Yazı etiketi: Bağımsızlık
Atatürk'ün Subaylara Bilinmeyen Hitâbı »
Efendiler!
Eski silâh arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdanî zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz: müsait yer de yoktur. Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle ile mülâhaza etmekle yetineceğim.
Arkadaşlar! İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerde tabiaten ve yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvetle, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin …
Kemalizm »
EBEDİYETİNİN 61. YILDÖNÜMÜNE ARMAĞAN:
KEMAL’İN ÖĞRETMENLERİ
Ukrayna’nın Moldova sınırındaki Bolgrad kasabasının ortodoks mezarlığında bir Türk’ün yattığını hiç biliyor muydunuz?!. Bu bakımsız, unutulmuş, üzerini otlar bürümüş kabirde, bir dönemin bilinmeyen tarihinin, koşulsuz vatanseverliğin gömülü olduğunu yaşlı bir Gagauz’un şu ifadesinden çıkarırsınız: “Burada Kemal’in üüredicisi (öğretmeni) yatıyor!..”
“Kemal’in Askerleri”nin (Kuvayı Milliyeciler) bu ülkeyi kurtardığını bilirsiniz.
Kemalizm »
Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki görkemli kurtuluş savaşına, bu savaşta Türk halkının özverisi ile yükselen “Kuvay-i Milliye ruhu” na, halkın nasırlı elleriyle kurduğu “Müdafa-i Hukuk” ve “Reddi İlhak Cemiyet”lerine, ve ordumuzun ulusal bilincine dayanmaktadır.
İşte Amasya Tamimi: “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır…”
İşte Erzurum Kongresi Beyannamesi:
Kemalizm »
Anadolu’da bir Kurtuluş Savaşı oldu mu? Türkiye Kurtuluş Savaşı sonunda mı kuruldu, yoksa zaten ezelden beri mi vardı? İstanbul ve Anadolu işgale uğradı mı? Yoksa İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar Anadolu’ya hiç mi ayak basmadılar? Aslında mücadele kime karşı olmuştu?
Bütün bildiklerinizi çöpe atın! Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile ilgili bildiğinizi sandığınız hemen her şey yalan.
Kemalizm »
DÖNÜŞ YOLUNDA…
Evet, dönüş yolunda, Zeugma’ya ve diger antik merkezlere harcadigimiz para, zaman ve de gösterdigimiz ilgi ile aldigimiz sonuçlarin ister istemez muhasebesini yaparsiniz. Toz bulutu içinde bir yandan önünüzü görmeye çalişirken, Albay Reşat Beyin bu ülkenin kurtuluşu ugrunda caniyla gösterdigi duyarliligi takdirle hatirlarsiniz; Çigiltepe’de çadirinda telsizin yanibaşindaki masada şakagindan kanlar sizan hayali gelir gözlerinizin önüne. Sonra, O’na ve O’nunla birlikte bizler için, gelecek nesiller için can veren gencecik şehitlerimizi düşünürsünüz geride toz bulutu içinde göremediginiz şehitlikte kalan. Lanet edersiniz, birakin hatirlamayi, Onlara bir yolu bile çok gören gelmiş geçmiş ilgili …
Kemalizm »
KEMAL’İN ASKERLERİ
VAHDETTİN’İN POLİTİKACILARI
O, Türklüğün sessiz onurudur, gururudur, cesaretidir. O, Türk Ulusu’nun temsil ettigi tüm değerlerin simgesidir. O, başlıbaşına bir Türkiye’dir. Ve O’nun yazgısı, gerçekte Türkiye’nin yazgısıdır… Ama kaç kişi bilir O’nu ve kaç kişi hatırlar?!. Kaç kişi özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı, hatta aldığımız her nefesi borçlu olduğumuz adsız kahramanlardan biri olarak kendisini yâdeder?!. Cumhurbaşkanı mı, Başbakan mı, TBMM Başkanı mı, Anayasa Mahkemesi Başkanı mı, Yargıtay Başkanı mı ya da bu ülkeyi yöneten bürokrat ve politikacılar mı?!.
Kemalizm »
Bugün ülkemizi yönetenler önemli kararlar almadan önce muhakkak Washington’a danışıyorlar. Birçok konuda karar alırken Bürüksel ne der diye düşünüyorlar…
Terörün en yoğunlaştığı bir sırada, “Sınır ötesi harekât için izin gereklidir, hemen verilmelidir” biçimindeki tüm taleplere karşın, iktidarın başı Erdoğan, “Önümüzdeki ay Amerika’ya gideceğim, bir danışayım sonra karar veririz” diyebiliyor. Birçok yazar, bu tutumun manda yönetimini çağrıştırdığını yazdı.
Bugün de kimi edebiyatçılarımız, “Türklerin kendi başlarına adam olamayacaklarına” ilişkin
Kemalizm »
“…Gençler, Türkiye’de âdet haline gelmiş göstermelik işlerden kaçının.
Sırf üniversite bitirdi desinler diye, ananız babanız Amerika’da mastır yaptı diye öğünebilsin diye yüksek öğrenime gitmeyin. Sonunda ancak kendinizi kandırırsınız. Temel gayeleriniz, kendinizin ufak çıkarları ötesinde, kendiniz dışında, bu ülke, bu ulus, Türk dünyası, Avrasya, insanlık için olsun. Yüksek hedefleriniz için çalışın. O zaman, kendi durumunuz da kendiliğinden düzelecektir. Maddiyat ve maneviyatı dengeleyin. Formülünüz ‘bilim’ +’gönül’dür. Bu iki kanadın biri eksik olursa ne kendinize ne de insanlığa hayrınız dokunur.
Kemalizm »
Yeni yönetmelikle özel öğretim kurumlarından Atatürk köşesi kaldırıldı.
Bu uygulama, doğrudan AB’nin talebiydi.
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu üyesi Daniel Cohn-Bendit, “Avrupa Birliği’ne katılmak Türkiye’de Kemalizmin sonu olabilir. Türkiye’nin önünde en sonunda, Bağdat mı, Barselona mı sorusu duruyor. Barselona’nın Türkiye için anlamı, geleneksel Kemalist köktenciliğin havaya uçurulmasıdır. Bağdat ise, Kemalist merkeziyetçilik ve otoriteciliğin güçlendirilmesi, dolayısıyla ‘Avrupa’ya hayır’ anlamına gelecektir” demişti.
Tabii bu sözlerde bir çarpıtma ve şartlandırma vardı. AB’nin alternatifi Bağdat değil, Türk Birliği’dir!
Wolfgang Koydl ise “Türkiye her şeyden önce, her toplumsal ve politik gelişimini engelleyen taşlaşmış Kemalizmi kırmalıdır” diye konuşmuştu.
Kemalizm, ustalan »
Hepimiz, Atatürk’ün gençliğe hitabesini biliriz. Atatürk’ün, 1924′te Orhun Yazıtları kitabını okuduktan sonra, Bilge Kağan’ın “Ey Türk, üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir ki. Ey Türk! Öykün ve kendine dön!” dediği bölümün yanına, “Büyük Nutuk, böyle bir hitabe ile son bulacaktır” diye not düşmüş olduğunu ise çoğumuz bilmeyiz. Kitap, halen Anıtkabir’dedir.
Büyük Atatürk, Türk gençliğine Bilge Kağan gibi hitapta bulunmuş ve yine benzer şartlarla karşılaşırsa ne yapması gerektiğini söylemiştir. Tek tek inceleyelim:
Kemalizm, ustalan »
Daha birkaç yıl öncesinde Putin, Samsun limanındaydı; adına mavi hat denilen gaz borusunun vanasını açacaktı. Söze Anadolu’nun kurutuluşu için ilk adımın Samsun’da atıldığını söyleyerek başlamıştı.
Putin’in yanı başındaki T.C. Başbakanı ise, ne o ilk adımdan ne de Anadolu’nun kurutuluşundan söz etmişti. Kendisi için hazırlanan konuşma metnindeki bazı satırlar liman kargaşalığına karışmıştı. Belki de, vatanın enerji düzenini yabancı devlete emanet etmenin 19 Mayıs ruhuna aykırılığını düşünmüş ve bizi utandırmak istememişti.
Her 19 Mayıs yıldönümünde bir iki özgün film karesi gelir gözlerimin önüne: İşgalci Fransız mareşali Karaköy rıhtımına çıkmaktadır.
Kemalizm »
Türk dış politikası içeriksiz ’stratejik ortaklıklara’, başka egemen güçlerin sözcülüğünü yapmaya indirgenmiş durumda. Oysa Atatürk’ün dış politikası, ideolojik kökenini Kurtuluş Savaşı’ndan alan, hayalperestlikten uzak, ülke güvenliğini ön plana çıkaran bir yaklaşımı sergiler.
Türkiye’nin dış politikada yaşadığı savrulma ve yön kaybı, gerek bölgedeki gelişmelerle, gerekse AB ve ABD karşısındaki çekingen, etkisiz, edilgen politikalarla doruğa çıkmıştır.
Kemalizm »
Asyalı yeni bir inanca kavuşmuştur; onun alınyazısı sömürge halkı olmak değil, hür ve bağımsız yaşamak, Avrupalı’nın pazarı durumuna düşmemek, kaynaklarını kendi gücüyle kendisi için kullanmaktır. Gücü bu amaca ulaşmaya yeterlidir.
Çanakkale Zaferi sömürgelerin, mazlum milletlerin hürriyet ve bağımsızlık savaşına başlamaları için gerekli düşünce ve inanç ortamını hazırlamıştır.
Kemalizm »
Mücadele ve savaş… İnsanlar mücadele eder, milletler savaşır. Hayatın ve tarihin gerçeklerinden biri. Bütün çabalara rağmen insanlar arasında sürekli uyum, milletler arasında sürekli barış kurulamamış, yer yüzünde kavgasız, çatışmasız bir dönem yaşanmamıştır. Çünkü mücadeleyi, savaşı doğuran sebepler ortadan kaldırılamamıştır.
Mücadeleler, savaşlar birer sonuçtur; onların arkasında yatan sebepler vardır; sebepler yok edilmedikçe sonuçlar da zaman boyunca akıp gidecektir.
Tarih boyunca savaşlar türlü sebeplerden meydana gelmiştir; coğrafyadan, toplum ve devlet yapısından kaynaklanan savaşlar gibi.
Kemalizm »
“Hangi istiklal vardır ki, yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.” Atatürk
Her şey İzmir’in işgaliyle daha doğrusu, Mondros Mütarekesi’nin haksız ve adaletsiz uygulamaları ile başlamıştı. Bu durumu Mustafa Kemal’den dinleyelim: “İzmir’in Yunan askerlerince işgali olayı, yakından temasta bulunduğum ulusun ve ordunun kalbini tasavvur edilemez ve anlatılamaz kertede kanatmıştır.”
Şiirler »
haber »
İstiyoruz ki, bütün milletler gibi biz de bağımsız olalım. İstiyoruz ki, kendi evimizin sahibi, kendi cebimizin hâkimi, kendi hayat, kendi namusumuzun mesulû biz olalım. İstiyoruz ki, yeryüzünde zulüm kalmasın. Milletler arasında düşmanlıklar ortadan kalksın. Dünyaya hâkim olan kapitalizm illeti bir daha kalkmamak üzere uyusun… İşte, bugün içinde bulunduğumuz mücadelenin bizce yegâne manası! Biz bu gaye ile harekete geldik. Bağımsızlığımız ve varlığımız için, emperyalizme karşı dünya ve hayat inkılâbı uğrunda zulümden kurtulmuş yeni bir devre doğru yürüyoruz. Giriştiğimiz, büyük ağrı ve o nispette şerefli ve şanlıdır. Görüyoruz ki, kendimizi …
ADD Kitaplığı »
Ben, 2. Dünya Savaşı’nın başlamasından 4 gün sonra doğmuşum. Çocukluğumun ilk yılları savaş dönemine denk geldi. Babam subay, annem öğretmendi. Babamın üniforması, rengiyle, biçimiyle hemen hemen Alman subaylarının üniformalarının eşiydi. Savaşın bitiminde bu üniforma İngiliz subaylarınınkine benzedi; daha sonra da Amerikalılarınkine. Babam önceleri “çizme” giyiyordu, sonra adına “çörçil” denen postal, daha sonra bu “çörçil”ler, “ruzvelt” oldu.


