<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Diyarbakır ADD</title>
	<atom:link href="http://www.diyarbakiradd.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.diyarbakiradd.org</link>
	<description>ADD DİYARBAKIR ŞUBESİ:                                                                                                                   "Vatan Sevgisinden Kaynaklanan Fedâkarlık Duygusu Dejenere İnsanlara Gülünç Gelir"</description>
	<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 22:02:58 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>CUMHURİYET-TURGUT ÖZAKMAN</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/cumhuriyet-turgut-ozakman/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/cumhuriyet-turgut-ozakman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 22:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kemagen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Kitaplığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1165</guid>
		<description><![CDATA[Cumhuriyet&#8217;, Türkiye Üçlemesi&#8217;nin üçüncü kitabıdır (birincisi Diriliş, ikincisi Şu Çılgın Türkler). Objektif bilim adamları Milli Mücadele ile başlayıp Cumhuriyet&#8217;le süren bu dönemi Türk Mucizesi diye adlandırıyorlar. Kitapta, Büyük Zafer&#8217;den Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşuna kadarki olaylar yer alıyor. Bir yanda cumhuriyetçiler var, öte yanda bu daha iyi, daha insanca, daha onurlu düzeni istemeyenler. Ders ve ibret verici, uyarıcı bir dönem.
İşte, Özakman’ın kitabıyla ilgili söyledikleri:
“Devraldığımız mirasa bakınca, cumhuriyet neler yaptı, işte o mucizeyi görüyor insan. İstanbul telefon, yabancı bir şirketin elinde. Gizli örgütler falan var. Hayatta hiçbir zaman telefonda konuşmuyorlar, çünkü dinleniyor. Lozan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/11/cumhuriyet_turk_mucizesi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1166" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/11/cumhuriyet_turk_mucizesi.jpg" alt="cumhuriyet_turk_mucizesi" width="250" height="367" /></a>Cumhuriyet&#8217;, Türkiye Üçlemesi&#8217;nin üçüncü kitabıdır (birincisi Diriliş, ikincisi Şu Çılgın Türkler). Objektif bilim adamları Milli Mücadele ile başlayıp Cumhuriyet&#8217;le süren bu dönemi Türk Mucizesi diye adlandırıyorlar. Kitapta, Büyük Zafer&#8217;den Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşuna kadarki olaylar yer alıyor. Bir yanda cumhuriyetçiler var, öte yanda bu daha iyi, daha insanca, daha onurlu düzeni istemeyenler. Ders ve ibret verici, uyarıcı bir dönem.<br />
İşte, Özakman’ın kitabıyla ilgili söyledikleri:<br />
“Devraldığımız mirasa bakınca, cumhuriyet neler yaptı, işte o mucizeyi görüyor insan. İstanbul telefon, yabancı bir şirketin elinde. Gizli örgütler falan var. Hayatta hiçbir zaman telefonda konuşmuyorlar, çünkü dinleniyor. Lozan görüşmeleri sırasında Türk heyeti, daha ucuz olduğu için İngilizlerin telgraf hattını kullanıyor. Türk heyeti sürekli şifre değiştiriyor. Çok önemli talimatları da kuryeyle yolluyorlar. Öyle koruyorlar.<br />
<strong> Barışa ihtiyacımız vardı<br />
</strong>Lozan’da üç büyük eksiğimiz var; boğazlara tamamen egemen olmuyoruz ama başkası da egemen değil, Hatay ve Musul. Boğazlar Möntreux Anlaşması ile düzeliyor. Hatay çok sonra ele geçirilebiliyor. Musul elden gidiyor. İzmir neyse, Trabzon neyse, Musul da o. Türklerin çoğunlukta olduğu bir yer. Üstelik Mondros Mütakeresi ilan edildikten sonra İngilizler küstahça oradaki zavallı 6. Ordu’yu bastıra bastıra zorla gelip Musul’u işgal eder.<br />
Ya savaşacaktık ya Milletler Cemiyeti’ne gidecektik. Ki sonunda Musul’u bizim dışımızda tuttular, Irak’a verdiler. Türkiye 12 yıldır barışı beklemiş, inanılmaz derecede derin yaraları var. Bunların hepsini sarmak için barışa su gibi, hava gibi muhtaç. Lozan kurulu hareket etmeden evvel mecliste yapılan toplantıda Kürtler diyorlar ki, ‘Sakın Musul’u unutmayın. İngilizler Musul’u almak isterlerse biz Musul’suz olmayız, orası bizim vatanımız’ diye bağırıyor avaz avaz adamlar.<br />
<strong> Atatürk de hata yaptı<br />
</strong>Atatürk yanlış yapmaz derlerse ben itiraz ediyorum. Latife Hanım’la evlenmesi işte o hatalardan bir tanesiydi. Onunla evlenirse ideal bir çift olarak Türkiye’de halkı uygarlaştırma projesinin içinde bunların çok işlevsel olacağını düşünüyor. Son zamanlarda çıkan bir kitapta bizim uygarlık devrimlerimizin arkasında sanki Latife Hanım varmış gibi gösteriliyor. Söz konusu bile değil.<br />
İkinci cildin içinde tabii iki büyük olay var. Biri Şeyh Sait olayı çok büyük bir talihsizliktir, Türkiye için ve Kürtlük için çok büyük bir talihsizliktir. İkincisi ise Atatürk’e suikast. O talihsizliği bir de o zamanki İstiklal Mahkemesi’nin bir bölüm ittihatçıları da bu davanın içerisine sokup onlardan dördünün idamına karar vermesi&#8230; Cavit Bey’in idamı siyasi bir karar gibi geliyor bana. Cavit Bey bu hızlı rüzgarda devrildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/cumhuriyet-turgut-ozakman/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>10 Kasım«Atatürkçüleri» / SERDAR ANT</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/10-kasim%c2%abataturkculeri%c2%bb-serdar-ant/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/10-kasim%c2%abataturkculeri%c2%bb-serdar-ant/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 17:11:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kocmen1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1162</guid>
		<description><![CDATA[O büyük insanın devrimlerini ve mirasını yıkmak için her türlü girişimi, «demokrasi» ve «insan hakları» etiketiyle millete yutturmaya çalışır, bu kavramları da kirletirler. Ama 10 Kasım geldiğinde, sanki bütün bunları yapan onlar değilmiş gibi, hepimizden çok «Atatürkçü» kesilir, o büyük önderi överler de överler&#8230;
10 Kasımlardaki bu «Atatürk övgüsü», bu «Atatürk hayranlığı» samimi mi peki? James Watt&#8217;ın bir sözü var: «Gerçek botlarını giyene kadar, yalan dünyayı dolaşır» diyor! Ülkemizde her 10 Kasım&#8217;da, dünyayı turlayan yalanlar uçuşuyor havada&#8230; Atatürk&#8217;ün mirasına ve devrimlerine en büyük ihanetleri yapanlar, bir maskeli balonun figürleri olarak ortaya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="KayarYazi" style="padding-bottom: 15px; width: 100%; height: 255px;"><span class="MakaleMetni">O büyük insanın devrimlerini ve mirasını yıkmak için her türlü girişimi, <strong><span style="color: gray;">«</span>demokrasi<span style="color: gray;">»</span></strong> ve <strong><span style="color: gray;">«</span>insan hakları<span style="color: gray;">»</span></strong> etiketiyle millete yutturmaya çalışır, bu kavramları da kirletirler. Ama 10 Kasım geldiğinde, sanki bütün bunları yapan onlar değilmiş gibi, hepimizden çok <strong><span style="color: gray;">«</span><span class="AnahtarKelime" title=" Tüm ''Atatürk'' haberleri ">Atatürk</span>çü<span style="color: gray;">»</span></strong> kesilir, o büyük önderi överler de överler&#8230;</span></span></p>
<p>10 Kasımlardaki bu <strong><span style="color: gray;">«</span><span class="AnahtarKelime" title=" Tüm ''Atatürk'' haberleri ">Atatürk</span> övgüsü<span style="color: gray;">»</span></strong>, bu <strong><span style="color: gray;">«</span><span class="AnahtarKelime" title=" Tüm ''Atatürk'' haberleri ">Atatürk</span> hayranlığı<span style="color: gray;">»</span></strong> samimi mi peki? James Watt&#8217;ın bir sözü var: <em><span style="color: #800000;"><strong><span style="color: gray;">«</span>Gerçek botlarını giyene kadar, yalan dünyayı dolaşır<span style="color: gray;">»</span></strong> </span></em>diyor! Ülkemizde her 10 Kasım&#8217;da, dünyayı turlayan yalanlar uçuşuyor havada&#8230; Atatürk&#8217;ün mirasına ve devrimlerine en büyük ihanetleri yapanlar, bir maskeli balonun figürleri olarak ortaya çıkıp <strong><span style="color: gray;">«</span>Atatürkçülük<span style="color: gray;">»</span></strong> taslıyor her 10 Kasım&#8217;da&#8230;</p>
<p>Cumhurbaşkanı <span class="AnahtarKelime" title=" Tüm ''Abdullah Gül'' haberleri ">Abdullah Gül</span>, 10 Kasım nedeniyle yayımladığı mesajda,</p>
<blockquote>
<p class="MakaleMetni"><strong><span style="color: gray;">«</span>Atatürk&#8217;ün ileri görüşlülüğü, barışçı kimliği, dünya gerçeklerini iyi bilmesi ve insani değerlere verdiği önem, O&#8217;nu dünyanın saygın liderlerinden biri yapmıştır<span style="color: gray;">»</span></strong> diyor.</p>
</blockquote>
<p class="HaberMetni"><span class="AnahtarKelime" title=" Tüm ''Abdullah Gül'' haberleri ">Abdullah Gül</span> söylemese, öğrenmemiş olacaktık bu gerçekleri!</p>
<p>Gerçekten de Mustafa Kemal&#8217;in ileri görüşlülüğüne söz söylenebilir mi? Açın, Gençliğe Hitabe&#8217;yi okuyun, bugünkü siyasal tablonun betimlemesini görürsünüz! Ne diyordu büyük Atatürk:</p>
<blockquote>
<p class="MakaleMetni"><strong><span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span>&#8230;memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.<span style="color: gray;">»</span></strong></span></span></strong></p>
</blockquote>
<p class="HaberMetni">Al sana bugünkü Türkiye tablosu!</p>
<p>Mustafa Kemal&#8217;in <span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span> <strong>yurtta barış, dünyada barış</strong><span style="color: gray;">»</span></strong></span></span> sözünü, üniter ulus devlet&#8217;in mezarını kazmak için yıllardan beri ülkeyi kan gölüne çevirenlerle pazarlık masasına oturmak amacıyla kılıf olarak kullanmak isteyenlerin, şimdi Atatürk adını ağızlarına almaya hakkı var mı?</p>
<p><span class="AnahtarKelime" title=" Tüm ''TBMM'' haberleri ">TBMM</span> Başkanı Mehmet Ali Şahin ise mesajında,</p>
<blockquote>
<p class="MakaleMetni"><strong><span style="color: gray;">«</span>Aziz Atatürk, daima gönlümüzde yaşayacak, O&#8217;na ve ilkelerine olan inanç, güven ve bağlılığımız, sarsılmadan sonsuza kadar sürecektir<span style="color: gray;">»</span></strong> diyor!</p>
</blockquote>
<p class="HaberMetni">Ulu önderin ilkeleri arasında dokunulmazlık zırhı ardına saklanıp, yüz kızartıcı suçlar ve karanlık ilişkiler içinde olanlara vekâlet vermek var mı peki? Mustafa Kemal Atatürk, <span class="G12"><span style="color: #808000;"><strong><span style="color: gray;">«</span>fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür<span style="color: gray;">»</span></strong> </span></span>nesillerin yetiştirilmesini amaçlıyordu. Tarikat şeyhine biat etmiş Nakşibendî müritleri mi büyük Atatürk&#8217;ün ilkelerinin ve eserinin takipçisi ve koruyucusu olacak?</p>
<p>Başbakan Recep <span class="AnahtarKelime" title=" Tüm ''Tayyip Erdoğan'' haberleri ">Tayyip Erdoğan</span> da Atatürk&#8217;ü anıyor ve</p>
<blockquote>
<p class="MakaleMetni"><strong><span style="color: gray;">«</span>İstiklal mücadelemizin önderi, büyük devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün, değerini ve güncelliğini hiçbir zaman kaybetmeyen temel felsefesini doğru ve bir bütün olarak yeniden anlamaya çalışmalıyız<span style="color: gray;">»</span></strong> diyor.</p>
</blockquote>
<p class="HaberMetni">Cumhuriyet kurulalı 86, Atatürk aramızdan ayrılalı 71 yıl oldu! Büyük önderin temel felsefesini hâlâ anlayamadınız mı? <strong><span style="color: gray;">«</span>Atatürk&#8217;ün fikir ve eserleri üzerinde yeniden düşünülmeli<span style="color: gray;">»</span></strong> diye buyurmuş Başbakan! <span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span>Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir<span style="color: gray;">»</span></strong> </span></span>demiyor muydu Atatürk? Cumhuriyet üzerinde mi yeniden düşüneceksiniz? Eğer Atatürk&#8217;ün <strong><span style="color: gray;">«</span>temel felsefesi, değerini ve güncelliğini hiçbir zaman kaybetmeyen<span style="color: gray;">»</span></strong> bir nitelikteyse (ki öyledir), bu felsefenin ürünü ve O&#8217;nun <span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span>en büyük eseri<span style="color: gray;">»</span></strong></span></span> olan Cumhuriyet üzerinde yeniden düşünmenin anlamı nedir o zaman?</p>
<p><span class="AnahtarKelime" title=" Tüm ''Genelkurmay'' haberleri ">Genelkurmay</span> Başkanı Org. İlker Başbuğ da mesajında</p>
<blockquote>
<p class="MakaleMetni"><strong><span style="color: gray;">«</span>Hedef olarak gösterdiği yolda, <span style="color: #800000;">zamanın ve katılaşmış düşüncelerin kalıplarına takılmadan </span>ilerleyebilmek için bilim ve akıl esasları üzerine kurduğu düşünce sisteminden güç ve ilham alıyoruz<span style="color: gray;">»</span></strong> diyor.</p>
</blockquote>
<p class="HaberMetni">Anlayan beri gelsin!</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong><span style="color: gray;">«</span>Zamanın ve katılaşmış düşüncelerin kalıplarına takılmak<span style="color: gray;">»</span></strong></span> ne demek mesela?</p>
<p><span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span>Ya istiklal ya ölüm<span style="color: gray;">»</span></strong> </span></span>demek mi katılaşmış düşünce? Tam bağımsızlığı savunmak mı? AB&#8217;ye, ABD&#8217;ye, NATO&#8217;ya, IMF&#8217;ye, Dünya Bankası&#8217;na karşı çıkıp, küreselleşme palavralarına kanmadan antiemperyalist bir duruşla <span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span>Tam Bağımsız Türkiye<span style="color: gray;">»</span></strong></span></span> için düveli muazzama karşısında başı dik durup direnmek midir?</p>
<p>Atatürk&#8217;ün <strong><span style="color: gray;">«</span>bilim ve akıl esasları üzerine kurduğu düşünce sistemi<span style="color: gray;">»</span></strong> nin özünde <strong><span style="color: #ff0000;">TAM BAĞIMSIZLIK </span></strong>vardır! Bağımsızlık olmadan ne çağdaşlık olur, ne Cumhuriyet, ne laiklik, ne de sosyal adalet&#8230; Tam bağımsızlık da nutuk malzemesi değil, somut içeriğe sahip bir hedeftir Atatürk&#8217;e göre:</p>
<blockquote>
<p class="MakaleMetni"><span class="G12"><span style="color: #808000;"><strong><span style="color: gray;">«</span>İstiklâl-i tam&#8230; bittabi siyasi, mali, adli, askeri, harsî ve ilâ&#8230; her hususta istiklâl-i tam ve serbesti tam demektir<span style="color: gray;">»</span></strong></span></span> ve bu sayılanların <span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span> herhangi birinde istiklâlden mahrumiyet, millet ve memleketin, manayı hakikisiyle bütün istiklâlinden mahrumiyetidir<span style="color: gray;">»</span></strong></span></span></p>
</blockquote>
<p class="HaberMetni">İşte bu nedenle <span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span>&#8230; Biz hayatını, istiklalini korumak için çalışan erbabı sayiz, emekçileriz<span style="color: gray;">»</span></strong></span></span> der Mustafa Kemal&#8230; Ve <span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span>Efendiler!<span style="color: gray;">»</span></strong></span></span> diye seslenir,</p>
<blockquote>
<p class="MakaleMetni"><span style="color: #808000;"><span class="G12"><strong><span style="color: gray;">«</span>İstiklâlimizi emin bulundurulabilmek için, heyeti umumiyemizce, heyeti milliyemizce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyeti milliyece mücadeleyi câiz gören bir mesleği takip eden insanlarız.<span style="color: gray;">»</span></strong></span></span></p>
</blockquote>
<p class="HaberMetni">İşte Atatürk&#8217;ün hedef olarak gösterdiği yolun özü&#8230; İşte çağdaşlığın olmazsa olmaz ön koşulu&#8230; <span style="color: #ff0000;"><span class="G10"> <strong>TAM BAĞIMSIZLIK&#8230;</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #800000;">Oysa bugün ekonomin, IMF-Dünya Bankası denetiminde&#8230; <span class="AnahtarKelime" title=" Tüm ''Ordu'' haberleri ">Ordu</span>n, NATO ipoteğinde&#8230; Başbakan&#8217;ın </span><strong><span style="color: gray;">«</span>BOP eş başkanı<span style="color: gray;">»</span></strong> <span style="color: #800000;">olmakla, Cumhurbaşkanı&#8217;nın ise birkaç yıl önce ABD Dışişleri Bakanı ile gizli anlaşmalar yapmakla övünüyor! AB kapısında egemenliğini satılığa çıkarmış, verilen fiyatın pazarlığını yapıyorsun! Sonra da 10 Kasımlarda çıkıp </span><strong><span style="color: gray;">«</span>Atatürkçülük<span style="color: gray;">»</span></strong> <span style="color: #800000;">taslıy<a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/11/tayyip-gul.jpeg"><img class="alignleft size-full wp-image-1164" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/11/tayyip-gul.jpeg" alt="tayyip-gul" width="91" height="68" /></a>orsun</span>!</p>
<p><span style="color: #800000;">Hadi oradan&#8230;<a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/11/tayyip-gul2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1161" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/11/tayyip-gul2.jpg" alt="tayyip-gul2" /></a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/10-kasim%c2%abataturkculeri%c2%bb-serdar-ant/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Demokratik Açılım&#8221; Yok Emperyalizmin Çıkarları Var!</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/demokratik-acilim-yok-emperyalizmin-cikarlari-var/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/demokratik-acilim-yok-emperyalizmin-cikarlari-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 19:44:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Açıklamalarımız]]></category>

		<category><![CDATA[ustalan]]></category>

		<category><![CDATA[Demokratik Açılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1153</guid>
		<description><![CDATA[
Yüce Türk Ulusu&#8217;na,
Batılı emperyalist ülkeler  ve içerdeki iş birlikçileri,ülkemiz üzerinde oynadıkları oyunlardan biri olan  demokratik açılım adı altında ülkeyi bir kaosa sürükleme ve bölünmeye doğru  götürme projesindeler.Siyasi erki elinde bulunduranlar demokratik açılım adı  altında emperyalistlere destek vermektedirler. ”Türkiye Cumhuriyetini kuran  Türkiye Halkına Türk Milleti denir.”sözü, Batılı emperyalistlerin çıkarlarına  ters düşmüştür.  
Ülkemizde etnik sorun  yoktur.Sorun, ekonomiktir.Sorun,eğitimdir.Sorun,işsizliktir.Sorun  sağlıktır.Yıllardır Anadolu halkını Sağ-Sol,Alevi-Sünni, Laik-Anti laik ve son  olarak da Türk-Kürt söylemleriyle birbirine kırdırıp Türkiye Cumhuriyetini ve  Türk Ulusunu yok etmek istiyorlar.Türk,Kürt,Zaza,Arap,Çerkez,Abaza ve birçok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><strong><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/11/5ideserbesttttt.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1155" title="5ideserbesttttt" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/11/5ideserbesttttt.jpg" alt="5ideserbesttttt" width="440" height="230" /></a></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><strong>Yüce Türk Ulusu&#8217;na,</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Batılı emperyalist ülkeler  ve içerdeki iş birlikçileri,ülkemiz üzerinde oynadıkları oyunlardan biri olan  demokratik açılım adı altında ülkeyi bir kaosa sürükleme ve bölünmeye doğru  götürme projesindeler.Siyasi erki elinde bulunduranlar demokratik açılım adı  altında emperyalistlere destek vermektedirler. ”Türkiye Cumhuriyetini kuran  Türkiye Halkına Türk Milleti denir.”sözü, Batılı emperyalistlerin çıkarlarına  ters düşmüştür.<span> </span><span> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Ülkemizde etnik sorun  yoktur.Sorun, ekonomiktir.Sorun,eğitimdir.Sorun,işsizliktir.Sorun  sağlıktır.Yıllardır Anadolu halkını Sağ-Sol,Alevi-Sünni, Laik-Anti laik ve son  olarak da Türk-Kürt söylemleriyle birbirine kırdırıp Türkiye Cumhuriyetini ve  Türk Ulusunu yok etmek istiyorlar.Türk,Kürt,Zaza,Arap,Çerkez,Abaza ve birçok  etnik grup kardeşçe yaşamış,kız alıp vermiş akraba olmuşlardır. Kurtuluş savaşı  zaferi birlikte yaşanmıştır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span> </span>Demokratik açılımın,bayrağımızın yarıya  indirildiği, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu büyük önder Gazi Mustafa Kemal  Atatürk’ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’a getirilmesi manidardır. Neden<span> </span>10 Kasım !<span> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Türkiye Cumhuriyeti  Devletini yıkmaya yönelik çabaların sonucu olarak değerlendirilmelidir.<span> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Çözüm, ulusumuzun,  birlik,beraberlik ve kardeşlik içinde olmasıdır.Çözüm,tam bağımsız  Türkiye’dir.Çözüm,akla ve bilime dayalı Atatürkçü Düşünce sistemidir.Onun  ulaşmaya çalıştığı çağdaş uygarlık seviyesindedir.Yani tüm fertlerinin eşit ve  özgür olduğu, ülke zenginliklerinin planlı bir ekonomiyle hakça bölüşüldüğü bir  düzende olmalıdır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: 14pt; color: #333333;"> <span> </span></span><span style="font-size: 14pt;">Türkiye Cumhuriyeti Devletini  yıkmaya,bölmeye ve parçalamaya<span> </span>hiç  kimsenin gücü yetmeyecektir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Söz konusu vatan ise gerisi  teferruattır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Kamuoyuna saygıyla  duyurulur. 07.11.2009</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Oktay  ARITÜRK</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span> </span>Atatürkçü Düşünce Derneği<span> </span></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span> </span>Diyarbakır Şube Başkanı</span></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/demokratik-acilim-yok-emperyalizmin-cikarlari-var/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sabahattin ÖNKİBAR / YENİÇAĞ</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/sabahattin-onkibar-yenicag/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/sabahattin-onkibar-yenicag/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 18:59:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kocmen1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1150</guid>
		<description><![CDATA[Kürt açılımında boğulan AKP&#8217;ye ıslak belge can simidi ve sızlanan TSK
Hiç kuşkum yok, bu ıslak ya da kuru imzalı belge işi gündemi ters-yüz etme hesabıyla beraber TSK’ya operasyondur!
Bunu ispat etmek için fazla bir çabaya da ihtiyaç yok!
Her şey delilli ispatlı ortada!
Aylar önce hakkında kıyametler koparılan fotokopi bir belgenin gerçeği, böyle bir zamanlama ile yani AKP’nin Kürt açılımında boğulduğu bir süreçte can simidi diye ortaya çıkarılıyorsa, bunun ne anlama geldiğini kavramak için dahi olmaya gerek yoktur!
Şu tabloya bakar mısınız?
Hatırlayın, AKP mayınlı arazi olayında zora düşünce yine bu belge olayı gündeme sokulmuştu!
Belge ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="title">Kürt açılımında boğulan AKP&#8217;ye ıslak belge can simidi ve sızlanan TSK</div>
<p><!-- yazi content -->Hiç kuşkum yok, bu ıslak ya da kuru imzalı belge işi gündemi ters-yüz etme hesabıyla beraber TSK’ya operasyondur!<br />
Bunu ispat etmek için fazla bir çabaya da ihtiyaç yok!<br />
Her şey delilli ispatlı ortada!<br />
Aylar önce hakkında kıyametler koparılan fotokopi bir belgenin gerçeği, böyle bir zamanlama ile yani AKP’nin Kürt açılımında boğulduğu bir süreçte can simidi diye ortaya çıkarılıyorsa, bunun ne anlama geldiğini kavramak için dahi olmaya gerek yoktur!<br />
Şu tabloya bakar mısınız?<br />
Hatırlayın, AKP mayınlı arazi olayında zora düşünce yine bu belge olayı gündeme sokulmuştu!<br />
Belge değil, sanki AKP’nin Hızır Aleyhisselamı!<br />
AKP ne zaman sıkışsa ya bir Ergenekon operasyonu ya da bir belge hikayesi!<br />
Son sızdırma operasyonunda kafa karıştıran çok soru var?<br />
Belge işinde merkez yine İstanbul savcılığı!<br />
İyi ama bu konu Ankara Cumhuriyet savcılığına havale edilmedi mi?<br />
Demek ki Ankara’dakilere güvenilmemiş!<br />
Bir iddia da, ıslak belgeyi gönderenin rütbeli asker olduğu!<br />
Bunu anlamadım, yoksa gönderen evraka kimliğini ve rütbesini mi iliştirdi!<br />
Böyle bir şey pek muhtemel olmadığına göre hadisenin bu şekilde sunulması neden?<br />
Ben şimdi ABD Başkanına atfen bir ihbarda bulunsam bu Obama’ya mı mal edilecek?<br />
Hem fotokopisi üzerinden bile bu kadar kıyamet koparılan bir belgenin aslını aylarca kim saklar?<br />
Yargıda gereğini yapmak yerine, apar topar medyaya servis ise gerçek amacı belgeleyen bir başka boyut!<br />
Ayrıca dün uzmanlarından öğrendim ki imzayı gerçeği gibi taklit artık teknolojik olarak mümkün!<br />
Hülasa hadise kanaatimizce şudur efendim:<br />
Bu hadise birilerinin TSK ile hesaplaşmasıdır!<br />
Muhtemeldir ki bu belge işi, TSK ile bir şeylerle takas edilmek istendi ama TSK bunu kabul etmedi!<br />
Öyle olunca da iyi bir zamanlama ile yani AKP’ye hizmet edecek şekilde servis edildi!<br />
Bu şekilde AKP ile askerin yakınlaşmasının da tekrar önüne geçildi!<br />
Gelelim TSK’nın tutum ve seyrine?<br />
Lafı hiç dolandırmayacağım, TSK psikolojik savaşı yeterince bilmiyor!<br />
Son birkaç yıldır da sürekli yara alıyor!<br />
Bana karşı asimetrik savaş var diyor, beka sorunu diyor ama ötesine geçmiyor!<br />
Boyuna sızlanıyor!<br />
Gereğini yapmak yani somut adım yerine politikayı tercih ediyor!<br />
Tamam bezirganlara istismar imkanını vermemek iyi bir metot ama bunu yaparken kurumun imajı görmezden gelinmemeli!<br />
Taraf’gazetesinden yaka silkiyor ama hakkında TSK’nın kişiliğini tahkirden bir davası bile yok!<br />
Bitmedi, Türkiye’nin ebed müddeti adına TSK’yı her şartta sahiplenen Yeniçağ ve Cumhuriyet gibi gazetelerin çağrılmadığı Başbuğ’un son Güneydoğu gezisine; askeri cezaevinde 6 ay hapis yatan ve AKP’li baronlarla ortak olarak fiilen müteahhitlik yapan Nuri Elibol gibi AKP şakşakçısı sözde gazeteciler bile çağrılıp bağırlara basılabiliyor!.<br />
Eh bu şekilde yönetilince de malum tablo ortaya çıkıyor ve TSK yara alıyor!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/sabahattin-onkibar-yenicag/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Orhan Gökdemir/habercem.com.tr</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/orhan-gokdemirhabercemcomtr/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/orhan-gokdemirhabercemcomtr/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 18:51:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kocmen1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1147</guid>
		<description><![CDATA[


Kolera ile veba arasında zor seçim&#8230;





 AKP hükümetini yıkmak için hazırlandığı iddia edilen ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ ile birlikte bir de ‘Bilgi Destek Planı’ da ortaya çıktı biliyorsunuz. Yayınlandı çarşaf çarşaf. Asimetrik bir düğüm daha atıldı ülkedeki ikili iktidar durumuna. Korgeneral Nusret Taşdeler’in adını taşıyan Eylül 2007 tarihli beş sayfalık belgede 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrası Türkiye’nin durumuyla ilgili tespitler ve değerlendirmeler yer alıyor.
Genelkurmay’ın emri ve bilgisi dahilinde mi hazırlandı yoksa bir cemaat prodüksiyonu mu biz bilemeyiz. Onu Şamil Tayyar’a sorsunlar. Ama her kim hazırladıysa, Türkiye’nin hal-i pürmelali noktasında çok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="422">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="top"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Kolera ile veba arasında zor seçim&#8230;</span></td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="top"><img src="http://www.habercem.com.tr/imgs/0.gif" alt="" width="1" height="10" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="top"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> AKP hükümetini yıkmak için hazırlandığı iddia edilen ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ ile birlikte bir de ‘Bilgi Destek Planı’ da ortaya çıktı biliyorsunuz. Yayınlandı çarşaf çarşaf. Asimetrik bir düğüm daha atıldı ülkedeki ikili iktidar durumuna. Korgeneral Nusret Taşdeler’in adını taşıyan Eylül 2007 tarihli beş sayfalık belgede 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrası Türkiye’nin durumuyla ilgili tespitler ve değerlendirmeler yer alıyor.</p>
<p>Genelkurmay’ın emri ve bilgisi dahilinde mi hazırlandı yoksa bir cemaat prodüksiyonu mu biz bilemeyiz. Onu Şamil Tayyar’a sorsunlar. Ama her kim hazırladıysa, Türkiye’nin hal-i pürmelali noktasında çok nesnel olduğu belli.</p>
<p>Deniyor ki belgede:</p>
<p>1-Seçimler sonunda milliyetçilik söylemleri ve politikalarının darbe aldığını kabul etmek gerekmektedir. Seçim sonuçları ılımlı İslam’ın bir zaferi olarak kabul görmektedir. Batının İslam karşıtlığının bu kadar yaygın olduğu bir dönemde, İslamist-İslamcı olarak niteledikleri bir hükümeti bu derece desteklemeleri özellikle dikkat çekicidir.<br />
2-Batı tarafından radikal İslam ile mücadele vasıtası ılımlı İslam olarak seçilmiştir.<br />
3- Türkiye’de ılımlı İslam’ı gerçekleştirmek isteyenler amaçlarına ulaşmışlar, Türkiye, Müslüman ülkeler için ‘bir model’ olarak görülmeye başlanmıştır. Bu eğilimi ve ‘İslami Demokrasi’ bağlamında kazanılmış olan ivmeyi, halen gelmiş olduğu noktadan çevirmenin son derece zor olduğu açıktır.<br />
4- 22 Temmuz seçimlerinin bu nedenle Türkiye’nin ılımlı İslam’a dönüştürülmesi gayretleri bakımından bir milat olduğu ve 22 Temmuz’da kazanılmış olan başarının verdiği cesaretle AKP’yi ve destekçilerini daha fütursuz ve cüretkâr davranmaya yöneltebilecek din eksenli yeni bir dönemin ötesinde cumhuriyetin ve milletimizin temel değerlerlerinin aşındırılmasına yönelik bir süreci başlatma tehlikesini ortaya çıkardığını da söylemek mümkündür.<br />
5- 22 Temmuz seçimleri, ayrıca ılımlı İslam’ın kazançları ile bitti denilen Büyük Ortadoğu Projesi’nin tekrar canlanmasını sağlamış, Türkiye’ye biçilen ‘yeni Osmanlı’ rolünün yeniden gündeme getirilmesine yol açmıştır. Ulu önder Atatürk’ün özverili, planlı ve bilinçli gayretleri sonucu cumhuriyetin kurulması ile birlikte başlayan ‘Çağdaşlaşma, Aydınlanma ve Kültürel Değişim Süreci’, mevcut iktidar ve irticai kesimlerinin işbirliği sonucu, çeşitli uzman ve bilim adamları tarafından Ilımlı İslam, Yeni Osmanlıcılık ve Kültürel Geri Dönüşüm Süreci’ veya ‘Karşı Devrim Süreci’ olarak ifade edilen bir hareketle durdurulmuş ve etkisiz kılınmış. Cumhuriyet’in değerleri ve kazanımları hedef alınmaya başlanmıştır.<br />
6-TSK’nın işbirliği yapabileceği kurum ve kuruluşlar azalmaktadır<br />
7- Esas mesele, ılımlı İslam veya demokratik İslam olarak nitelendirilen yeni devlet düzeni içinde cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı TSK’nın, kendisine nasıl bir yer bulabileceği ve burada nasıl barınabileceğidir.<br />
8-TSK’nin halihazırda siyasi gelişmeleri etkileme veya yönlendirme imkânının ne olduğu, daha doğrusu, bu imkânın kalıp kalmadığının belirlenmesi de önem taşımaktadır.</p>
<p>Ucunda darbe var mı onu da bilemem ama kaybedilmiş “asimetrik savaş”ın kaybedildiğinin belgesi bu. Fotoğraf ortada, gericilik dimdik ayakta. Ilımlı İslam devleti olmaya doğru dörtnala gitmekteyiz. Kaygı duyanlar, karanlıkta başına geleceklerden korkanlar, çare arayanlar var haliyle.</p>
<p>Darbelere hayır da, bu üstümüze gelen karanlığı ne yapacağız siz asıl onu söyleyin!</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/orhan-gokdemirhabercemcomtr/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Son pişmanlığa da ceza indirimi var mı? - Yılmaz Özdil</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/son-pismanliga-da-ceza-indirimi-var-mi-yilmaz-ozdil/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/son-pismanliga-da-ceza-indirimi-var-mi-yilmaz-ozdil/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 21:55:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1145</guid>
		<description><![CDATA[- Pişman mısınız? 
- Yo-oo, değilim.
- Yaz kızım, etkin pişman, beraatine&#8230;
*
- Niye geldiniz?
- Sayın Öcalan söyledi.
- Yaz kızım, örgüt üyesi olmadığına&#8230;
*
Sen mesela, hacı emmi!
“Bunlar dinini bilen çocuklar, vatana millete hayırlı olur” diyordun sakalını sıvazlaya sıvazlaya&#8230; Nasıl gidiyor sence vatan millet işleri? Sen değil miydin köyün şehidi için fazladan iki rekat namaz kılan&#8230; N’olacak şimdi?
*
“Etkin pişmanım” deme bana&#8230; O, sana uygulanamıyor maalesef, seninki son pişmanlığa giriyor, kusura bakma.
*
Veya sen, Hatçe yenge.
İftar çadırında, senin paranla sana avanta çorba ısmarlayanlara bi hatim indirmediğin kalmıştı&#8230; “Allah devletimize zeval vermesin” diye dualar ediyordun&#8230; N’ooldu şimdi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><strong>- Pişman mısınız? <a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/fft16_mf405546.jpeg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1146" title="fft16_mf405546" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/fft16_mf405546.jpeg" alt="fft16_mf405546" width="199" height="300" /></a></p>
<p>- Yo-oo, değilim.</strong></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">- Yaz kızım, etkin pişman, beraatine&#8230;</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">- Niye geldiniz?</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">- Sayın Öcalan söyledi.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">- Yaz kızım, örgüt üyesi olmadığına&#8230;</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Sen mesela, hacı emmi!</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">“Bunlar dinini bilen çocuklar, vatana millete hayırlı olur” </span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">diyordun sakalını sıvazlaya sıvazlaya&#8230; Nasıl gidiyor sence vatan millet işleri? Sen değil miydin köyün şehidi için fazladan iki rekat namaz kılan&#8230; N’olacak şimdi?</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">“Etkin pişmanım” </span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">deme bana&#8230; O, sana uygulanamıyor maalesef, seninki son pişmanlığa giriyor, kusura bakma.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Veya sen, Hatçe yenge.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">İftar çadırında, senin paranla sana avanta çorba ısmarlayanlara bi hatim indirmediğin kalmıştı&#8230; <strong>“Allah devletimize zeval vermesin”</strong> diye dualar ediyordun&#8230; N’ooldu şimdi o devlet? </span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Ya sen, emekli Ahmet bey.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Kahvede başının etini yedin milletin, eczaneden nasıl bedavaya ilaç aldığını anlata anlata bitiremedin, 20 tane reyin olsa, 20’sini de vereceğini söylüyordun&#8230; Nasısın şimdi? Memleketi iki tane aspirine satmış gibi hissediyor musun kendini?</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Ya da sen, laylaylom Arzu.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">“Ay bakamıyorum şekerim, hep cenaze, hep ağlayan insanlar, o perişan çocuklar filan, vallahi yüreğim dayanmıyor, fena oluyorum, kapatıyorum televizyonu, seyretmiyorum artık haberleri”</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"> diyordun&#8230; Seyrediyor musun şimdi? Aç artık, aç&#8230; Ekranlar güzelleşti.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Sen, liboşik işadamı Tarık.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Bir taraftan <strong>“Ben cebime bakarım azizim”</strong> deyip, takunyalıların önünde el pençe divan duruyordun, bir taraftan, utanmadan, Mehmetçik Vakfı’na bağışta bulunuyordun&#8230; İster misin, Mehmetçik Vakfı’na yaptığın bağışlar yüzünden başın derde girsin şimdi?</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Sen, üniversiteli Şebnem.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Sana ders veren hocayı sabahın köründe yatağından kaldırıp, pijamayla tutukladılar, kanser oldu adam kahrından, <strong>“neme lazım”</strong> dedin, zahmet edip kantindeki protestoya bile katılmaya tırstın, kenardan kenardan araziye uydun&#8230; Niye endişeliymişin gibi yapıyorsun ki şimdi?</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Sen, memur Hüseyin.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Başındaki badem bıyıklı görecek diye, bizim yazıları bile gizli gizli okuyorsun internetten, gammazlanacaksın diye yusuf yusufsun&#8230; Zaten o nedenle katılmamıştın Cumhuriyet mitinglerine&#8230; Katılsana şimdi PKK mitingine&#8230; Sana söyleyeyim, terfi bile edersin belki.</span></h3>
<h3 class="YAYAZAR" style="margin: 5.65pt 0cm; text-indent: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">*</span></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">(NOT: Bu yazıyı, <strong>“İki cihanda lekeli”</strong> albümünü heyecanla beklediğimiz Sezen Aksu’nun <strong>“Masum değiliz hiçbirimiz”</strong> şarkısı eşliğinde okursanız, daha şık olur.)</span></h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/son-pismanliga-da-ceza-indirimi-var-mi-yilmaz-ozdil/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>TERÖRİST İŞGALİNE UĞRADIK !&#8230;/ 	 Ali İhsan GÜRCİHAN</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/terorist-isgaline-ugradik-ali-ihsan-gurcihan/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/terorist-isgaline-ugradik-ali-ihsan-gurcihan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 19:18:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kocmen1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1143</guid>
		<description><![CDATA[Adına ne derseniz deyin&#8230;..
Teröristlerin silahı bırakıp dağdan inmesini,
Artık akan kanın durmasını,
Böyle bir durumda Devlet&#8217;in de kucaklayıcı olmasını elbette isteriz.
Ancak bu terörist ve yandaşlarının ;
Kimin talimatı ile geldiklerine,
Geliş şekillerine ve tavırlarına,
Karşılayanların söylem ve davranışlarına,
Taşınan terörist resimlerine ve pankartlara,
Attıkları sloganlara,
Yol boyunca yapılan taşkınlık ve gösterilere,
Yapılan mitingler ve siyasi açıklamalara,
Getirdikleri mektuptaki Kürdistan tanımlarına,
Kameralara karşı yaptıkları zafer işaretlerine,
Kullandıkları Savaş,Barış ve Taraf kelimelerine,bakacak olursak,
Ne gelenlerin ne de karşılayanların söylem ve tavrı,hiçte öyle Devlet&#8217;in iyi niyetine vefa gösteren bir yaklaşım içerisinde olmamıştır.Tam aksine, aynen savaş kazanmış işgalci edası içerisinde olmuştur.Bırakın bu Ülke&#8217;nin vatandaşı olma sorumluluğunu,en ufak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="padding-bottom: 15px;"><span class="MakaleMetni">Adına ne derseniz deyin&#8230;..</p>
<p>Teröristlerin silahı bırakıp dağdan inmesini,</p>
<p>Artık akan kanın durmasını,</p>
<p>Böyle bir durumda Devlet&#8217;in de kucaklayıcı olmasını elbette isteriz.</p>
<p>Ancak bu terörist ve yandaşlarının ;</p>
<p>Kimin talimatı ile geldiklerine,</p>
<p>Geliş şekillerine ve tavırlarına,</p>
<p>Karşılayanların söylem ve davranışlarına,</p>
<p>Taşınan terörist resimlerine ve pankartlara,</p>
<p>Attıkları sloganlara,</p>
<p>Yol boyunca yapılan taşkınlık ve gösterilere,</p>
<p>Yapılan mitingler ve siyasi açıklamalara,</p>
<p>Getirdikleri mektuptaki Kürdistan tanımlarına,</p>
<p>Kameralara karşı yaptıkları zafer işaretlerine,</p>
<p>Kullandıkları Savaş,Barış ve Taraf kelimelerine,bakacak olursak,</p>
<p>Ne gelenlerin ne de karşılayanların söylem ve tavrı,hiçte öyle Devlet&#8217;in iyi niyetine vefa gösteren bir yaklaşım içerisinde olmamıştır.Tam aksine, aynen savaş kazanmış işgalci edası içerisinde olmuştur.Bırakın bu Ülke&#8217;nin vatandaşı olma sorumluluğunu,en ufak bir kardeşlik emaresi dahi görülmemiştir.</p>
<p>Bir an için,Açılım konusunun iyi niyetle ele alındığını kabul etsek dahi,teröristlerin ve yandaşlarının buna karşılık verdiği cevap ve sonuç gözler önündedir.Asıl amaçlarının ne olduğu da ortadadır.</p>
<p>Müteakip safhada ki tutum ve yaklaşımları da bundan daha farklı olmayacak,güç ve cesaret buldukları bu ortamı istedikleri gibi yönlendirmeye devam edeceklerdir.</p>
<p>Sanırım TÜRKİYE CUMHURİYETİ&#8217;Nİ gözümüzün içerisine bakarak inkar etmelerine rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisinde dahi kabul göreceklerdir.</p>
<p>Kısacası ;</p>
<p>Geçmişte olanları bir kenarı koysak bile,sadece dün Habur kapısından itibaren gördüklerimiz ve duyduklarımız, <strong>TÜRKİYE HALKI VE SORUMLULAR ADINA UTANÇ ve ENDİŞE VERİCİDİR.</strong></p>
<p>Tarihe kısaca not düşecek olursak ;</p>
<p><strong>Ülkemiz 20 EKİM 2009&#8242;de HABUR KAPISINDAN itibaren TERÖRİST İŞGALİNE UĞRAMIŞTIR.</strong></p>
<p>Bu üzücü durum göstermektedir ki ;</p>
<p><strong>GELİŞMELER BÖYLE GİDERSE,GELECEKTE BU ÜLKEDE YENİ BİR KURTULUŞA İHTİYAÇ DUYULACAKTIR<a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/pkk.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1144" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/pkk.jpg" alt="pkk" width="350" height="184" /></a></strong></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/terorist-isgaline-ugradik-ali-ihsan-gurcihan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AB&#8217;den Atatürk&#8217;e Saldırı/ 	 M.Nevruz Sınacı</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/abden-ataturke-saldiri-mnevruz-sinaci/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/abden-ataturke-saldiri-mnevruz-sinaci/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 18:55:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kocmen1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Tanıtım]]></category>

		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1140</guid>
		<description><![CDATA[







#author_article a, p, div{ 					font-size: 9pt; fot-family: Arial; 				}

AB, başta Ortlander raporu olmak üzere, belirli aralıklarla yaptığı açıklamaları veya değişik komisyonlarında yazılan raporları ile Atatürk’e saldırmayı, adeta sürecin bir parçası haline getirdi.

İlk saldırıdan tutun, bu ay vaki olan son saldırıya kadar, muhatap (hükümet) iktidar veya muhalefetten ses yok. Ciddi bir tepki yok. Tekzip talebi yok.

Ne kadar garip ve enteresan, ayıp ve utanç verici değil mi?

Bu saldırılar kapsamında; önce Atatürk resimlerinin indirilmesi istendi.

Şimdi de, Atatürk’ü koruma kanununun kaldırılmasını istiyorlar.

Onlar, kendilerine gerekli cevabın verilememesinin cesareti ile bu isteklerde bulunadursunlar, Ankara’nın Başkent oluşu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 12pt; font-weight: bold;"><br />
</span></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="468">
<tbody>
<tr>
<td height="5"></td>
</tr>
<tr>
<td style="padding-right: 5px;" valign="top">#author_article a, p, div{ 					font-size: 9pt; fot-family: Arial; 				}</p>
<div>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">AB, başta Ortlander raporu olmak üzere, belirli aralıklarla yaptığı açıklamaları veya değişik komisyonlarında yazılan raporları ile Atatürk’e saldırmayı, adeta sürecin bir parçası haline getirdi.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">İlk saldırıdan tutun, bu ay vaki olan son saldırıya kadar, muhatap (hükümet) iktidar veya muhalefetten ses yok. Ciddi bir tepki yok. Tekzip talebi yok.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Ne kadar garip ve enteresan, ayıp ve utanç verici değil mi?</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Bu saldırılar kapsamında; önce Atatürk resimlerinin indirilmesi istendi.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Şimdi de, Atatürk’ü koruma kanununun kaldırılmasını istiyorlar.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Onlar, kendilerine gerekli cevabın verilememesinin cesareti ile bu isteklerde bulunadursunlar, Ankara’nın Başkent oluşu kutlaması için Atatürk Heykeli etrafında toplananlar, karşılarında bambaşka bir Atatürk Heykeli buldular. Heykel bir gecede sararmıştı. Tarihi anıtı, bir oyuncak biblo gibi boyatanın gerçek sorumlusu bulunamadı.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Yaşadığımız kenti, toprakları, bu günlere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz. </span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Her gün önünden geçtiğimiz yapıların değerini ve anlamını öğrenmiyoruz. </span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Meselâ, Birinci Meclis’in kurulduğu alanın (yani şimdiki Ulus Meydanı’nın) eski ismi ‘Hakimiyeti Milliye Meydanı’ idi. Meydanda yer alan Atatürk Heykeli, Y. Nadi’nin başlattığı bir kampanya ile, hazineden para almadan, halktan toplanan yardımlarla yapılmış ve 27. Kasım 1927 günü açılmıştır. </span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Heykel, Heinrich Krippel’in eseridir. Avusturyalı sanatçı Krippel, Atatürk Anıtları yapmak üzere 1925’de davet edilmiş ve 1938’e kadar 13 yıl boyunca Türkiye’de kalmıştır. Atatürk sanatçıyı köşkte konuk ederek poz vermiştir.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Gazi Mustafa Kemal “Sakarya” isimli atının üzerinde oturmakta ve Meclis binasına doğru bakmaktadır. Bu bakış şekli özel olarak tasarlanmıştır. Hırslı ve güçlü bir at olan Sakarya, Gazi’den komut beklemektedir. Her an dörtnala kalkmaya hazırdır. Alnı “aynalı” tabir edilen şekilde beyazdır. Ayaklarında da beyazlık vardır. </span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Heykelin çevresinde iki Mehmetcik, bir de Kuvayi Milliyeci kahraman Kara Fatma’yı simgeleyen bir kadın heykeli vardır. Elini güneşe siper eden Mehmetcik, Polatlı yönünden gelecek düşmanı gözlemektedir. Tüfeğinin kasaturası takılı olup, derhal süngü hücumuna kalkacak bir pozisyonda beklemektedir. Ayağında “tozluk” yerine, dizinden itibaren, delikli postalına kadar sekiz defa sarılmış “dolak” ı vardır.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Kara Fatma, omzunda bir top veya şarapnel mermisi taşımaktadır.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Kaide yüzlerinde rölyefler vardır. Birinde, kucağında bebeği ile yürüyen ve kağnıda taşıdığı top mermilerinin ıslanmaması için üzerine, bebeğinin mintanını serdiği “gerçek hayattan alınan” kompozisyon resmedilmiştir. </span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Heykelin açılışında figürü gören Atatürk’ün gözlerinin yaşardığı söylenir.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Heykel, Ulus Meydanı düzenlenirken 1956 yılında yerinden kaldırılarak on metre kadar Kızılay yönüne taşınmış ve oturduğu kaide biraz yükseltilmiştir.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Yarın önünden geçerken veya Ankara’ya geldiğiniz bir gün, heykele bir de bu gözle ve “görerek” bakın. Cumhuriyetin değerlerine ilişkin pek çok ip ucu bulacaksınız. Bulunduğunuz her yerde buna benzer ipuçları vardır. Yeter ki, bakın ve görün.</span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">İşte AB’nin ve içimizdeki işbirlikçilerinin, Atatürk’e saldırmalarının ana sebebi,<span> </span>unutulmasını ve kaldırılmasını istedikleri Atatürk anı ve heykellerinden biri budur. </span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Ancak, Atatürk’ün eser, hizmet, ilke ve inkılâpları o kadar sağlam, emin, köklü ve <span> </span>mukavim ki, her biri adeta kök salmış bir şekilde, Türk Toprağı ve Türk Milletinin yüreğine dayanmış bulunmaktadır” </span></span></p>
<p style="text-indent: 35px;">
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt;">
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/abden-ataturke-saldiri-mnevruz-sinaci/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Top kimde? Kazak petrolü Ermenistan&#8217;dan akıtılacak - ARSLAN BULUT</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/top-kimde-kazak-petrolu-ermenistandan-akitilacak/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/top-kimde-kazak-petrolu-ermenistandan-akitilacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 19:25:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kocmen1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1137</guid>
		<description><![CDATA[


Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Azerbaycan illerinden geri çekilmeyi değil, Karabağ’ı Ermenistan’a bağlayacak bir “güvenlik koridoru” oluşturmayı müzakere ettiklerini savundu ve “Aliyev yanlış konuşuyor. Toprak iadesi meselesini ne zaman ve nerede görüştüğümüzü söylesin” dedi.
Türkiye’nin, 10 Ekimde imzalanan protokolleri onaylamaması durumunda, “gereken adımları atacaklarını” kaydeden Sarkisyan,  “Şu anda top Türkiye’de. Olayların gelişmesini beklemek için de yeterli sabrımız var” dedi.
Tayyip Erdoğan, “Ermenistan, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmedikçe TBMM, protokolü onaylamaz” diye durumu idare ediyor. Peki şimdi “Top Türkiye’de” denildiğine göre, Erdoğan’dan nasıl bir adım atılması bekleniyor?
Elbette Ermenistan sınırını açması isteniyor. Hem de yıl ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="news_detail">
<div class="news_detail_content">
<div class="content content_18">
<p>Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Azerbaycan illerinden geri çekilmeyi değil, Karabağ’ı Ermenistan’a bağlayacak bir “güvenlik koridoru” oluşturmayı müzakere ettiklerini savundu ve “Aliyev yanlış konuşuyor. Toprak iadesi meselesini ne zaman ve nerede görüştüğümüzü söylesin” dedi.<br />
Türkiye’nin, 10 Ekimde imzalanan protokolleri onaylamaması durumunda, “gereken adımları atacaklarını” kaydeden Sarkisyan,  “Şu anda top Türkiye’de. Olayların gelişmesini beklemek için de yeterli sabrımız var” dedi.<br />
Tayyip Erdoğan, “Ermenistan, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmedikçe TBMM, protokolü onaylamaz” diye durumu idare ediyor. Peki şimdi “Top Türkiye’de” denildiğine göre, Erdoğan’dan nasıl bir adım atılması bekleniyor?<br />
Elbette Ermenistan sınırını açması isteniyor. Hem de yıl sonuna kadar. Aksi halde, 24 Nisan’a kadar ABD Kongresi’ne sunulacak yeni Ermeni soykırım tasarısı koz olarak kullanılacak!<br />
Gerçek durum ise biraz karışık! Sarkisyan da kendi halkına doğru bilgi vermiyor.<br />
* * *<br />
Gülseren Aytaş hatırlatıyor:<br />
* Mayıs 2009’da çıkan “ABD’li Diplomatın Karabağ Bombası” başlıklı habere göre ABD’li diplomat Bryza, “Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev’in Azeri halkını zor bir uzlaşmaya hazırlamaya çalıştığını, Karabağ’ın çevresindeki toprakların Azerbaycan’a verileceğini, Karabağ’ın ise yeni bir statüye kavuşacağını” söylemiştir. (13 Mayıs 2009, Milliyet, Cenk Başlamış’ın haberi.)<br />
* Protokollerin açıklanmasından sonra çıkan haberler de bu sözleri teyid etmektedir: Bulunan ara çözüme göre Ermeniler, Karabağ çevresindeki Azeri kasabalarından çekilecek, Karabağ ve Ermenistan bir koridorla bağlanacak, siyasi statü konusu zamana bırakılacaktır. (3 Eylül 2009, Milliyet, Cenk Başlamış’ın haberi.)<br />
* Yine başka bir habere göre, Aliyev hem Rusya hem de ABD ile yaptığı görüşmelerde Karabağ bölgesine geniş otonomi hakkı tanınmasını önermiştir. (4 Eylül 2009, Hürriyet, Nerdun Hacıoğlu’nun haberi.)<br />
* Güneri Civaoğlu ise 31 Ağustos Protokollerinin çok farklı bir boyutunu göstermiş,  “uluslararası petrol lobisi”nden edindiği izlenimleri özetle şöyle anlatmıştır: “Azerbaycan üzerinden gelen enerji Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattında taşınıyor. Rusya son zamanlarda Gürcistan’ı kendi nüfuz alanına dahil etmek planında mesafe aldı. ABD ve AB, bu nedenle tedirgin. Oysa&#8230; Türkiye- Ermenistan ilişkileri düzelirse, Azerbaycan ve Kazakistan enerji nakli Gürcistan’a gerek kalmaksızın doğrudan doğruya Ermenistan üzerinden gerçekleşebilir. Türkiye’ye varışı Rusya ipoteği altında olmaz. Dikkat ediniz, Ermenistan açılım planına Azerbaycan’dan resmi olarak sert tavır konulmadı.”<br />
* Güneri Civaoğlu, Azerbaycan’ın Türkiye’ye enerji akışında frene basması halinde Rusya’nın Türkiye’ye enerji garantisi verdiği şeklindeki fısıltıyı da aktarmış ve uluslararası petrol lobisine bunun sebebini sormuştur:  “Bu soruma ‘çok karışık işler bunlar’ cevabını aldım. ’Devler pazarlığı’belki de&#8230; ’Al Ermenistan’ı, bırak Gürcistan’ı’mı?” (3 Eylül 2009, Milliyet)<br />
* * *</p>
<p>Aytaş devam ediyor:<br />
Atatürk, “Ermeni meselesi denilen ve dünya kapitalistlerinin iktisadî  yararlarına göre çözülmek istenen mesele, Kars antlaşması ile en doğru şekilde çözüme ulaştırılmış oldu.”  demiştir. Atatürk’ün “dünya kapitalistlerinin iktisadî  yararları” tespitinin ne kadar haklı olduğu böylece gözler önüne serilmiştir.</p>
<h3>Böylece “devler pazarlığında” Türkiye’nin payına soykırım sanığı sandalyesi, Azerbaycan’ın payına ise Karabağ’dan vazgeçmek düşmüştür. İki kardeş ülkenin ilişkilerinin zedelenmesi de cabasıdır.</h3>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/top-kimde-kazak-petrolu-ermenistandan-akitilacak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DEMOKRASİNİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL AB(D)&#8217;DİR.</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/demokrasinin-onundeki-en-buyuk-engel-abddir/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/demokrasinin-onundeki-en-buyuk-engel-abddir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 20:56:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kocmen1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1134</guid>
		<description><![CDATA[
 Ülkemizde son beş yıldır bir “demokrasi” havası estiriliyor. Dünün yobazları, dünün katilleri, bu günün en büyük demokratları kesilmiştir başımıza. Hatta “netekim Kenan&#8217;ı” “koruyucu melek” ilan edecek kadar darbeci olanlarda bir anda demokrasinin simgesi haline getiriliyor. Ama bu “demokratlar” kendilerinden olmayanların elinden mallarını canlarını ve de en önemlisi özel yaşamlarını gasp etmek  için her türlü yolu mûbah görüyorlar. Hatta insanın en doğal yaşam hakkı olan çalışma hakkını bile gasp edip işinden ediyorlar. Ve bütün bu rezaletlerin destekçisi de batıdır. Şimdi neden diyecek olursanız küçük bir şekilde anımsayalım.
 Bülent Ecevit ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/images.jpg"><em></em><img class="alignleft size-full wp-image-1135" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/images.jpg" alt="images" width="113" height="85" /></a></h4>
<h2><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span><span style="font-family: Liberation Serif,serif;"><span style="font-size: x-small;"><span style="font-weight: normal;">Ülkemizde son beş yıldır bir “demokrasi” havası estiriliyor. Dünün yobazları, dünün katilleri, bu günün en büyük demokratları kesilmiştir başımıza. Hatta “netekim Kenan&#8217;ı” “koruyucu melek” ilan edecek kadar darbeci olanlarda bir anda demokrasinin simgesi haline getiriliyor. Ama bu “demokratlar” kendilerinden olmayanların elinden mallarını canlarını ve de en önemlisi özel yaşamlarını gasp etmek  için her türlü yolu mûbah görüyorlar. Hatta insanın en doğal yaşam hakkı olan çalışma hakkını bile gasp edip işinden ediyorlar. Ve bütün bu rezaletlerin destekçisi de batıdır. Şimdi neden diyecek olursanız küçük bir şekilde anımsayalım.</span></span></span></h2>
<p style="font-weight: normal;"><span style="font-family: Liberation Serif,serif;"><span style="font-size: x-small;"> Bülent Ecevit &#8216;in başbakanlığı döneminde ANAP hakkında gizli bir kapatma davası vardı gerekçe ise, parti Alman vakıflarından para almıştı. Başsavcı ise bunu belgelemişti. Anayasamıza göre başka ülkeden yardım almak ise kesin parti kapatma nedenidir. Ama ne olduysa gizli bir el bunu durdurdu.</span></span></p>
<p style="font-weight: normal;"><span style="font-family: Liberation Serif,serif;"><span style="font-size: x-small;"> Abdullah Öcalan yakalandı ve idama mahkûm edildi. Ama batının baskısı ile idam durduruldu. Orhan Pamuk her seferinde Türk milletine hakaret etti. Hakkında dava açıldı ve ab(d) olaya müdahil oldu Pamuk yargılanamadı. Elif Şafak  konusu da ha keza aynı.</span></span></p>
<p style="font-weight: normal;"><span style="font-family: Liberation Serif,serif;"><span style="font-size: x-small;"> Ülkemizde birçok bakan hatta başbakan dahi yargılandı. Ama gelin görün ki PKK militanı vekiller yargıya meydan okumaktadır. Refah&#8217;ın kapatılmasına göz yuman batı AKP&#8217;nin kapatma davasında ayağa kalktı. Adına demokrasi diyerek. </span></span></p>
<p style="font-weight: normal;"><span style="font-family: Liberation Serif,serif;"><span style="font-size: x-small;"> Bu gün milletine hizmet etmiş insanlar bin bir türlü tertiple içeri alınırken terör ve yandaşları elini kolunu sallayarak dolaşmaktadır. </span></span></p>
<p style="font-weight: normal;"><span style="font-family: Liberation Serif,serif;"><span style="font-size: x-small;"> Bir küçük kız bez bebek çaldı diye sekiz yıl hapsi istendi ama memleketi çalanlar milletle alay edercesine demokrasi martavalı atıyorlar. Yani anlayacağınız ülkemizde büyük bir dokunulmaz sınıf oluşturulmuştur. Bu sınıf ise “bölücü-batıcı-dinci” “şeytan üçgeni” dir. Onlara bir türlü dokunulamıyor ama herkese dokunuluyor. DTP adeta milletle alay etmekte anayasamıza karşı gelmekte hatta değiştirilmesi dahi teklif edilmeyen maddeleri tartışmaya açmaktadır ama onlara hiçbir şey yapılamamaktadır. </span></span></p>
<p style="font-weight: normal;"><span style="font-family: Liberation Serif,serif;"><span style="font-size: x-small;"> Bütün bunlar demokrasi ve insan hakları adına yapılmaktadır. Bunların arkasında ise batı yani ab(d) var. </span></span></p>
<p style="font-weight: normal;"><span style="font-family: Liberation Serif,serif;"><span style="font-size: x-small;"> Bunlardan  da anlaşılmaktadır ki dünün, solcusu bu günün “sorosçusu” Ufuk ve mızıkacılarının dediği gibi demokrasinin düşmanı asker ve ulusalcılar değil, ab(d) dir. Bu “fravun” sınıfını başımıza bela eden ve demoklasin kılıcı gibi tepemizde çeviren “o tek dişi kalmış canavar” olan batıdır. Eğer ülkemizde gerçek demokrasiden bahsedilecekse Türkiyemiz AB(D) ile ilişkilerini yeniden düzenlemeli hatta AB(D) karşı olmalıdır. Memleket aman batı ne der diye kımıldayamaz hale geldi ve hukuk kangren halini aldı.  Bizler bunlardan bir an önce kurtulmalıyız. Bunun tek çareside batıya karşı olmaktır.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/demokrasinin-onundeki-en-buyuk-engel-abddir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Birliği şimdi de Atatürk&#8217;ü Koruma Kanunu&#8217;nda değişiklik istiyor.</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/avrupa-birligi-simdi-de-ataturku-koruma-kanununda-degisiklik-istiyor/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/avrupa-birligi-simdi-de-ataturku-koruma-kanununda-degisiklik-istiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 20:26:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kocmen1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1129</guid>
		<description><![CDATA[









 Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, yarın açıklayacağı İlerleme Raporu&#8217;nda Türkiye&#8217;de ifade özgürlüğünü kısıtlayan birçok yasal düzenleme bulunduğunu bildirecek.
İlerleme Raporu taslağında, &#8220;Türkiye&#8217;deki yasaların ifade özgürlüğü için yeterli güvence sağlayamadığı ve bunun sonucunda, savcı ve yargıçların genelde kısıtlayıcı yorumları tercih ettikleri&#8221; dile getiriliyor. Taslak metinde, ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasalar arasında Atatürk&#8217;ü Koruma Kanunu da anılıyor.
301 MADDEYE ELEŞTİRİ
Yapılan değişikliğe rağmen Türk Ceza Kanunu&#8217;nun (TCK) 301&#8242;inci maddesine dayanılarak hala soruşturma ve yargılamaların devam ettiği aktarılan raporda, TCK&#8217;da ifade özgürlüğünü kısıtlayan diğer maddeler arasında namus suçları, (125&#8242;ten 131&#8242;e kadar) kamu düzeni, (214,216, 217, 218, 220) ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="height: 558px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="527">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="top"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
</span></td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="top"><img src="http://www.habercem.com.tr/imgs/0.gif" alt="" width="1" height="10" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="top"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, yarın açıklayacağı İlerleme Raporu&#8217;nda Türkiye&#8217;de ifade özgürlüğünü kısıtlayan birçok yasal düzenleme bulunduğunu bildirecek.</p>
<p>İlerleme Raporu taslağında, &#8220;Türkiye&#8217;deki yasaların ifade özgürlüğü için yeterli güvence sağlayamadığı ve bunun sonucunda, savcı ve yargıçların genelde kısıtlayıcı yorumları tercih ettikleri&#8221; dile getiriliyor. Taslak metinde, ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasala<a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/bayargimiz.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1131" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/bayargimiz.jpg" alt="bayargimiz" width="350" height="185" /></a>r arasında Atatürk&#8217;ü Koruma Kanunu da anılıyor.</p>
<p><strong>301 MADDEYE ELEŞTİRİ</strong></p>
<p>Yapılan değişikliğe rağmen Türk Ceza Kanunu&#8217;nun (TCK) 301&#8242;inci maddesine dayanılarak hala soruşturma ve yargılamaların devam ettiği aktarılan raporda, TCK&#8217;da ifade özgürlüğünü kısıtlayan diğer maddeler arasında namus suçları, (125&#8242;ten 131&#8242;e kadar) kamu düzeni, (214,216, 217, 218, 220) devletin güvenliği (312, 314) ve müstehcenlik (226) sayılıyor.</p>
<p>Taslak AB belgesinde, &#8220;Bunlara ilaveten, halkı askerlikten soğutmayı düzenleyen TCK&#8217;nin 318&#8242;nci maddesi yanında Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanun ve Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında kanuna dayanılarak yargılamalar ve mahkumiyetler devam etmektedir. Bu yasal belirsizlik nedeniyle gazeteciler, yazarlar, yayıncılar, siyasetçiler, akademisyenler ve diğerleri soruşturulma, kovuşturulma, yargılanma, mahkumiyet ve hapsedilme riski altındadırlar ve bu nedenle otosansür yapmak zorunda kalabilirler&#8221; deniliyor.</p>
<p><strong>TARTIŞMALAR OLUMLU BULUNUYOR</strong></p>
<p>Raporda, yasal kısıtlamalara rağmen basında &#8220;Kürt sorunu, azınlık hakları, ordunun rolü ve Atatürk&#8217;ün mirası gibi Türk kamuoyunda hassas kabul edilen birçok konuda yoğun tartışmalar yaşandığı&#8221; ve &#8220;200 Türk aydını&#8221; tarafından 1915 olaylarıyla ilgili özür için başlatılan sanal imza kampanyasına 30 bine yakın katılım olduğu ve devamında geniş bir tartışma başladığı hatırlatılıyor.</p>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/avrupa-birligi-simdi-de-ataturku-koruma-kanununda-degisiklik-istiyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İSKELE SANCAK-İLHAN SELÇUK</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/iskele-sancak-ilhan-selcuk/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/iskele-sancak-ilhan-selcuk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 12:06:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kemagen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Kitaplığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1113</guid>
		<description><![CDATA[Yıldız falı, ülkeler ve devletler için değil, insanlar için geçerlidir.
Gerçi bizim bayrağımızda yıldız var; ama suskun!..
Daha çok hilal konuşuyor:
&#8216;Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak?..&#8217;
İnsanımız da balık gibi bakıyor geleceğe:
Bir gözü ağlar
Bir gözü güler
Bir gözü iskele
Bir gözü sancak..
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/161296_2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1114" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/10/161296_2.jpg" alt="161296_2" width="270" height="390" /></a>Yıldız falı, ülkeler ve devletler için değil, insanlar için geçerlidir.<br />
Gerçi bizim bayrağımızda yıldız var; ama suskun!..<br />
Daha çok hilal konuşuyor:<br />
&#8216;Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak?..&#8217;</p>
<p>İnsanımız da balık gibi bakıyor geleceğe:</p>
<p>Bir gözü ağlar<br />
Bir gözü güler<br />
Bir gözü iskele<br />
Bir gözü sancak..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/iskele-sancak-ilhan-selcuk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk&#8217;ün Atası uyarıyor- Prof. Dr. Çetin Yetkin</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/turkun-atasi-uyariyor-prof-dr-cetin-yetkin/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/turkun-atasi-uyariyor-prof-dr-cetin-yetkin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 20:38:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<category><![CDATA[Bunları Biliyor musunuz?]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Çetin Yetkin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1109</guid>
		<description><![CDATA[Bazı sözler, yargılar, dahası uyarılar, hiçbir zaman geçerliliğini yitirmezler, eskimezler. Hep günceldirler. Bakın, işte Atatürk günümüzde olup bitenler için ne diyor, bizleri nasıl uyarıyor:
“Ülkemizde pek çok yabancı parası akıyor ve birçok propagandalar yapılıyor. Bundaki amaç pek açıktır ki, ulusal hareketi sonuçsuz bırakmak, ulusal emelleri felce uğratmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanın bazı önemli bölümlerinin işgali amaçlarını kolaylaştırmaktır.”
Sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bununla birlikte her dönemde, her ülkede ve her zaman ortaya çıktığı gibi bizde de yürek ve sinirleri zayıf, algılama yeteneğinden yoksun insanların yanı sıra kişisel gönenç ve çıkarını vatan ve ulusunun zararında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/turk-bayrak.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-1111" title="turk-bayrak" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/turk-bayrak.gif" alt="turk-bayrak" width="120" height="122" /></a>Bazı sözler, yargılar, dahası uyarılar, hiçbir zaman geçerliliğini yitirmezler, eskimezler. Hep günceldirler. Bakın, işte Atatürk günümüzde olup bitenler için ne diyor, bizleri nasıl uyarıyor:<br />
“Ülkemizde pek çok yabancı parası akıyor ve birçok propagandalar yapılıyor. Bundaki amaç pek açıktır ki, ulusal hareketi sonuçsuz bırakmak, ulusal emelleri felce uğratmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanın bazı önemli bölümlerinin işgali amaçlarını kolaylaştırmaktır.”<br />
Sözlerini şöyle sürdürüyor:<br />
“Bununla birlikte her dönemde, her ülkede ve her zaman ortaya çıktığı gibi bizde de yürek ve sinirleri zayıf, algılama yeteneğinden yoksun insanların yanı sıra kişisel gönenç ve çıkarını vatan ve ulusunun zararında arayan sefiller de vardır. Doğu işlerini yürütmekte ve zayıf noktaları arayıp bulmakta pek becerikli olan düşmanlarımız ülkemizde bunları sanki bir örgüt durumuna getirmişlerdir.” (23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi’ni açış konuşması)<br />
Dikkat etmemiz gereken bir başka önemli gerçeğin altını çizerek diyor ki:<br />
“Varlığımızı korumak için, geleceğimizi, bağımsızlığımızı sağlamak için ortadaki düşmanları görüyoruz ve düşmanlarımızın emellerini yakından biliyoruz. Ve düşmanlarımızın bu emellerini elde etmek için uygulayacakları güçleri de biliyoruz. Fakat düşmanlarımız kendi ihtiraslarını bizim yok olmamızla sağlamak için ellerindeki güçlerden hiçbirini kullanmıyorlar. Tam tersine, amaçlarına ulaşabilmek için en kuvvetli keşfettikleri vasıta yine bizi birbirimize çarptırmaktan ibaret olmuştur.” (TBMM, 24 Nisan 1920)<br />
O halde ne yapmalıyız?<br />
“Ulusun tarihinde bazı öyle dönemler vardır ki belirli amaçlara erebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı yöne yöneltmek gerekir&#8230; Ülkenin ve devrimin içerden ve dışardan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gereklidir. Aynı cinsten olan kuvvetler ortak amaç yolunda birleşmelidir.” (Demeç; Vakit Gazetesi, 25 Mart 1931)<br />
Ya şu uyarısına ne demeli:<br />
“Hiçbir vakitte, millet tarafından milletvekili seçilen kişilerin erk ve kıymetlerini küçültmek, kısmak taraftarı değiliz. Yalnız&#8230;. Milletvekili sıfatını taşıyan bazı adamlar&#8230;. milletin içine girip bozgunculuğa memur edilmişlerdir. Bu nedenle bunlar uluorta gelip burada [TBMM’de] oturabilecekler mi? İçimize gelip oturduktan sonra cezaevine götürmek ister miyiz?” (TBMM, 9 Mayıs 1920)<br />
Yanıtını siz verin!<br />
Avrupa Birliği’nin öneri ve dayatmaları için ise yargısı ve uyarısı çok açık ve kesin:<br />
“Artık durumu düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan öğüt almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım düşünceler belirdi. Oysa hangi bağımsızlık vardır ki, yabancıların öğütleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir.” (TBMM, 6 Mart 1922)<br />
Ve çoktandır unutulan bir gerçeği bu kere biraz da hiddetlenerek yüzümüze vuruyor:<br />
“Biz hayatını, istiklalini kurtarmak için çalışan emekçileriz, zavallı bir halkız! Mahiyetimizi bilelim. Kurtulmak, yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız! Binaenaleyh her birimizin hakkı vardır, selahiyeti vardır. Fakat çalışmak sayesinde bu hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve hayatını emek harcamadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içerisinde yeri yoktur, hakkı yoktur. O halde ifade ediniz Efendiler! Halkçılık, toplumsal düzenini emeğine, hukukuna dayandırmak isteyen bir toplumsal öğretidir [“meslek-i içtimaîdir”, doktrindir]. Efendiler! Biz bu hakkı korumak, istiklalimizi emin bulundurabilmek için tüm toplumca, tüm milletçe bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletçe savaşımı uygun gören bir düşünceyi takip eden insanlarız. Binaenaleyh bu ve bu gibi teşkilatla ve izahatla hükümetimizin dayandığı esasın, toplumbilime [” ilm-i içtimaî “, sosyoloji] dayanan bir esas olduğunu açık bir surette görürüz! Fakat ne yapalım ki demokrasiye benzemiyormuş, sosyalizme benzemiyormuş, hiçbir şeye benzemiyormuş! Efendiler, biz benzememekle ve benzetmemekle iftihar etmeliyiz! Çünkü biz bize benziyoruz Efendiler!” (TBMM, 1 Aralık 1921)<br />
Atatürk, daha ne desin, ne yapsın, daha nasıl uyarsın bizi!&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/turkun-atasi-uyariyor-prof-dr-cetin-yetkin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne Yönelik Bozguncu Hareketler ve Tehditler -Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer*</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/turkiye-cumhuriyeti-devleti%e2%80%99ne-yonelik-bozguncu-hareketler-ve-tehditler-ord-prof-dr-sulhi-donmezer/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/turkiye-cumhuriyeti-devleti%e2%80%99ne-yonelik-bozguncu-hareketler-ve-tehditler-ord-prof-dr-sulhi-donmezer/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 20:28:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bunları Biliyor musunuz?]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>

		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sulhi Dönmezer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1108</guid>
		<description><![CDATA[1. Türkiye Cumhuriyeti devleti binlerce yıldan beri devam etmiş bir devletleşme sürecinin, olgusunun sonuncu halkasıdır. Bu halkaya yönelik tehditlerin, hareketlerin neler olduğunu, güçlerini, kullandıkları araçları belirlemeden önce hedeflerinin neden ibaret bulunduğunu tayin etmek gerekir. Bunları isabetle belirleyebilmek için ise Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapı unsurlarını ve temel özelliklerini tayin etmeli ve tehditçilerin bunlardan hangilerini ortadan kaldırmak amacında olduklarını belirtmelidir. Bu itibarla ana hatlarıyla ve kısaca devletimize yapı unsuru oluşturan ilkeleri arz edeceğiz:
1) Türkiye Cumhuriyeti devleti, Misak-ı Millî sınırları içinde bulunan ülkenin sahibidir. İstiklâl Savaşı’nın temel hedeflerinden birisi Misak-ı Millî sınırlarını korumak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/drudgesiren.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-1112" title="drudgesiren" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/drudgesiren.gif" alt="drudgesiren" width="50" height="69" /></a>1. Türkiye Cumhuriyeti devleti binlerce yıldan beri devam etmiş bir devletleşme sürecinin, olgusunun sonuncu halkasıdır. Bu halkaya yönelik tehditlerin, hareketlerin neler olduğunu, güçlerini, kullandıkları araçları belirlemeden önce hedeflerinin neden ibaret bulunduğunu tayin etmek gerekir. Bunları isabetle belirleyebilmek için ise Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapı unsurlarını ve temel özelliklerini tayin etmeli ve tehditçilerin bunlardan hangilerini ortadan kaldırmak amacında olduklarını belirtmelidir. Bu itibarla ana hatlarıyla ve kısaca devletimize yapı unsuru oluşturan ilkeleri arz edeceğiz:</p>
<p style="text-align: justify;">1) Türkiye Cumhuriyeti devleti, Misak-ı Millî sınırları içinde bulunan ülkenin sahibidir. İstiklâl Savaşı’nın temel hedeflerinden birisi Misak-ı Millî sınırlarını korumak olmuştur. Bu itibarla Cumhuriyet’in ülke unsurunu oluşturan topraklar kutsaldır ve bunlardan hiçbir fedakârlık yapılamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">2) Misak-ı Millî sınırları içerisinde yaşayan ve devletin nüfus unsurunu oluşturan bu insanların büyük çoğunluğu, etnik kökeni itibariyle Türk’tür. Dinleri Müslümanlıktır. Ülkede yaşayan insanlar geniş ölçüde olmak üzere kendilerini Türk olarak hissetmektedirler. Türkiye Cumhuriyeti devletinin toprakları üzerinde yaşayan ve vatandaşlık bağı ile devlete bağlı merbut bulunan bu insanlara, Türk Anayasaları, 1876’da (Osmanlı) ve sonra (Türk) adını vermişlerdir; İnsanların büyük çoğunluğu etnik kökenleri itibariyle de Türktürler. Ancak Anayasa’nın vatandaşına verdiği isim ırk temeline dayanmıyor. Bu itibarla aynı zamanda başka bir alt etnik grubun mensubu olsa da kişi, devlet ilişkilerinde tâbiiyetini bildirirken, Türk kelimesini kullanmak yükümündedir. Dünyanın her devleti için olduğu gibi, Türk vatandaşının da devlete karşı görev ve borçları, yükümleri ve devletten talep edebileceği hakları ve yararları vardır. Görev ve yükümlerin en başta geleni ise “devlete sadakattir”. Bu itibarla devlete karşı isyan eden, devlet yapısını tahribe yönelen kişi, bu sadakat vecibesini, yükümünü ihlâl etmiş olacağından hareketinin çok ağır olan sonuçlarına katlanmak mecburiyetindedir.</p>
<p style="text-align: justify;">3) Atatürk’ün, müteaddit kereler açıkladığı gibi Türk milletinin fertlerini birbirlerine bağlayan temel unsur kültürdür. Bin küsur yıl önce akın halinde Anadolu’ya gelen Türk boyları, kabileleri kültürlerini de getirmişler ve Anadolu ve Rumeli’de yaşamakta olan diğer halklarla da bütünleşerek getirdikleri kültürün içeriğini, yani yaşam biçimlerini geliştirmişlerdir. Burada kültürden bilimsel anlamda, kavramın içeriğini oluşturan bütün unsurları kastediyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">4) Kültür insanların ilişkilerini belirleyen temel araçtır. İnsanlar arasındaki iletişimi sağlayan sembollerden oluşmuş sistem ise dildir. Türk milletinin dili Türkçe’dir. Tüm kültürün ortakları, iştirakleri olmakla beraber, Türk milleti içinde alt etnik gruplar ve bunların kendilerine özgü dilleri de vardır. Ancak dil sadece kültürün en önemli unsurunu teşkil etmekle kalmamakta ve fakat aynı zamanda millî birliğin temel aracını da oluşturmaktadır. Bu itibarla Türk dili üzerinde hassasiyet gösterilirken bir yandan da millî birlik güçlendirilmiş olur. Bu sebeple devlet bütün vatandaşlarına Türkçe’yi öğretmek yüküm ve mecburiyeti altındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">5) Tüm toplumunun sosyal yapısında, bütün diğerleri için olduğu gibi, insanların tavır ve hareketlerini, davranışlarını, birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen sosyal normlar vardır: Örfler, adetler, gelenekler, muaşeret kuralları, din kuralları ve hukuk kuralları gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sosyal normların en önemli kategorisini oluşturan hukuk kuralları ise, 1840’lardan itibaren Türk toplumunda geleneksel doğrultudan ayrılmış ve giderek batı hukukunun esasları, kuralları, kurumları, mercileri, otoriteleri kabul edilmiş ve egemen olmuştur. Cumhuriyetle birlikte Türk insanlarının birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerinde batı hukukunun ilkeleri, esasları, kavramları, yorum ve uygulama biçimleri kabul edilmiş ve Cumhuriyetten sonra bu husus hukukun bütünüyle laisizme dayandırılması suretiyle gelişmesini tamamlamıştır. Artık uygulanan, laik devlet düzeni içerisinde batı hukukunun temel ilkelerini benimsemiş bulunan bir hukuk sistemidir.</p>
<p style="text-align: justify;">6) Bu hukuk sistemi millî iradenin egemenliğine, kadın ve erkek eşitliğine ve bunun gerekli kıldığı bütün kurumların geçerliliğine, hukukun, nasların esaretinden kurtulmuş bulunmasına, hukuk sisteminin bütünüyle halk yararına işlemesine, hukukun geliştirilmesinde inkılâpçılığın esas teşkil etmesine dayanmaktadır. Şeriat hükümleri, dinin ibadete, dînî inançlara ilişkin kuralları itibariyle vatandaşlar tarafından ferdî hayatlarında uygulanabilirler; fertler, özel hayatlarını dinlerine göre yaşayabilirler. Meselâ paralarını bankalara yatırmazlar ve faiz almayabilirler. Hukuka ilişkin şeriat kurallarının, söz gelimi bazı suçların, cezaların, miras kaidelerinin, evliliğe ilişkin hükümlerin, devlet yetkilerinin, ekonomik kuralların devlet hayatında egemen olması için gayret göstermek ise, devletin laikliği ilkesine taban tabana zıt olur: Laik hukukta hukukun kaynağı millî iradedir. Hukuka ilişkin şeriat kurallarına göre ise hukukun kaynağı ilahi iradedir. Şeriatın hukuk esasları çerçevesinde insanlar, devleti idare edenler yeni hukuk kuralları koyabilirler. Ancak bunlar hiçbir suretle ilahi iradenin getirdiği kabul olunan hukuk esaslarına aykırı olamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">7) Hukuk düzeni, sosyal sistemin yukarda belirtilen özelliklerine göre şekil almasında temel araçtır. Sosyal sistem ise yapısal unsurların inkılâplarla değişmesi suretiyle yeni şeklini alırken Türk kültürünün temel özellikleri korunacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"> <img src='http://www.diyarbakiradd.org/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Söz konusu gelişme ve oluşmalar inkılâplar vasıtasıyla ve inkılâpların korunması suretiyle gerçekleştirilebilirdi. Her değişmeye karşı olduğu gibi yatırılmış yararları ihlâl edilen karşı devrimciler yeni Türk sosyal yapısına, inkılâplara ve Cumhuriyete karşı da ortaya çıkmış ve dolayısiyle bunları giderecek araçlara başvurmak zorunlu olmuştur. Bu araçlar arasında özellikle istiklâl Mahkemeleri’ni, Takrir-i Sükun Kanunu’nu, Hiyanet-i Vataniye Kanunu’nu, Türk Ceza Kanunu ile getirilen hükümleri bu arada 163. maddeyi zikretmelidir. Bu araçları içeren kanunların bir kısmı bugün de Anayasa’nın 174. maddesinde yer almakta ve İnkılâp kanunlarının Anayasa’ya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamayacağı ve yorumlanamayacağı ifade edilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Devletin laik niteliğinin korunması için Ceza Kanunu’nda da değişik hükümlere yer verilmiş ve bunlardan çok önemli birisini 163. madde oluşturmuştur. Hükümlerin bir kısmı bugün de yürürlüktedir. Atatürk’ün hatırasını koruma amacı güden kanun da, inkılâbı koruyan kanunların başında gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">9) Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşundaki siyasî düzeni tek partili Cumhuriyet idi. Ancak bu düzenin amacı insan hak ve hürriyetlerini egemen ve millî iradeyi âmil kılacak demokrasi idi. Sosyal sistemin, bu siyasî düzeni yürütebilecek niteliğe kavuşması için bir inkılâpları koruma döneminin geçirilmesi karşı devrimcilerin etkinliğini yok etmek için, zorunlu idi. Bu dönem 1946 yılına kadar devam etmiş ve ondan sonra giderek çok partili siyaset hayatına, demokrasiye geçilmiştir. 163. madde son yıllara kadar yürürlükte kalmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">2. Türkiye Cumhuriyeti devleti daha 1920’lerden itibaren yukarda açıklanan unsur ve özelliklerine yönelik saldırı ve tehditlerle karşı karşıya kaldı; bugün de söz konusu hareketler ve tehditler, hızları azalmakla beraber, devam etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Saldırı ve tehditleri, hedefleri itibariyle şöylece tasnif ediyoruz :</p>
<p style="text-align: justify;">A. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milleti ile bütünlüğünü parçalamak, bozmak hedefini güden hareket ve tehditler. Esasta ülkenin bölünmezliğini ve milletin bütünlüğünü hedef alan bu saldırılar 1920-1997 tarihleri arasında önce “bölücü-şeriatçı” nitelikte olmuş ve sonra “bölücü-Marksist” mahiyette olarak tezahür etmiştir; bugün bölücü-Marksist niteliktedir.</p>
<p style="text-align: justify;">B. İnsan haklarına dayalı demokratik Cumhuriyet rejimini komünist bir diktatoryaya çevirmek hedefini güden hareket ve tehditler.</p>
<p style="text-align: justify;">C. Lak devlet düzenini yıkarak yerine şeriat esaslarının egemen olacağı İslami bir devlet kurmak amacını güden hareket ve tehditler.</p>
<p style="text-align: justify;">Dikkat edilsin ki B ve C maddeleri altında belirtilen hareket ve tehditlerin hedefi ülkenin bölünmezliği ve milletin bütünlüğü değildir. Devletin sadece siyasî, ekonomik ve hukukî rejimi değiştirilmek istenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">D. Bir de, şeriat devleti kurmak amacını gütmeksizin Türkiye’nin batı uygarlığına yönelik gidişi ile İslamı telif ederek diniliği toplumda daha etkin ve geçerli hale getirmek isteyen hareketler, hayatı eski geleneksel biçimine, Osmanlı dönemine döndürmek amacını güden hareketler vardır. Bunlar kendilerini insan haklarının müdafileri olarak takdim etmekte ve bugüne kadar ülkemizde laisizmin yanlış uygulandığını, dinsizlik şeklinde tatbik edildiğini iddia etmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">3. - A. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü parçalamak, bozmak hedefini güden hareket ve tehditler</p>
<p style="text-align: justify;">a) Bölücü-şeriatçı nitelikte bölücü hareket ve tehditler</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hareketler Tanzimat ile başlamış ve 1908 Meşrutiyetinin gösterdiği özgürlüklerle birlikte, ülkenin doğu kısmını koparmak amacını gütmüştür. 1908’den itibaren İngiliz Emperyalizminin emrinde, merkezleri İstanbul’da fesatçı, ayrılıkçı Kürt dernekleri kuruluyor ve bu hareketler Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda yenilgisinden sonra büyük yoğunluk kazanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Arnold Toynbee (Bir Devletin Yeniden Doğuşu, Milliyet yayınları, İstanbul 1971) eserinde şöyle diyor: “İngilizler Musul’u işgal ettikleri andan itibaren, Kürtleri isyana teşvike koyulmuşlardır. Nedeni de Kürtleri sevmelerinden değil, Türk hükümetine karşı kışkırtıcı bir üs olarak kullanmak istemelerindendir”. İngiliz Emperyalizmi, Mondros mütarekesinin imzasıyla başlayan ve Türk istiklâl hareketinin başlangıcını oluşturan dönemde, İngiliz ajanı binbaşı Nowel marifetiyle Kürtçülük hareketlerini yürütme çabasında idi. 1920 yılında Sevr muahedesinin tatbiki ve Diyarbakır, Van, Bitlis, Elazığ, Dersim (Tunceli) bölgelerini kapsayan bağımsız bir Kürdistan kurulması için harekete geçilmiştir ve bu maksatla aşiretler arasında bir birlik tesis edilmiştir. 14 Kasım 1920 tarihinde Ankara hükümetine verilmek üzere bir muhtıra hazırlanıyor. Buna nazaran Mustafa Kemal, Kürdistan muhtariyet idaresini kabul eden İstanbul hükümeti kararını kabul edecek, tutuklu bütün Kürtler serbest bırakılacak, Türk memurları çekilecek, askerî müfrezeler derhal geri alınacak ve bu istekler 24 saat içerisinde cevaplandırılacaktır. Ancak aşiret reislerinden Meço ve Diyap ağalar mebusluğu kabul ederek Ankara’ya gelirler. Diyap Ağa isyancılara hitaben “Aslımız ve neslimiz birdir. Yabancıların oyununa gelip birbirimizi öldürmeyelim” der. Ankara hükümetinden Sevr’in tatbiki ile müstakil Kürdistan talebi tekrarlanır. Neticede isyancılar, hükümete sadık diğer bir kısım aşiretlerin de yardımı ile Nurettin Paşa komutasındaki merkez ordusunun faaliyeti sonucu tenkil olunurlar. Yunanlılar Batı cephesinde ilerlerken, millî güçlerimiz şarktaki bu Koçgiri isyanının bastırılması ile de uğraşmak mecburiyetinde kalmışlardır. Görülüyor ki, bu isyan münhasıran Türkiye’den ayrılmak maksadını gütmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">1920’lerden 1937 Dersim isyanına kadar, Anadolu’da küçüklü büyüklü 27 isyan hareketi gerçekleştirilmiştir. Bunların hepsinde şeriatçılık hedef olarak gösterilmiştir. Aslında ise ülkenin bütünlüğünü ve milletin bölünmezliğini bozmak esas amaçtır. Ancak isyanlar şeriatçılık perdesi altında sürdürülmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">İsyanları çıkaranlar, organize edenler, aşiret reisleri veya şeyhlerdir. Bunlar, cahil ve sömürülmüş insanlar, aşiret mensupları üzerindeki nüfuzlarını kullanarak halkları felâketlere sürüklemişlerdir. Bu isyanların hepsi zavallı masum insanların perişan olmaları, hayatlarını kaybetmeleri ile sonuçlanmıştır. Aşiret reisleri ve şeyhler, o bölgede egemen olan feodal ilişkilerdeki menfaatlerini, sömürülerini sürdürmek, istismar düzenini devam ettirmek için dini ve dînî kisveyi bir araç olarak kullanmışlardır. Saf ve cahil halk, aşiret reislerinin ve özellikle şeyhlerin kendilerini dinin sahibi ve muhafızı olarak göstermelerinin etkisi altında kalıp bu felaketle sonuçlanan hareketlere katılmışlardır. 1937 yılında sonuncusuna girişilen isyan hareketlerinde, isyancılar bir ölçüde organize olarak muntazam sayılabilecek askerî hareketlere girişmişler ve tabii olarak çok güçlü Türk askerî kuvvetlerine bir kısım zarar verebilmiş ve hatta bazı şehir ve kasabaları işgal dahi edebilmiş iseler de, neticede ezilmeye mahkum olmuşlardır; muazzam ve tecrübeli Türk askerî kuvvetleri karşısında başarılı olabilmeleri mümkün değildi. Bu sebeple 1970’lerden sonra değişik bir strateji uygulamaya girişmişlerdir. Bunlardan aşağıda ayrıca söz edilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda sözünü ettiğimiz isyan hareketleri arasında Şeyh Sait, Ağrı ve Dersim isyanları geniş çaplı olmuş ve devleti bir hayli meşgul etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şeyh Sait İsyanı : Bu isyanın arkasında Musul meselesinin bulunduğu ifade edilmiştir. İngilizler, Musul’un Türkiye’ye iltihakını önlemek ve bu amaçla Türkiye’yi Milletler Cemiyeti’nde müşkül duruma düşürmek için isyanı tahrik etmişlerdir. Şeyh Sait, Elazığ’ın Palu ilçesindendir ve Nakşibendi tarikatının ileri gelenlerindendir. Zengin ve nüfuz sahibidir. Bu sebeple isyanın tertipçileri Şeyh Sait’i hareketin başına geçirmişlerdir. Başlangıçta isyan İslâm şeriatının tesisi adına başlatılmış ise de sonradan Kürt istiklâl hareketine çevrilmiştir. Hareket Bingöl, Muş, Diyarbakır cephelerinin teşekkülü ile yürütülmüş ve hatta Elazığ işgal edilmiştir. İsyancılar Diyarbakır’a da taarruz etmişlerse de burayı zaptedememişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Neticede aylar süren çatışmalardan sonra asiler tenkil edilmiş ve Mazhar Müfit Kansu başkanlığındaki İstiklâl Mahkemesi başta Sait, diğer şeyhler dahil 29 kişi hakkında idam hükmü vermiş ve bu hükümler yerine getirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ağrı İsyanı : 16 Mayıs 1926’da başlayan ve kısa aralıklarla dört yıl devam eden Ağrı isyanı Rus, İngiliz ve Fransız desteği ile kurulan Kürt-Ermeni derneği Hoybun tarafından tertiplenmiştir. Dernek Kürt ve Ermenilerin beraberce tesis ettikleri bir kuruluştur. Ancak isyanı çıkartan ve silah yardımlarını sağlayan İngilizlerdir. Amaç Türkiye’yi İngiltere ile anlaşmaya zorlamaktır. İsyan 2700 kişinin başka illere nakli ve 137 isyancının öldürülmesi ile sona ermiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dersim isyanı : Devleti en çok meşgul eden isyanlardan birisi de 1937 Dersim olayıdır. Bu isyanın yer altı faaliyetleri ile geçen bir hazırlık dönemi vardır. İsyana öngelen dönemde devlet Hatay meselesi ile uğraşıyordu. Fransa’nın Türkiye’de uygulamaya çalıştığı esrarengiz plânların amacı ise Türkiye’yi Hatay’dan vazgeçirmekti. Bölgenin böylece patlamaya hazır bir bomba haline getirilmesi karşısında devletimiz o bölgede bir dördüncü genel müfettişlik kurmuş ve başına da General Abdullah Alpdoğan’ı getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">İsyan 7 Ağustos 1938’e kadar bir buçuk yıl sürmüştür. Katılan asi kuvvetler 4000 kişidir; liderleri Seyyit Rıza’dır. Atatürk 1938 yılında, Meclis’i açış nutkunda bölgede silâhlı kuvvetlerin manevralar yapacaklarını bildirmiş ve neticede isyan ağır zararlar vererek sonuçlandırılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">4. - Yukarıda da açıklandığı üzere 1938 yılında kitlesel isyan hareketleri dönemi sona ermiştir. Bu isyanların sonucunda Türkiye’nin toprak bütünlüğünün isyanlarla ihlâl edilmesinin olanaksız olduğu anlaşılmış ve bundan sonra Maksist bölücülük dönemine girilmiştir. Bir süre fiili hareketlere girişilmeksizin fikri alanda çalışma ve örgütlenme çabalarına yönelinmiştir ve eğitim çalışmaları yapılmıştır. Bu dönemde Kürt milliyetçiliği yapanlar yanında Marksist, Leninist, Maoist gruplar girişilecek bir işçi-köylü devrimi ile komünist Kürdistan kurma çalışmaları da yürütülmüştür: Bu maksatla Marksist Kürtçüler tarafından 1959 yılında istanbul’da gizli bir dernek kuruluyor, ancak bunların mensupları yakalanıp cezalandırılıyorlar. Bu dönemde Kürt Talebe Cemiyeti çok aktif oluyor ve dokuz Kongre yapıyor. 1958 yılında yeraltı bir kuruluş olarak Kürt istiklâl Partisi teşkil ediliyor. 1965 yılında ise Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi kurulmuştur. Bu parti “Türk devletinin Türk ve Kürtlerden teşekkül ettiğini, Kürtlerin nüfus oranlarına göre temsilleri gerektiğini, Kürdistan bölgesinin sınırlarının belirlenmesi ve buradaki memurların Kürtlerden seçilmelerini, resmi dilin Kürtçe olmasını, eğitim dilinin de Kürtçe olacağını, Kürtçe radyo ve televizyonların kurulmasını ve Kürdistan’a devletin öncelik tanıması gerektiğini” ifade etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Partiyi kuranlar, şimdi mülga TCK 142. maddesinin 4. bendi gereğince milli duyguları yok etmek veya zayıflatmak amacını güden dernekleri kurmayı cezalandıran hükme göre yargılanıp cezalandırılmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">1969 yılında Devrimci Doğu Kültür Ocakları kurulmuştur. Bu dernek açlık mitingleri tertiplemiştir. Dernek üyeleri yargılanmış ve TCK 142/4 ten cezalandırılmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’deki demokratikleşme hareketi, 1961 Anayasası’nın getirdiği geniş özgürlükler bu faaliyetleri kolaylaştırmıştır. 141 ve 142. maddelerin 4. bentleri dahil tümüyle ilga edilmeleri de bu husustaki propagandanın yaygınlaştırılmasını sağlamıştır. Terörizmle mücadele kanununun 8. maddesi durumu kısmen de olsa düzeltmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">5. - b) Bölücü- Marksist, Leninist nitelikli hareket ve tehditler</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda belirtilen hareketlerin etkisi ile 1970’lerden sonra Marksist, Leninist bölücülük dönemi başlamıştır. PKK’nın örgütlendirip yönlendirdiği bu hareketin esası bölücülüktür. Amaç Suriye, Irak ve belki İran Kürtlerini ve Türkiye’deki Kürt asıllı vatandaşlarımızı bir araya getiren ve yıllardan beri sürdürülen isyanların hedefini oluşturan bölücülüğü gerçekleştirmek ve Türkiye’nin bir parçasında müstakil bir Kürt devleti kurmaktır. Bu bakımdan Türkiye’deki komünistleri de yanlarına çekmek suretiyle Maksist Leninist bir rejim uygun görülmektedir. Bölgenin feodal sosyal bünyesinde egemen olan aşiret düzeninin, şıhlığı yok etmek için yoksul halkı cezbetmenin aracı olarak Maksizm uygun sayılmıştır. Görülüyor ki, aynı zamanda aşiret düzeni yok edilecek, halk cezbedilecek, Türkiye’deki komünistlerle işbirliğine girişilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hareketin asıl hedefi Türkiye topraklarının bir kısmında müstakil bir Kürdistan gerçekleştirmektir; ancak bu maksat liderlerin ağzından hiçbir zaman açık seçik ifade edilmemekte, sanki Kürtler için sadece kültür özgürlüğü taleb edildiği açıklanmaktadır. Türkiye’de bir kısmı hain, bir kısmı safdil bazı okur yazarlar bu sözde hedefin propagandasını yapmaktadırlar. Oysa PKK’nin hedefi, Tanzimat döneminden beri sürdürülen isyan hareketlerinden farklı değildir. Olması için ciddi bir sebep de yoktur. Ancak PKK geçen yılların isyan hareketlerinden gerekli dersi almış olmalıdır ki, mücadelesinde gerilla ve terör metodlarını birlikte kullanmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin karşısına hiçbir zaman muntazam bir silahlı kuvvet olarak çıkmamakta, vur kaç metodu ile gerilla harekatı yürütmekte, bölgeden yandaş kazanmak hususunda baskı metodunu kullanarak terör yapmaktadır. Ancak, gerilla ile mücadelede Türk güvenlik güçlerinin zamanla deneyim kazanması ve gerekli güçlerin yetiştirilmesi nedeniyle PKK’nın gücü bugün artık çok azalmış gibidir ve devlet mücadeleyi süresiz ve ciddiyetle sürdürdüğü takdirde bütünüyle bitecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Halkın büyük şehirlere göç etmiş olması, büyük ızdıraplara, yoksulluklara neden olmaktadır. Bu bir gerçektir. Ancak bu hal, gençlerin baskılar sonucu PKK’ya katılmalarını geniş ölçüde önlemektedir. Ayrıca mevcut aşiret reislerinin Türk devletine sadakat vecibesini içtenlikle kabul etmiş bulunmaları eski tip isyanların gerçekleşmesini de önlemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk devletinin PKK ile yaptığı mücadelede, eski isyanlara göre başta gelen üstünlüğü her türlü silahla takviyeli yetiştirilmiş silahlı güce sahip olmasıdır. Özel timlerin yararı da hiç kuşkusuz önemlidir. Korucuların varlığı, eski dönemde olduğu gibi, aşiretlerin isyancılara katılmasını engellemek bakımından çok akıllı bir stratejik tedbir sayılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu lehte unsurların karşısında, eskiye göre, önemli sayılabilecek şu sakıncalar vardır:</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlardan birincisi içine girdiğimiz dem kratik yaşam biçiminden kaynaklanıyor; iletişim özgürlüğü, basın özgürlüğü, fikir ve düşünce özgürlüğü adına üstü kapalı olarak, mücadele eden güçlerin moralini bozmaya çabalayanlar rahatça propagandalarını sürdürebilmektedirler. Oysa isyanlar döneminde bütün Türkiye halkı basını ile birlikte isyancıların karşısında idi. Propagandalarını yapmış olmamak için gazeteler isyandan dahi söz etmezlerdi. Bizim bütün gençliğimiz isyanlar dönemi içinde geçtiği halde, İstanbul’da bunların farkında bile olmamışızdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine bu bakımdan bu defaki bölücüler yurt dışında ortaklar bulmaktadırlar. Türkiye’nin gelişmesinden dolayı sıkıntı içinde bulunan komşular da bölücülere yardımı, kendi menfaatleri içinde saymaktadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">ikinci sakınca, kitlesel terörün neden olduğu, mücadele eden devlet güçleriyle yerel halk arasında gerçekleşebilen kötü ilişkiler ve bunun neden olduğu düşmanca duygulardır; kinlerin, husumetlerin teşekkülüdür. Beraber yaşamak mecburiyetinde olan insanlar arasında bu duyguların oluşması toplumsal bütünlüğe zarar veren, engelleyen temel nedenlerdendir.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer bir sakınca da fiilî hareketlere katılan ve sık sık ölüm tehlikesi ile karşılaşan insanların bir kısmının kötü uygulamalara sapabilmeleridir. Bu kaçınılması çok zor olgunun etkisini azaltmanın başta gelen çaresi, bizce, mümkün olduğu kadar kısa süre içerisinde fiilî mücadeleyi bitirmektir. Müzminleşen fiilî mücadeleler, bu nevi olguları, haydutları, menfaatçileri, görevini kötüye kullananları, nüfuz suistimali yapanları mutlaka meydana getirir.</p>
<p style="text-align: justify;">6. - B. İnsan haklarına dayalı demokratik cumhuriyet rejimini komünist bir diktatoryaya çevirmek hedefini güden hareket ve tehditler</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’de menşeini İstiklâl savaşından alan bir komünist hareket her zaman mevcut bulundu. îlk yandaşları dışarda eğitilmiş ve kaynaklandırılmış olan bu hareketin mensupları daima bir proleter devrimle ülkede Marksist-Leninist rejim kurmak amacını taşımışlardır. Kanunların koyduğu yasaklar ve 1960’lara kadar iktidarda bulunan siyasal gücün kararlı tutumları nedeniyle daima fikrî alanda kalabilmiş bu hareket basit bir yeraltı propagandası yapmaktan başka bir şeyde başarılı olamamıştır. Hareketin mensupları fiilî mücadeleye girişememişler, sınırlı yeraltı kuruluşları halinde kalmışlar ve deşifre olduklarında da Avrupa’ya ve özellikle Rusya’ya kaçmışlardır. Bizim kanaatimiz şudur: 27 Mayıs hareketini gerçekleştirenler arasında da, az sayıda da olsa, bunlardan bazıları vardı. Yassıada Yüksek Adalet Divanı’nın kararlarının verildiği sıralarda bir Avrupa ülkesinde rastladığım bunlardan birisi bana gerçekleştirdikleri hareketin aslında Adnan Menderes’e karşı olmadığını, amaçlarının iktidarı ele geçirerek sol bir rejim kurmak olduğunu, Menderes’in aslında Türkiye probleminin ekonomik olduğunu idrak etmiş akıllı bir devlet adamı sıfatını taşıdığını, kendilerinin sözgelimi bir kanun çıkararak bir gece içinde bütün tarım arazisini devletleştirmek niyetinde olduklarını söylemiştir. 28 Nisan günü Üniversite bahçesinde polis tarafından sürüklenerek götürülen bir hukuk öğrencisi hakkında, adı geçenin mezuniyetinden onbeş yıl geçtikten sonra Cumhuriyet gazinosunda yapılan toplantıda söylediği ve bölücülük propagandası mahiyetini taşıyan beyanlarından dolayı açılan davada bilirkişilik yapmışımdır.</p>
<p style="text-align: justify;">1961 Anayasası’nın getirdiği geniş özgürlükler içinde devrimci komünist hareket, fikirler, düşünceler bazen açık bazen da üstü kapalı olarak yayılmak imkânını bulmuştur. Marksit-Leninist yayımlar, çeviriler, dergiler, gazeteler dıştan beslenen kaynaklarla olağanüstü bir bolluk içinde piyasaya dökülmüştür. Öteden beri Millî Eğitim kadrolarında yer almış ve bir kısmı Köy Enstitüleri’nden çıkmış ancak esas niteliklerini açıklamayan Marksist-Leninist bir kısım öğretim mesleği mensupları ve devlet memurları Anayasa’nın verdiği olanaklar içinde sendikalaşmak ve dernekleşmek imkânlarını buldular ve esas amacı devlet düzenini değiştirmek olan maksadı gizli kuruluşları gerçekleştirdiler. Adı geçenler böylece 1961-1968 yılları arasında Türkiye’nin okullarında ve özellikle öğretmen yetiştiren kurumlarında geniş ölçüde etken olmak ve Marksist-Leninist düşünceleri genç dimağlara telkin etmek, milliyetçi yaklaşımı yok etmek için çabalamak imkânını buldular.</p>
<p style="text-align: justify;">1968 yılına gelindiğinde böylece yetiştirilmiş gençlerin bir kısmı üniversitelere öğrenci olarak gelmişlerdir. Toplumsal atmosfer bunların düşüncelerini açıkça belirtmelerine ve kendilerini tam olarak ortaya koyabilmelerine henüz yatkın değildi, işte tam bu sırada Avrupa’da öğrenci hareketleri başladı. Avrupa’daki hareketlerin temelinde öğrencinin daha iyi eğitime kavuşmak hedefi vardı. İstanbul Hukuk Fakültesi’nden o sırada yüzlerce öğrencinin belirli sürede fakültenin ikinci sınıfına geçmemiş bulunmaları nedeniyle kayıtlarının silinmesi gerekiyordu. Fakültedeki az sayıda Marksist-Leninist öğrenci grubu fırsattan hemen yararlanarak kendini, anası ve babasıyla beraber mağdur sayan ve başarısızlıklarını üniversite idare ve hocalarının tutumuna bağlayan bu büyük kitleyi arkalarına aldılar ve ilk üniversite anarşik hareketini başlattılar. Bundan sonra 1972’lere kadar Marksist-Leninist militanlar üniversitelerde, yüksek okullarda tekelci bir egemenlik kurmuşlar ve bir kısım gençlerin en verimli olabilecek çağlarını ziyan etmelerine neden olmuşlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlara tepki olmak üzere aynı dönem içinde MHP’nin gençlik kolları, ülkücü dernekler, toplumcu milliyetçi düşünceyi savunmak üzere örgütlenmeye başlamış ve zaman içinde bir kısım güç kazanmışlardır. Yine zaman içinde Marksist ve Milliyetçiler arasında kesin ve karşılıklı bir gruplaşma oluş ve neticede adam öldürmelere kadar giden çatışmalara tanık olunmuştur. Mücadele belirli okullarda, yurtlarda egemenlik kurma, kurtarılmış bölgeler tesis etme şeklini almıştır. Bu çatışmalara Kürtçü bölücüler aktif olarak katılmış ve Marksistlerle işbirliği yapmışlardır. Bunun karşısında Milliyetçiler Türkiye devletini koruma misyonunu üstlenmek istemişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bundan sonra Marksist-Leninist militanlar asıl maksadı gizli derneklerle fiilî hareketlere, terörist hareketlere giriştiler ve bu arada tamamıyla yeraltı, kanun dışı ihtilâl teşekküllerini meydana getirdiler. THKO, TİKKO ve diğerleri gibi adını bilmediğimiz diğer bazı teşekküller meydana çıktı. Bu teşekküller bireysel terörü bir metod olarak kullanmaya giriştiler. Moskova yanlısı olanlarla olmayanlar, bireysel terörü kullananlarla kullanmayanlar, ihtilâl metodlarına başvuranlarla başvurmayanlar ayırımları ortaya çıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Buna karşılık sağda sağcı bir diktatorya tesisi için kurulmuş bir yeraltı kuruluşunun varlığını gösteren delil yoktur. 12 Eylül’den sonra cereyan eden duruşmalar ve Askerî Yargıtay kararlan bu hususu tespite imkân vermiştir. 12 Mart ve Eylül, sağcı kuruluşlar mensupları arasında da adam öldürenlerin bulunduğunu göstermiştir. Ancak bu hareketler devletin düzenini değiştirmek amacını güden terörist faaliyetler niteliğinde değildir. Amaç komünizme karşı olmak niteliğinde belirmiştir ve elbette ki, kötü olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Solda yeraltı kuruluşları, binlerce maksadı saklı dernek, açıkça ihtilal yapmayı savunan gazete ve makaleler şeklinde faaliyetini sürdürmüştür. Ancak en tehlikelisi ihtilâlci komünizm ile bölücülüğü, devleti parçalamayı hedef alan yeraltı kuruluşlarının ittifakı ortaya çıkmıştır. Ancak bugün, büyük şehirlerde arada bir gerçekleştirilen terör eylemlerini yürüten Marksist-Leninist hareketin Sovyetlerin yıkılmasından sonra bir “kıymeti harbiyesi” kalmadığı ifade edilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Marksist-Leninist amaçla hareket eden eski tüfeklerin bir kısmı hâlâ faaldir. Ancak bunların, terörü bir nevi geçim vasıtası haline getirdikleri söylenebilir. Bununla beraber hâlâ en azından cezaevlerindeki faaliyetleriyle toplumu rahatsız edebildikleri de aşikardır. Halen Türkiye’nin başağrısı, cezaevlerinde toplanmış bölücüler, ihtilalci terörist Marksist ve Leninistlerdir. Cezaevlerinde bunların bir araya geldiği koğuşlarda “devletin egemenliği yoktur” denilse yeridir. Buralarda toplanan bölücü ve Marksist teröristler adeta bir komün hayatı yaşamakta, canları istemezse duruşmalara katılmamakta ve devletin bunların arasından birisini alıp başka bir cezaevine nakletmesi büyük olayların sebebi olmaktadır. Açlık grevlerine giriştiklerinde hemen hemen bütün basını arkalarına almakta ve devlet görevlileri kompleksler altına düşürülmektedir. Adı geçenlerin cezalarını ayrı odalarda çekmeleri yerine koğuş sisteminin uygulanması cezaevi disiplinini yok etmiştir. Eskişehir’de açılmış olan cezaevinin adı geçenlerin baskıları sonucu kapatılmış olması büyük bir hata teşkil etmiştir. Hiç olmazsa bundan sonraki mahkumların artık koğuş sistemi dışına çıkarılması gereklidir. Bugün söz konusu mahkumlar bazen dışarıdaki terörist hareketleri idare edebilmektedirler. Böylece devlet yedirip içirerek terörist faaliyetleri finanse ediyor gibidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir Devlet Güvenlik Mahkemesi bölücü Marksist bir sanığın koğuştan alınarak duruşmaya getirilmemesi ve halin aylarca devam etmesi karşısında sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduğunda görevli cezaevi savcısı “Cezaevi önüne altı ambulans, bir tabur jandarma getirir ve yüzlerce kişinin ölmesini göze alırsanız kararınız yerine getirilir” demiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">6. - C. Laik devlet düzenini yıkarak yerine şeriat esaslarının egemen olacağı İslâmî bir devlet amacını güden hareketler ve tehditler</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki bahislerde şeriat devletini kurmak amacını güden hareketlerin bölücülükle ortaklaşan kısmına değinmiştik. Bu yazının başında özetlemeye çalıştığımız çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin laik yapısını yıkmaya yönelik hareketler, inkılâpların hayata geçirilmesi ile beraber ortaya çıkmıştır. Ancak çok az sayıda kişilerce gösterilen karşı devrimci tepkiler etkili olamamış ve bunlara teşebbüs edenler şiddetle ve en ağır biçimde cezalandırılmışlardır. 1930’ların Menemen olayı aslında birkaç serseri, uyuşturucu madde tutkununun eseridir ve şiddetle tenkil edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şeriat isteklisi karşı devrimcileri tenkil etmek için Cumhuriyet’in Atatürk döneminde herşey yapılmıştır. “Tekke ve Zaviyelerin, türbelerin şeddine ve türbedarlıklar ile bir takım unvanların men ve ilgasına dair 677 sayılı kanun” şeriatçılığın yeniden filizlenmesini engellemek üzere tarikatları yasaklamış, bunlarla ilgili unvanların kullanılması suç haline getirilmiş ve tekkeleri kapatmıştır. Yasaklara muhalefet edenlere en az üç ay hapis cezası, (demek ki beş yıla kadar hapis cezası) verilmiştir. Şıhlık, babalık unvanlarının kullanılması halinde ceza en az altı aydır, beş yıla kadar gidebilir. Bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair 2596 sayılı kanun ve buna dayalı tüzük hükümleri yürürlüğe sokulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hükümlere esas teşkil eden felsefe ve bizatihi hükümlerin gücü ise Türkiye’de demokratik hareketin başlaması ve özellikle 1961 Anayasası’ndan, siyaset hayatının aldığı şekil ve uygulamalardan sonra çok zaafa uğramış ve hatta hükümler metrukiyete duçar olmuş gibidir. Söz gelimi 677 sayılı kanunun tekke ve zaviyelerden söz etmesi “dergâh”tan bahsetmemesi dolayısiyle, dergâh açmanın serbest olduğu öne sürülmüş ve halkı aldatan dolandırıcı şeyhler ortaya çıkmıştır. Açık seçik “dergâhı”</p>
<p style="text-align: justify;">tabelaları binalara aşılabilmiştir. Oysa tekke ve dergâh terimlerinin anlamı aynıdır. Lugatlarda tekke dergâh ve dergâh tekke kelimesiyle açıklanmaktadır. Şemsettin Sami Büyük Lugatında dergâhın tekke ile eş anlamlı olduğunu kaydetmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 163. maddesinin, fikir, düşünce ve kanaat ve vicdan hürriyetini kısıtladığı ve insanların din propagandası yapmalarını engellediği, bu sebeple insan haklarına aykırı olduğu beyanı ile, 141 ve 142. maddeler kaldırılırken ilgası yoluna gidilmesi şeriatçı propagandanın artık rahatça yapılabilmesini sağlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün şeriatçılığın yolunu açmak üzere sakin ve derinden çalışanların dayanakları temel, insan haklarıdır. Asıl çelişkili olan husus halen şeriatçılığın gelişmekte bulunduğunu ifade eden ve laikliğin müdafii olarak gözüken bir kısım yazar çizerin, 163. maddenin ilgasında en etkin fikir desteğini vermiş bulunmalarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Özetleyecek olursak; bugün Türkiye’de şeriatçılığın yolunu açmak üzere her imkânı kullanarak çaba gösterenlerin sayısı gittikçe artıyor. Adı geçenler, fiilî hareketler yoluyla yani devrim yoluyle devleti ele geçirmek ve şeriatçı düzeni egemen kılmak imkânı bulunmadığını idrak ettikleri için giderek bu yolu açmayı tercih etmekte “ağır ve derinden gitme” stratejisini uygulamaktadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Laik devletin temelini Atatürk ilkeleri, Atatürkçülüğün oluşturduğunu bildikleri için çıkardıkları varakparelerle büyük Atatürk’ü tahkire yeltenmekte veya meselâ törenlerde Atatürk’ten hiç söz etmemektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">7. - D. Bir şeriat devleti kurmak amacını gütmeksizin sadece Türkiye’nin Batı uygarlığı modeline yönelik gidişi ile İslâmı telif ederek dînîliği toplumda daha etkin hale getirmek isteyen hareketler</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hareketlerin içinde bulunanlara yeni telifçiler de denilebilir. Genel olarak para kazanmış, servet sahibi olmuş, ileri derecede dindar ve toplum hayatında dînîliğin gittikçe güçlenmesini isteyen bazı zümrelerin tutumu ve destekledikleri cereyan kanaatımızca böylece nitelendirilebilir. Adı geçenler maksatları uğruna her türlü özveride bulunmaktadırlar: Kız çocuklarının üniversitelerde okumalarını, devlette hizmet görmelerini isterler ve onları gerekli burumlara gönderirler; ancak kızların üniversitelerde örtünmelerini sağlamak için insan haklarına başvurmayı da ihmal etmezler. Atatürk’ü istiklâl savaşının büyük kahramanı olarak anarlar, ancak Mustafa Kemal ismini kullanırlar ve inkılâp ve ilkelerinden söz etmezler. Günümüzün Nurcularının, Süleymancılarının tutumu budur.</p>
<p style="text-align: justify;">Son Söz:</p>
<p style="text-align: justify;">Atatürk ilke ve inkılâplarına, laik devlete sadık olanların, Türk toplumunun muasır medeniyet düzeyinin üstüne çıkması iştiyakım taşıyanların, fesatçıların insan hakları konusundaki samimiyetsiz tuzaklarına düşmeden, aralarındaki siyasî üstünlük sağlama, iktidarı kapma yolundaki çirkin mücadele tarzlarını bir kenara bırakarak laik, uygar, Atatürk Cumhuriyeti’ni korumak için karşı devrimciler kadar cesaretle etkin faaliyette bulunmaları ve birleşmeleri şarttır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında bu hareketlerin hiç birisi Türkiye’ye</p>
<p style="text-align: justify;">bir şey yapamaz, ama Batı medeniyetine ulaşmak hususundaki gayretler kösteklenmiş olur ve halkımızın refah seviyesini yükseltmek hususundaki savaşta zaman kaybedilir.</p>
<p style="text-align: justify;">———————-<br />
* -<br />
- ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 38, Cilt: XIII, Temmuz 1997</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/turkiye-cumhuriyeti-devleti%e2%80%99ne-yonelik-bozguncu-hareketler-ve-tehditler-ord-prof-dr-sulhi-donmezer/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>JAPON GÜLÜ-İLHAN SELÇUK</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/japon-gulu-ilhan-selcuk/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/japon-gulu-ilhan-selcuk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 11:14:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kemagen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Kitaplığı]]></category>

		<category><![CDATA[İlhan SElçuk
Japon Gülü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1104</guid>
		<description><![CDATA[İlhan Selçuk’un, pek çok yayın adamını kıskandıracak güzellikte özgün denemeleriyle karşı karşıyayız bu kitapta.
Duyguyla aklın ve engin bir kültürün kaynaşmasından doğmuş, yoğunlaştırılıp damıtılmış denemeler… Dilimize, güzel Türkçemize de boyutlar getiren o tadına doyum olmaz denemeler; bilinçli bir çağdaşlığı yansıtıyor. Ulusallığı yüceltmenin nasıl bir evrensellikten geçtiğini seziyor, yurdumuzun sorunlarını ve insan sevgisini derinden duyuyorsunuz.
Aklın, bilimin çağımıza katkılarının insana yakışır duyarlılıkla birleşime ulaşmasından oluşan bu denemeler gerçek bir düşünürün ışık saçan ürünleri…
Kısa kısa, ama yoğun bir tad… Engin bir dünya görüşü… Japon Gülü, yazınımıza İlhan Selçuk’un bir armağanı.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/276831_2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1105" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/276831_2.jpg" alt="276831_2" width="270" height="390" /></a>İlhan Selçuk’un, pek çok yayın adamını kıskandıracak güzellikte özgün denemeleriyle karşı karşıyayız bu kitapta.<br />
Duyguyla aklın ve engin bir kültürün kaynaşmasından doğmuş, yoğunlaştırılıp damıtılmış denemeler… Dilimize, güzel Türkçemize de boyutlar getiren o tadına doyum olmaz denemeler; bilinçli bir çağdaşlığı yansıtıyor. Ulusallığı yüceltmenin nasıl bir evrensellikten geçtiğini seziyor, yurdumuzun sorunlarını ve insan sevgisini derinden duyuyorsunuz.<br />
Aklın, bilimin çağımıza katkılarının insana yakışır duyarlılıkla birleşime ulaşmasından oluşan bu denemeler gerçek bir düşünürün ışık saçan ürünleri…<br />
Kısa kısa, ama yoğun bir tad… Engin bir dünya görüşü… Japon Gülü, yazınımıza İlhan Selçuk’un bir armağanı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/japon-gulu-ilhan-selcuk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İçimizden Biri Atatürk</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/icimizden-biri-ataturk/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/icimizden-biri-ataturk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 21:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1102</guid>
		<description><![CDATA[Click here to view the embedded video.
Araştırmacı Yazar Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI
Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal ATATÜRK dünya döneminin liderleri içerisinden 21 nci yüzyıla geçebilen tek liderdir. Üstelik diğer liderler kendi halkları tarafından yok edilmemin acısını yaşamışken, o hala halkının ve dünyanın nabzında en
büyük canlılığıyla, sevgisiyle, saygısıyla hala yaşayabilen dünyadaki tek lider.
Önemli olanda sanırım, yaşarken ölmek değil, öldükten sonra da bu kadar uzun süre canlı kalabilmeyi başarmak değil midir?
ATATÜRK’ü biz hep tarihe mal olmuş yönleriyle tanıdık: Asker ATATÜRK ya da devlet adamı ATATÜRK olarak.
Bu verdiğim örnek dünyada tek olan örnektir. Zaten ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://www.diyarbakiradd.org/icimizden-biri-ataturk/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a>
<p>Araştırmacı Yazar Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI<br />
Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal ATATÜRK dünya döneminin liderleri içerisinden 21 nci yüzyıla geçebilen tek liderdir. Üstelik diğer liderler kendi halkları tarafından yok edilmemin acısını yaşamışken, o hala halkının ve dünyanın nabzında en<br />
büyük canlılığıyla, sevgisiyle, saygısıyla hala yaşayabilen dünyadaki tek lider.<br />
Önemli olanda sanırım, yaşarken ölmek değil, öldükten sonra da bu kadar uzun süre canlı kalabilmeyi başarmak değil midir?<br />
ATATÜRK’ü biz hep tarihe mal olmuş yönleriyle tanıdık: Asker ATATÜRK ya da devlet adamı ATATÜRK olarak.<br />
Bu verdiğim örnek dünyada tek olan örnektir. Zaten herhalde bir başkasına da rastlamamız mümkün değil. En büyük düşmanı; hani şu ordularını denize döktüğü düşmanı, Yunan başkomutanı Trikopis. Hiçbir zorlama olmadan, hiçbir baskı olmadan<br />
her Cumhuriyet bayramı Atina’daki Türk büyükelçiliğine gidiyor Trikopis, ATATÜRK’ün resminin önüne geçiyor ve saygı duruşunda bulunuyor. Böyle bir saygıyı en büyük düşmanında uyandırabilen bir Mustafa Kemal.<br />
ATATÜRK de et artı kemik artı kandı,<br />
İnsanüstü değildi yani ATATÜRK,<br />
ATATÜRK de herkes gibi kusurları olan,<br />
Küçük büyük ve çirkinde olabilirdi,<br />
Ama güzeldi<br />
ATATÜRK yorgunluk kahvesini bir su başında yudumlamayı,<br />
Serhat türkülerini, Alaturkayı, mesela Safiye Aylayı,<br />
Yemeklerden fasulye pilakisini seven,<br />
Miri kelam bir İstanbul efendisi.<br />
Aşık ve şair, mahcup ve ürkek,<br />
Ama Karadenizli değil Karadeniz kadar canlı,<br />
Adanalı değil ama Adanalı kadar sıcak kanlı,<br />
Ve bir Aydınlı kadar oturaklı ve zeybek.<br />
Velhasıl bizim mayamızdan bizim kumaşımızdandı Mustafa Kemal.<br />
İnsan üstü değildi ATATÜRK,<br />
Tam insandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/icimizden-biri-ataturk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>KUVAYI MİLLİYE ŞEHİTLERİ</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/kuvayi-milliye-sehitleri/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/kuvayi-milliye-sehitleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 21:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1100</guid>
		<description><![CDATA[Click here to view the embedded video.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://www.diyarbakiradd.org/kuvayi-milliye-sehitleri/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/kuvayi-milliye-sehitleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DİYARBAKIRLI TÜRKMEN İSYAN ETTİ</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/diyarbakirli-turkmen-isyan-etti/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/diyarbakirli-turkmen-isyan-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 12:59:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1098</guid>
		<description><![CDATA[Yıkın On Gözlü Köprüyü, Ben-u Sen&#8217;i, Diyarbakır&#8217;da, nefret ettiğiniz Türk(men)ler&#8217;e ait bir şey kalmasın ! 
 
Akkoyunlu Hükümdarı öz be öz Diyarbakırlı Uzun Hasan&#8217;ı, yine Diyarbakırlı Karayülük Osman&#8217;ı zaten bilmiyorsunuz ama biliyorsanız da; kahramanlıklarını, Osmanlı&#8217;ya nasıl kök söktürdüklerini anlatmayın. 300 yüzyıl Orta Doğu&#8217;ya hükmettiklerini resmi tarih bize anlatmadı. Aksine Diyarbakır merkezli öz be öz Türkmen devleti olan Akkoyunlular resmi tarihe göre Osmanlı&#8217;yı arkadan vuran hain barbarlardı. Her gün kadim şehirde onlarcasını gördüğümüz eserleri bırakan ve Diyarbakır&#8217;ı başkent yapan Artuklular&#8217;ı hiç yaşamamış sayın. Diyarbakır ile ilgili en kapsamlı tarihi araştırma olan, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 13pt; font-weight: normal;"><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/3544.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1099" title="3544" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/3544.jpg" alt="3544" width="600" height="450" /></a>Yıkın On Gözlü Köprüyü, Ben-u Sen&#8217;i, Diyarbakır&#8217;da, nefret ettiğiniz Türk(men)ler&#8217;e ait bir şey kalmasın ! </span></strong><span style="font-size: 13pt;"><br />
<strong><span style="font-weight: normal;"> </span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">Akkoyunlu Hükümdarı öz be öz Diyarbakırlı Uzun Hasan&#8217;ı, yine Diyarbakırlı Karayülük Osman&#8217;ı zaten bilmiyorsunuz ama biliyorsanız da; kahramanlıklarını, Osmanlı&#8217;ya nasıl kök söktürdüklerini anlatmayın. 300 yüzyıl Orta Doğu&#8217;ya hükmettiklerini resmi tarih bize anlatmadı. Aksine Diyarbakır merkezli öz be öz Türkmen devleti olan Akkoyunlular resmi tarihe göre Osmanlı&#8217;yı arkadan vuran hain barbarlardı. Her gün kadim şehirde onlarcasını gördüğümüz eserleri bırakan ve Diyarbakır&#8217;ı başkent yapan Artuklular&#8217;ı hiç yaşamamış sayın. Diyarbakır ile ilgili en kapsamlı tarihi araştırma olan, 15. Yüzyılda yaşamış İranlı tarihçi Ebubekir Tıhrani&#8217;ye ait Kitab&#8217;-ı Diyarbekiriye&#8217;yi bulduğunuz yerde yakın çünkü o kitapta, Diyarbakır&#8217;ın dağını taşını yurt edinen Bayındır Türkmenlerinden dolayı yüzyıllarca Bayındıriye diye bilindiğini anlatır. Bu bilgi sizin için sakıncalıdır. </span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;"> </span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">Yakın! Osmanlı kayıt defterlerini çünkü aşiret aşiret, isim isim kayıtları vardır Diyarbakırlılar&#8217;ın. Sizi şaşırtacaktır oradaki bilgiler, belki de kızdıracaktır.</span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">Ulu Camii&#8217;nin, Anadolu coğrafyasının Orta Asya Türk mimarisine göre Kilise&#8217;den Camii&#8217;ye çevrilen ilk eseri olduğunu ancak sanat tarihçileri bilir o nedenle tehlikeli bilgi değildir. Ama yine de sizin için tehlikeli ise orayı da yıkın. Yedi Kardeş burcunu mutlaka yıkın çünkü orada öz Türkçe isimleri ile esere konu olan Diyarbakırlı yedi kardeşin ismi var, hem de taşa kazılı.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt;"><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">Kendini öz Türk zanneden bazı Batılı cahillerin dalga geçtiği, karaladığı Diyarbakır ağzını yasaklayın kimse konuşmasın. Çünkü; tekmeye tepik, alkışa çepik, beze çapıt, merdivene gezemek, teyzeye dayze, amcaya ami, yiğit&#8217;e iğit, düğüne toy, tencereye kuşkana gibi Diyarbakır&#8217;a özgü en az beş bin yıllık binlerce bozulmamış kelime aslında Türkçe&#8217;nin bozulmuş hali olan İstanbul ağzına göre milyon kat daha öz Türkçedir. Diyarbakır ağzının en güzel örneklerini veren Diyarbakırlı büyüklerimizi taşlayın gördüğünüz yerde. </span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;"> </span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">Mektup yazdım yaz idi,</span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">Kalemim kiryaz idi,</span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">Da çok yazacaktım, </span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">Mürekkebim az idi&#8230; </span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">gibi binlerce Diyarbakır manisini yasaklayın, unutturun öğretmeyin çocuklarınıza çünkü Dede Korkut Türk(men) çesi ile söylenir.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt; font-weight: normal;">Hep şikayet ettiğiniz sistem, Kürtçe isimleri yasaklattı siz de en az bin yıllık Türkçe isimleri yasaklayın Diyarbakır&#8217;da. Mesela değiştirin Karacadağ ismini Türkçedir tehlikelidir. Değiştirin Bismil&#8217;in adını, çünkü akrabaları hala Orta Asya Harzem&#8217;de yaşayan Basmıl Türkmenleri&#8217;nden alır ismini.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt; font-weight: normal;">Her gün küfredin Çermikli Ziya Gökalp&#8217;e, Süleyman Nazif&#8217;e çünkü onlar sürgün pahasına emperyalizme karşı Diyarbakır duruşu sergilemişlerdi. Yok sayın Seyyid Nuh&#8217;u klasik Türk musikisine yüzlerce eser vermiş Diyarbakırlıdır. Yok olmaya yüz tutmuş Türkçe&#8217;nin asli kaynaklarını tekrar kazandıran Diyarbakırlı Ali Emiri&#8217;yi de küfürle hatırlayın. İhanet ile suçlayın Celal Güzelses&#8217;i, Cahit Sıtkı&#8217;yı, Orhan Asena&#8217;yı, Adnan Binyazar&#8217;ı, Özer Ozankaya&#8217;yı siz den farklı düşündükleri için. </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt; font-weight: normal;">Külliyen reddedin Diyarbakır&#8217;ın en azından bin yıllık tarihini, dost edinin elinden kan damlayan İngiliz&#8217;in, Fransız&#8217;ın sözüm o&#8217;na size dost görünenlerini. </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt; font-weight: normal;">Sisteme haklı öfkenizi, tarihinize ihanet ile gösterin. Unutturun Diyarbakır&#8217;ı, Diyarbakır yapan renklerinden dikkat buyurun Türk değil TÜRKMEN&#8217;e (*)ait ne varsa külliyen yok sayın.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt; font-weight: normal;">Size göre Diyarbakır&#8217;da Kürtler, Zazalar, Suryaniler, Keldaniler, Ermeniler herkes yaşadı. BİR TEK TÜRK (MEN) LER UĞRAMADI BU KADİM ŞEHRE BURAYI BAŞKENT YAPARAK DÖRT DEVLET KURMALARINA RAĞMEN. Bu devletleri kuran (Artukoğulları, İnaloğulları, Nisanoğulları, Akkoyunlular) on binlerce çadırlık Türkmen aşiretleri buhar oldu uçtu. O zaman soralım 18. 19. yüzyılda yaşayan Ermeni ozanlar neden Diyarbakır ağzı ile Türkçe yazdı, Türkçe söyledi. Diyarbakır ağzı dediğimiz o muhteşem dilde mesela İstanbul Türkçesinde olmayan ama Oğuz diline ait binlerce kelime ve deyim var. Çocuğu olmayan ailelere neden bir Diyarbakırlı &#8216;kör ocak&#8217; der tıpkı Divan-i Lugat&#8217;i Türk&#8217;de olduğu gibi. Neden bir Diyarbakırlı kelime başına gelen -Y- sesini okumaz. Mesela yılan değil ilan, yüksek değil üskek, yıldız değil ulduz der tıpkı Kaşgarlı Mahmut gibi. </span></strong><span style="font-size: 13pt;"><br />
<strong><span style="font-weight: normal;"> </span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;">Hatta mutlaka aranızda yapanlar olacaktır bu satırların yazarı hemşerinize küfredin, önemli değil o sizi önce tarihe ardından Allah&#8217;a havale edecektir. </span></strong><br />
<strong><span style="font-weight: normal;"> </span></strong><br />
<strong><strong></strong></strong></span><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--> <!--   /* Style Definitions */   p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal  	{mso-style-parent:"";  	margin:0cm;  	margin-bottom:.0001pt;  	mso-pagination:widow-orphan;  	font-size:12.0pt;  	font-family:"Times New Roman";  	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";}  @page Section1  	{size:612.0pt 792.0pt;  	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;  	mso-header-margin:35.4pt;  	mso-footer-margin:35.4pt;  	mso-paper-source:0;}  div.Section1  	{page:Section1;}  --> <!--[if gte mso 10]><br />
<style>
<p> /* Style Definitions */</p>
<p> table.MsoNormalTable</p>
<p>	{mso-style-name:"Normal Tablo";</p>
<p>	mso-tstyle-rowband-size:0;</p>
<p>	mso-tstyle-colband-size:0;</p>
<p>	mso-style-noshow:yes;</p>
<p>	mso-style-parent:"";</p>
<p>	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;</p>
<p>	mso-para-margin:0cm;</p>
<p>	mso-para-margin-bottom:.0001pt;</p>
<p>	mso-pagination:widow-orphan;</p>
<p>	font-size:10.0pt;</p>
<p>	font-family:"Times New Roman";</p>
<p>	mso-ansi-language:#0400;</p>
<p>	mso-fareast-language:#0400;</p>
<p>	mso-bidi-language:#0400;}</p>
</style>
<p> <![endif]--><strong><span style="font-size: 13pt;">Her nefesinde büyülü kent Diyarbakır&#8217;ı soluyan, başta Kürtler ve Zazalar olmak üzere bu kentin her rengini seven </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt;">Koray Elbeyli.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt; font-weight: normal;">(*) Diyarbakır&#8217;da yaşayan Türklere teknik anlamda Türkmenler demek daha doğru olur. Çünkü Diyarbakır Türk(men) leri dil, kültür ve fiziki yapı olarak Batı Anadolu, Kafkas, Balkanlar&#8217;da yaşayan Türkler&#8217;den ziyade Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan, Tacikistan, İran, Irak, Filistin, Mısır ve Suriye&#8217;de yaşayan Türkmenler ile aynı özellikleri taşırlar.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt;">Odatv.com</span></strong></p>
<p>23 Eylül 2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/diyarbakirli-turkmen-isyan-etti/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gül&#8217;e posterli mesaj</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/gule-posterli-mesaj/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/gule-posterli-mesaj/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 19:35:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1096</guid>
		<description><![CDATA[
Link: 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/9GIM6AN/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/9GIM6AN-Guele-posterli-mesaj"><img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="Gül'e posterli mesaj" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/gule-posterli-mesaj/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK - Dr. Erol MÜTERCİMLER</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/fikrimizin-rehberi-gazi-mustafa-kemal-ataturk-dr-erol-mutercimler/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/fikrimizin-rehberi-gazi-mustafa-kemal-ataturk-dr-erol-mutercimler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 19:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1094</guid>
		<description><![CDATA[
Link: 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/xaE9Ju7/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/xaE9Ju7-Fikrimizin-Rehberi-Gazi-Mustafa-Kemal-ATATUERK-Dr-Erol-MUETERCMLER"><img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK - Dr. Erol MÜTERCİMLER" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/fikrimizin-rehberi-gazi-mustafa-kemal-ataturk-dr-erol-mutercimler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çok Önemli Mutlaka İzle: Erdal Sarızeybek</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/cok-onemli-mutlaka-izle-erdal-sarizeybek/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/cok-onemli-mutlaka-izle-erdal-sarizeybek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 19:29:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1093</guid>
		<description><![CDATA[
Link: 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/OZsHkmH/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/OZsHkmH-Haber-Merkezi-9-Eyluel-09-Erdal-SARIZEYBEK"><img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="Haber Merkezi 9 Eylül 09 / Erdal SARIZEYBEK" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/cok-onemli-mutlaka-izle-erdal-sarizeybek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk de Norşin demişmiş!</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/ataturk-de-norsin-demismis/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/ataturk-de-norsin-demismis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 19:22:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1091</guid>
		<description><![CDATA[
Link: 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/Uh9kqEv/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/Uh9kqEv-Atatuerk-de-Norin-demimi"><img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="Atatürk de Norşin demişmiş!" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/ataturk-de-norsin-demismis/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin Kürtçülüğe verdiği destek!</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/abdnin-kurtculuge-verdigi-destek/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/abdnin-kurtculuge-verdigi-destek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 19:20:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1090</guid>
		<description><![CDATA[
Link: 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/mXvFhOm/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/mXvFhOm-ABDnin-Kuertcueluee-verdii-destek"><img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="ABD'nin Kürtçülüğe verdiği destek!" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/abdnin-kurtculuge-verdigi-destek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin Irak isgali</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/abdnin-irak-isgali/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/abdnin-irak-isgali/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 19:19:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1089</guid>
		<description><![CDATA[
Link: 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/Jg6RRcZ/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/Jg6RRcZ-ABDnin-Irak-isgali"><img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="ABD'nin Irak isgali" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/abdnin-irak-isgali/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk, Din ve Kadın</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/ataturk-din-ve-kadin/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/ataturk-din-ve-kadin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 19:18:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1088</guid>
		<description><![CDATA[
Link: 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/Ifyrm9R/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/Ifyrm9R-ATATURK-Din-ve-Kadin"><img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="ATATURK - Din ve Kadin" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/ataturk-din-ve-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Irak&#8217;ta öldürülen 1,5 milyon müslüman için &#8220;ajitasyon&#8221; diyen Kim?</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/irakta-oldurulen-15-milyon-musluman-icin-ajitasyon-diyen-kim/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/irakta-oldurulen-15-milyon-musluman-icin-ajitasyon-diyen-kim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 18:51:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1086</guid>
		<description><![CDATA[
Link: 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/YU26aZX/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/YU26aZX-Irakta-oeldueruelen-1-5-milyon-mueslueman-icin-ajitasyon-diyen-Fetullahn-kalemi-Mehmet-Metiner"><img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="Irak'ta öldürülen 1,5 milyon müslüman için &quot;ajitasyon&quot; diyen Fetullah'ın kalemi Mehmet Metiner" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/irakta-oldurulen-15-milyon-musluman-icin-ajitasyon-diyen-kim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>UĞUR OLSUN-SEVGİ ÖZEL</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/ugur-olsun-sevgi-ozel/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/ugur-olsun-sevgi-ozel/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 21:54:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kemagen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Kitaplığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1084</guid>
		<description><![CDATA[Bu kitapta, genç yaşta halkın gözbebeği olan bir efsane ismin öyküsü anlatılıyor. Uğur Mumcu, vurguncunun, kaçakçının, yobazın üstüne gitmiş; karanlık güçlere karşı korkusuz duruşuyla toplumu sarsmış bir devrimciydi. 24 Ocak 1993&#8242;te arabasına konulan bir bombayla öldürüldüğünde milyonlarca insan ayaklanmış, yollara dökülmüştü. Onun, hukukçu-gazeteci kimliğiyle yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkardığı gerçekler ve yaşamı pahasına verdiği savaşım; sürekli kandırılan bir halkın, bütün varsıllıkları talan edilen bir ülkenin acılı öyküsüydü aynı zamanda.
Sevgi Özel, Uğur Mumcu&#8217;yu ve onun &#8220;dava&#8221;sını daha yakından tanıma-inceleme olanağı bulduğu dönemde, titiz, ayrıntılı ve ilk kez incelenen belgelere dayanarak yaptığı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/106312_2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1085" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/106312_2.jpg" alt="106312_2" width="270" height="413" /></a>Bu kitapta, genç yaşta halkın gözbebeği olan bir efsane ismin öyküsü anlatılıyor. Uğur Mumcu, vurguncunun, kaçakçının, yobazın üstüne gitmiş; karanlık güçlere karşı korkusuz duruşuyla toplumu sarsmış bir devrimciydi. 24 Ocak 1993&#8242;te arabasına konulan bir bombayla öldürüldüğünde milyonlarca insan ayaklanmış, yollara dökülmüştü. Onun, hukukçu-gazeteci kimliğiyle yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkardığı gerçekler ve yaşamı pahasına verdiği savaşım; sürekli kandırılan bir halkın, bütün varsıllıkları talan edilen bir ülkenin acılı öyküsüydü aynı zamanda.</p>
<p>Sevgi Özel, Uğur Mumcu&#8217;yu ve onun &#8220;dava&#8221;sını daha yakından tanıma-inceleme olanağı bulduğu dönemde, titiz, ayrıntılı ve ilk kez incelenen belgelere dayanarak yaptığı araştırmadan sonra bu yiğit devrimcinin yaşamöyküsünü kaleme aldı.</p>
<p>&#8220;Uğur Olsun!&#8221; haksızlıklar karşısında suskun kalmadığı için öldürülen aydınların ve demokrasi için ödenen ağır bedelin unutulmasına izin vermeyecek bir yapıt.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/ugur-olsun-sevgi-ozel/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm Şubelere</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/tum-subelere/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/tum-subelere/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 15:11:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<category><![CDATA[ustalan]]></category>

		<category><![CDATA[1923 Aydınlanma Devrimi]]></category>

		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<category><![CDATA[Gazi]]></category>

		<category><![CDATA[Kontrollü istikrarsızlık]]></category>

		<category><![CDATA[PKK/KADEK/KONGRA-GEL]]></category>

		<category><![CDATA[Türk milliyetçiliği]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye cumhuriyeti]]></category>

		<category><![CDATA[Şehit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Güneydoğu Bölgesi’nde ayrı bir etnik devlet kurmak üzere yola çıkan terör örgütünün başı yakalandıktan sonra bağımsız devlet projesinden vazgeçiyor görünüp Türk Devleti’ne işbirliği önererek var olan Cumhuriyet rejiminin demokratik olmadığını savlayarak “Demokratik Cumhuriyet” isteğini belirtmiştir. Bu istekle beşikteki bebeklerin katlinden tescilli PKK/KADEK/KONGRA-GEL’in siyasallaşmasını gündeme getirmiş, bu oluşumlarını da yasal bir parti kurarak meclise girmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter ve laik yapısına düşman kimi iç ve dış odaklar tarafından da desteklenen bu görüş zorla ülkemiz ve bölge halkına dayatılmaktadır. Bu dayatmaların sonucunda insanlar istemeden de olsa kimi görüşleri, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/ataturk.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1083" title="ataturk" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/ataturk.jpg" alt="ataturk" width="350" height="494" /></a>Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Güneydoğu Bölgesi’nde ayrı bir etnik devlet kurmak üzere yola çıkan terör örgütünün başı yakalandıktan sonra bağımsız devlet projesinden vazgeçiyor görünüp Türk Devleti’ne işbirliği önererek var olan Cumhuriyet rejiminin demokratik olmadığını savlayarak “Demokratik Cumhuriyet” isteğini belirtmiştir. Bu istekle beşikteki bebeklerin katlinden tescilli <strong>PKK/KADEK/KONGRA-GEL’in siyasallaşmasını gündeme getirmiş, bu oluşumlarını da yasal bir parti kurarak meclise girmişlerdir.</strong> Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter ve laik yapısına düşman kimi iç ve dış odaklar tarafından da desteklenen bu görüş <strong>zorla ülkemiz ve bölge halkına dayatılmaktadır.</strong> Bu dayatmaların sonucunda insanlar istemeden de olsa kimi görüşleri, yazılı ve görsel basının da etkisiyle, düşünebilmekte ve kendi kimliklerini sorgulayabilmektedirler. Planlı bir operasyon dahilinde yapılan ve kamuoyu oluşturmaya yönelik bu faaliyetlerden bölgemiz insanı da fazlasıyla nasibini almaktadır. <strong>Güneydoğu bölgemizde ayrı bir etnik  devlet kurdurmak için çaba sarf eden  iç ve dış güçler bunun terör yoluyla olmayacağını anlayınca işi bu kez demokratik görünüm altında yeni bir planla önce “kürt açılımı, daha sonra da demokratik açılım” adı altında siyaset sahnesine dökmüşlerdir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kontrollü istikrarsızlık </strong>olarak adlandırılan plan çerçevesinde sürekli Türkiye Cumhuriyeti’nin gündemi kimi güç odaklarınca yaratılmaktadır. Buna göre sürekli bir azınlık yaratma ve dini özgürlük kisvesi altında dini kimi oluşumların önünün açılması  dayatmaları da önümüze konulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">1923 Aydınlanma Devrimi’nin bugünkü sonuçlarını ve yarınlara uzantılarını, Atatürk’ ün düşüncelerini, davranışlarını, savaşlarını ve yapıtlarını inceleme, araştırma konusu yapmak, bunlara karşı girişim, adım ve akımlara yasalar çerçevesinde düşün savaşımı vermek, Atatürk’ü, Atatürkçülüğü ve her alandaki uygulamalarını benimseyenlerin güçlerini bu bağlamda birleştirip Atatürk’ün belirlediği erekler doğrultusunda atılımları yaygınlaştırıp sürdürmek, Türkiye Cumhuriyeti ve Türklük düşmanlarının ulusal yaşamı geriye çekme çabalarından korumak için her alanda aydınlatıcı ve uyarıcı hizmetler vermelerini gerçekleştirmek, Milletin bütünlüğü ve devletin bölünmezliği ile Cumhuriyetimizin kurulması ve korunması yolunda yapılan savaşımları, dökülen kanları ve bu savaşımda ŞEHİT veya GAZİ olan kahramanları yeni nesillere anlatmak, tarihe, milli gelenek ve göreneklere bağlılık, fedakarlık, dayanışma ve yardımlaşma hislerini güçlendirmek ve yüceltmek yolunda etkili faaliyetlerde bulunmak, Atatürk’ ü, yapıtlarını, Türk milliyetçiliğini ve Türklük bilincini yıpratmak ve kötüye kullanmak amacıyla yapılan her türlü kalkışmaya, söz ve eyleme gereken yanıtı vermek, olumsuzluk ve aykırılıkları gidermek, Atatürk’ ün anlayışının, düşüncesinin, ilke ve atılımlarının özünü tüm anlamıyla açıklayıp değerlendirerek savunmak, hiçbir ayrım gütmeden ve gözetmeden, anayasal demokratik düzen güvencesinde insan hak ve özgürlüklerini üstün tutarak yurttaşları tam eşitlikle kucaklayıp ulusal dayanışmanın temeli olan toplumsal barışı sürekli kılmak, her tür teröre ve sömürüye karşı çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş sosyal hukuk devleti niteliğiyle sonsuza değin bağımsız yaşatma istencini ve bu yolla Türkiye aydınlanmasını güçlendirmek için her türlü eğitim çalışmasını yapmak, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve üniter yapısına sahip çıkacak, <strong>gerek dini gerekse etnik kökenli terörün oluşturacağı ideolojik soykırımın</strong> karşında gerekli yanıtı yasal çerçeve içerisinde verecek ulusalcı gençler yetiştirmek için çalışmalara devam etmekteyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu bağlamda, özellikle üniversite öğrencileri temel hedef kitlemizdir. Şubemizin bulunduğu bölgenin ideolojik ve sosyolojik yapısı herkesçe malumdur. Temel hedef kitlemiz olan üniversite öğrencilerine burs vermek, derneğimize olan ilgiyi arttırması; onları, cumhuriyetimiz karşıtlarının dağıttığı burslara - hiç değilse bir kısmını - muhtaç etmemek ve ideolojik etkilerinden uzaklaştırmak bizim için son derece önemlidir. Ancak şubemizin olanaklarıyla böyle bir çalışmanın altından kalkmak bizim için son derece zordur. ADD Genel Merkezi başta olmak üzere tüm şubelerimizin bizlere katkıda bulunacağına inancımız tamdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımızla.</p>
<p style="text-align: justify;">Oktay ARITÜRK</p>
<p style="text-align: justify;">ADD Diyarbakır   Şube Başkanı</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetim Kurulu Adına</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/tum-subelere/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İşler Rayından Çıkarsa Her Türk Bir Ordu Olur!</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/isler-rayindan-cikarsa-her-turk-bir-ordu-olur/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/isler-rayindan-cikarsa-her-turk-bir-ordu-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2009 23:08:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadro1923</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Açıklamalarımız]]></category>

		<category><![CDATA[ustalan]]></category>

		<category><![CDATA[ADD Diyarbakır Şube]]></category>

		<category><![CDATA[Albay Reşat]]></category>

		<category><![CDATA[Amasya Tamimi]]></category>

		<category><![CDATA[Astsubay Fatih Aydoğan]]></category>

		<category><![CDATA[Atatürkçü Düşünce Derneği Diyarbakır Şubesi]]></category>

		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[etki ajanları]]></category>

		<category><![CDATA[Jandarma Astsubay Başçavuş Murat Taş]]></category>

		<category><![CDATA[Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Ferhat Ünelli]]></category>

		<category><![CDATA[Jandarma Komando Onbaşı Hüseyin Gürlekli]]></category>

		<category><![CDATA[Jandarma Kıdemli Üstçavuş Ferhat Erdem]]></category>

		<category><![CDATA[Jandarma Piyade Er Emrah Temel ve  Jandarma Komando Onbaşı Orhan Kılıç]]></category>

		<category><![CDATA[Kürt]]></category>

		<category><![CDATA[Komando Er Orhan Kılıç]]></category>

		<category><![CDATA[Mehmet Akif]]></category>

		<category><![CDATA[PKK/Kongra-Gel]]></category>

		<category><![CDATA[Türk]]></category>

		<category><![CDATA[Türk efsaneleri]]></category>

		<category><![CDATA[Uzman Çavuş Deniz Kaya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1049</guid>
		<description><![CDATA[Yüce Türk Ulusu’na
Demokratik Açılım adıyla başlatılan ve ulus devlet yapımızı hiçe sayan projenin gündemde olduğu bir dönemde yine yeni şehit haberleri almanın derin üzüntüsü içersindeyiz.
Jandarma Astsubay Başçavuş Murat Taş, Jandarma Komando Onbaşı Hüseyin Gürlekli, Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Ferhat Ünelli, Jandarma Kıdemli Üstçavuş Ferhat Erdem, Astsubay Fatih Aydoğan, Uzman Çavuş Deniz Kaya, Komando Er Orhan Kılıç, Jandarma Piyade Er Emrah Temel ve  Jandarma Komando Onbaşı Orhan Kılıç  PKK/Kongra-Gel terör örgütüyle girdikleri mücadelede ölümü küçümseyip canlarını hiçe sayarak Türk Ulusu’nun varlığı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için şehit olmuşlardır.
Atatürkçü Düşünce Derneği ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/sehit14kasimt1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1050" title="sehit14kasimt1" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/sehit14kasimt1-150x150.jpg" alt="sehit14kasimt1" width="150" height="150" /></a>Yüce Türk Ulusu’na</p>
<p style="text-align: justify;">Demokratik Açılım adıyla başlatılan ve ulus devlet yapımızı hiçe sayan projenin gündemde olduğu bir dönemde yine yeni şehit haberleri almanın derin üzüntüsü içersindeyiz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Jandarma Astsubay Başçavuş Murat Taş, Jandarma Komando Onbaşı Hüseyin Gürlekli, Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Ferhat Ünelli, Jandarma Kıdemli Üstçavuş Ferhat Erdem, Astsubay Fatih Aydoğan, Uzman Çavuş Deniz Kaya, Komando Er Orhan Kılıç, Jandarma Piyade Er Emrah Temel ve  Jandarma Komando Onbaşı Orhan Kılıç </strong> PKK/Kongra-Gel terör örgütüyle girdikleri mücadelede ölümü küçümseyip canlarını hiçe sayarak Türk Ulusu’nun varlığı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için şehit olmuşlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Atatürkçü Düşünce Derneği Diyarbakır Şubesi olarak, başta şehitlerimizin aileleri olmak üzere; silah arkadaşlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve Yüce Türk Ulusu’na başsağlığı; yakınlarına sabır, yaralı askerlerimize acil şifalar dileriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye Cumhuriyeti  tarihinin en kötü, en karanlık  döneminden geçmektedir. Emperyalizmin kuklası ve taşeronu PKK/Kongra-Gel  terör örgütü bulduğu her fırsatta Mehmetçiklerimize ateş açmakta, bulduğu her fırsatta sağa sola bomba koymakta ve büyük şehirlerimizde araçları ateşe vermektedir. Irak’ın kuzeyindeki yapılanma ve o yapılanmanın başındakiler PKK’lı teröristleri korumakta, kollamakta, yaralılarını tedavi etmekte, barınma sağlamakta ve lojistik destek vermektedir. Bütün bunlar göz önünde olduğu halde <strong>“terörle mücadele”  sadece “teröristle mücadele” boyutuna indirgenmiştir.</strong> Mücadelenin bir ayağı sakat kalmıştır. Teröristle mücadele son sürat devam etmektedir, edecektir. “Terörle Mücadele” ise bugün “Demokratik Açılım”la yapılmaya güya çalışılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk Ulusu olup biteni büyük bir soğuk kanlılıkla takip etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">PKK’ya kurşun sıkan komutanlarımızı zindanlara atanları, T<strong>ürk efsaneleriyle dalga geçenleri, aşağılayanları,</strong> PKK’lıları tanık askerlerimizi sanık haline getirenleri, <strong>PKK’ya terörist diyemeyenlerle aynı masaya oturup konuşanları, dağda öldürülen PKK’lılar ile şehit ailelerini aynı kefeye koyanları, onları aynı ortamda buluşturmak isteyenleri</strong>, terör örgütünün siyasi kanadını mecliste koruyanları, <strong>Kürt’le Türk’ü ayrıştırmak ve birbirine düşman etmek için var güçleriyle çalışan adları aydın, sanatçı, yazar olan etki ajanlarını </strong>ibret ve kaygıyla izliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk Milleti gücünü Erzurum-Sivas Kongrelerinden, Amasya Tamimi’nden, Sakaryalardan, Kocatepelerden, Çiğiltepelerden alır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Türk Milletinin her bir ferdinde Albay Reşat kararlılığı, Mehmet Akif ruhu vardır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye Cumhuriyeti’ne kast etmiş içteki ve dıştaki düşmanlarımıza sesleniyoruz:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İşler rayından çıkarsa her Türk bir ordu olur, bu böyle biline!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.<strong>11/09/2009</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Oktay Arıtürk<br />
ADD Diyarbakır Şube Başkanı</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/isler-rayindan-cikarsa-her-turk-bir-ordu-olur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÇANKAYA-FALİH RIFKI ATAY</title>
		<link>http://www.diyarbakiradd.org/cankaya-falih-rifki-atay/</link>
		<comments>http://www.diyarbakiradd.org/cankaya-falih-rifki-atay/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 21:03:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kemagen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ADD Kitaplığı]]></category>

		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyarbakiradd.org/?p=1079</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk, 1881 yılında ahşap bir evde doğmuştur.Annesi Zübeyde Hanım,babası ise öce gümrük muhafaza memurluğu sonra kerestecilik yapan Ali Rıza Efendidir.Naciye isimli bir kızkardeşi vardır fakat Naciye çocukken vefat etmiştir.Babasıda 1887 yılında vefat etmiştir.
Atatürk ilk eğitimine mahalle mektebinde başlamış daha sonra Şemsi Efendi okuluna geçmiştir.Bu okulda hocadan dayak yemesinden dolayı kaçmıştır.Bir müddet dayısını çiftliğinde çalışmış sonra halasının desteğiyle okula yeniden başlamıştır.Zübeyde Hanım’ın gitmesini hiç istemediği halde kendi çabasıyla askeri okula yazılmıştır.Lise hayatında çok başarılı olmuştur ve “Kemal” adını burada almıştır.Manastır Askeri İdadisinden sonra İstanbul’a gitmek istediği halde bir subayın tavsiyesiyle Manastır ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/cankayafalih.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1080" src="http://www.diyarbakiradd.org/wp-content/uploads/2009/09/cankayafalih.jpg" alt="cankayafalih" width="297" height="475" /></a>Atatürk, 1881 yılında ahşap bir evde doğmuştur.Annesi Zübeyde Hanım,babası ise öce gümrük muhafaza memurluğu sonra kerestecilik yapan Ali Rıza Efendidir.Naciye isimli bir kızkardeşi vardır fakat Naciye çocukken vefat etmiştir.Babasıda 1887 yılında vefat etmiştir.</p>
<p>Atatürk ilk eğitimine mahalle mektebinde başlamış daha sonra Şemsi Efendi okuluna geçmiştir.Bu okulda hocadan dayak yemesinden dolayı kaçmıştır.Bir müddet dayısını çiftliğinde çalışmış sonra halasının desteğiyle okula yeniden başlamıştır.Zübeyde Hanım’ın gitmesini hiç istemediği halde kendi çabasıyla askeri okula yazılmıştır.Lise hayatında çok başarılı olmuştur ve “Kemal” adını burada almıştır.Manastır Askeri İdadisinden sonra İstanbul’a gitmek istediği halde bir subayın tavsiyesiyle Manastır Pangaltı Harp Okuluna gitmeyi tercih etmiştir.</p>
<p>Atatürk’ün Harp Okulunda başından birçok olay geçmiştir.Komutanlarının onun hakkındaki iyi kanaatleri sayesinde ordudan atılmaktan birçok kez kurtulmuştur.Okulda gizlice yasak dergiler çıkarmış ve bazı arkadaşlarınca jurnal edilmiştir.Nihayetinde 1904 yılında Harp Akademisinide bitirerek kurmay yüzbaşı diplamasıyla göreve başlamıştır.</p>
<p>En büyük isteği Selanik’I tekrar görebilmekti ve umutluydu fakat Şam’a tayin edilmişti.Bu birlik halkı soymakla görevli bir süvari birliğiydi ama Atatürk bu soygunların hiçbirinden kendine pay almamıştır ve bu hırsızlığa karşı koymaya calışmıştır.Daha da kötüsü bu durum heryerde bu şekildydi.</p>
<p>Vatanperver duyduları ağır basan Atatürk ,okuduğu kitaplarla İttihat veTerakki Cemiyetine yaklaşarak gelecekte vereceği büyük savaş için kendini yetiştirmeye başlamıştır.Şeriat kanunlarını isteyen ,bu yolda kan döken isyancıları bastırmada Hareket Ordusu’nda görev almış ve başarılı da olmuştur.</p>
<p>Çıkan isyanların bastırılmasından sonra Enver Paşa’nın yüzünden sürüklendiğimiz 1.Dünya Harbinde birçok cephede düşmanla çarpıştı.Balkan Savaşında,Çanakkale’deki birçok direnişte komutanlık yaptı.Trablusgarp cephesine gönderildi ama devletin acizliği nedeniyle bu toprakları bırakıp geri döndü. Veliaht Vahdettin’e Almanya seyehatinde yaverlik yaptı ve geleceğin padişahından bazı imtiyazlar alarak vatanın selamete ulaşmasında önemli adımlar atmak için çaba harcadı.</p>
<p>Kuvettli ama kabiliyetsiz müttefikimiz Almanya’nın aldığı yenilgilerden dolayı bizde savaşı kaybetmiş sayılıyorduk.İmzalanan Mondros ve Sevr mütarekeleriyle vatan düşmanın acımasız ellerine bırakıldı.Silahımızı yetmedi istedikleri topraklarımızı aldılar.Büyük Türk ,bu yenilgiyi İstanbul’dakiler gibi kabullenip elini kolunu bağlayarak beklememekte kararlı idi.<br />
Yunan gavurun 16 Mayısta İzmir’e çıkmasıyla Atatürk’de 19 Mayısta Samsun’a çıktı.Amacı direniş için gerekli kuvvetleri toplamaktı ama satılmış İstanbul Hukümeti ,İngilizlerin talimatıyla Atatürk’ü görevden aldı.Bunun üzerine o da orduan istifa etti.Doğuda Kazım Karabekir Paşa’nın desteğiyle harekete geçti.Birçok ilde toplantılar düzenledi.Milleti uyandırdı ve gerekenleri yapmaya başladı.</p>
<p>İngilizlerin, İstanbul’u işgaliyle hukümete duyulmayan güven tamamen sona erdi.Bu arada Kuvayi Milliye birlikleri Antep,Maraş ve Urfa’da düşmana dişini göstermekteydi ama alınan kesin ve kalıcı bir zafer yoktu.Bu sebeple Atatürk bu çete kuvvetlerini toplayarak düzenli orduya geçmek istiyordu.Zaten bu çeteci birliklerin bazı yararlarının yanında birçok zararları vardı.Bu çeteler halkı soyuyor,adam öldürüyorlardı.Afyon’da aldıkları yenilgi bu olaylara son verdi ve düzenli orduya geçildi.</p>
<p>Düzenli orduya geçmiştik ama ordu başına geçirilecek komutanlar ve askerler binbir zorluklarla toplanabildi.Tüm zorluklara ,yokluklara hatta duyulan güvensizliğe rağmen düşman Akdeniz’e döküldü.Düşman dökülmüştü ama şimdi çok daha zor olan savaş başlamıştı.İnkilaplar dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti…</p>
<p>İlk iş olarak saltanat kaldırıldı. Gericilerin hatta, Atatürk’ün ilk destekleyicisi Kazım Karabekir’in tüm uğraşlarına rağmen halifelik kaldırıldı. Ayrıca hilafetin kaldırılmasına zorluk çıkaran kesimler, yani yobazlar yapılan tüm yeniliklerde yine köstek olmuşlardır. Ama Atatürk’ün azmi ve kararlılığı karşısında dayanamamışlardır. Ankara’nın başkent yapılmasını, şapka kanunu, Latin harflerinin kabulünü, Tevhid-I Tedrisat Kanununu, Medeni Kanunun kabulünü, kadılnlara verilen eşitlik hakkını ve soyadı kanununu zor da olsa halka benimsetmiştir. Başkenti Ankara yapmıştır ve Ankara’nın yenileştirilmesinde çok çaba harcamıştır. Hükümette çok partili sisteme geçiş için denemeler yapmıştır. Ama alınan sonuçlar zamanın daha erken olduğunu göstermiştir. Herkese soyadı verilmesine önayak olmuştur. Ülkenin her yerinde eğitim seferberliği başlatmıştır. Bu devrimleri hayatı pahasına yapmıştır. İzmir’de yapılan süikast girişimi de bunun en iyi göstergesidir.</p>
<p>Atatürk yapacağı işleri, vediği davetlerde anlatırdı. Bu davetleri sabaha kadar sürerdi, ancak o çok kısa bir uykunun ardından yapacağı işleri düşünürdü. Davet masasından sohbet ve onu hazin sona götürecek rakısı hiç eksik olmazdı. Fakat içmesini bilirdi, hiçbir zaman şuurunu kaybedecek şekilde içmemiştir. Diğer hobileri; bilardo oynamak, köpeği Fox, Florya’da yüzmek, alaturka musiki dinlemek, dostlarıyla sohbet etmek ve Savarona yatıyla gezmekti. Ayrıca giyimde, evinin döşenmesinde ve temizlik konusunda çok titizdi. En büyük dertleri ise; Hatay sorunu, dil sorunu ve eğitim konuları idi. Türk kadınına verdiği değer çok büyüktü. O, her zaman Türk milleti ve Türkiye için çalıştı. Son zamanlarında bazı kişler İsmet Paşa ile arasını açmıştı. Ama O, her zaman İsmet İnönü’yü çok sevmiş ve güvenmiştir.<br />
Atatürk’ün şaşılacak bir hafızası vardı. Fakat son zamanlarda hafızası iyice zayıflamıştı ve asabileşmeye başlamıştı. Bunun sebebi ise, hastalıktan başka birşey değildi. Karaciğerlerinde su toplanıyordu. Hastalığında gezmek için alınan Savarona yatında dinlenmekte idi. Fakat bir sabah çok ağırlaşmıştı ve son olarak “Saat kaç?” diyerek ebedi uykuya çekilmiştir. Saat dokuzu beş geçiyor ve Türk milletinin gözlerinde yaşlar dinmiyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyarbakiradd.org/cankaya-falih-rifki-atay/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
