürmek de sansür kadar akla ve ahlaka aykırı bir davranış olur. 

1 oy2 oy3 oy4 oy5 oy (Henüz Puanlanmadı)
Loading ... Loading ...


Lütfen konuyu yorumlayın!

Yorumunuzu aşağıya yazın, ya da geri izleme aracını kendi sitenizden bize linkleyerek verin. Ayrıca yorumlarınızı RSS yoluyla da yapabilirsiniz

Dikkatli dil kullanın, konu içeriğine uygun yazın. Aynı içerikten defalarca gönderimde bulunmayın.

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumlarınızda Gravatar görseli kullanmak istiyorsanız lütfen kayıt olun.Gravatar.