Yazı etiketi: Atatürk
Basın Açıklamalarımız, ustalan »
Yüce Türk Ulusuna,
10 Ocak 2011 tarihinde Kara Havacılık Okul Komutanlığına ait, gece eğitimi için uçuşa çıkan UH-1 tipi bir helikopterin Ankara’nın Tulutaş Köyü civarına düşmesi sonucu beş pilot subayımız şehit olmuştur.
Şehit düşen subaylarımızdan Kara Pilot Üsteğmen Kemal Taşçı,Kara Pilot Üsteğmen Şükrü Pürlü,Kara Pilot Üsteğmen Taner Erdoğan, Kara Pilot Üsteğmen Fikri Dilsiz ve Kara Pilot Üsteğmen Erhan Gül’e rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine başsağlığı diliyoruz.
Son yıllarda Devletimizin Kurucusu Önderimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı yapılan saldırılar artmıştır.
Dağkapı Meydanın’daki Atatürk heykelini 08.01.2011 Cumartesi …
Güncel Makaleler, Haberler, haber »
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, yarın açıklayacağı İlerleme Raporu’nda Türkiye’de ifade özgürlüğünü kısıtlayan birçok yasal düzenleme bulunduğunu bildirecek.
İlerleme Raporu taslağında, “Türkiye’deki yasaların ifade özgürlüğü için yeterli güvence sağlayamadığı ve bunun sonucunda, savcı ve yargıçların genelde kısıtlayıcı yorumları tercih ettikleri” dile getiriliyor. Taslak metinde, ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasalar arasında Atatürk’ü Koruma Kanunu da anılıyor.
301 MADDEYE ELEŞTİRİ
Yapılan değişikliğe rağmen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301′inci maddesine dayanılarak hala soruşturma ve yargılamaların devam ettiği aktarılan raporda, TCK’da ifade özgürlüğünü kısıtlayan diğer maddeler arasında namus suçları, (125′ten 131′e kadar) kamu düzeni, (214,216, 217, 218, 220) …
Atatürk, Avrupa, Bunları Biliyor musunuz?, Kemalizm, emperyalizm »
Bazı sözler, yargılar, dahası uyarılar, hiçbir zaman geçerliliğini yitirmezler, eskimezler. Hep günceldirler. Bakın, işte Atatürk günümüzde olup bitenler için ne diyor, bizleri nasıl uyarıyor:
“Ülkemizde pek çok yabancı parası akıyor ve birçok propagandalar yapılıyor. Bundaki amaç pek açıktır ki, ulusal hareketi sonuçsuz bırakmak, ulusal emelleri felce uğratmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanın bazı önemli bölümlerinin işgali amaçlarını kolaylaştırmaktır.”
Sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bununla birlikte her dönemde, her ülkede ve her zaman ortaya çıktığı gibi bizde de yürek ve sinirleri zayıf, algılama yeteneğinden yoksun insanların yanı sıra kişisel gönenç ve çıkarını vatan ve ulusunun zararında …
Duyurular, ustalan »
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Güneydoğu Bölgesi’nde ayrı bir etnik devlet kurmak üzere yola çıkan terör örgütünün başı yakalandıktan sonra bağımsız devlet projesinden vazgeçiyor görünüp Türk Devleti’ne işbirliği önererek var olan Cumhuriyet rejiminin demokratik olmadığını savlayarak “Demokratik Cumhuriyet” isteğini belirtmiştir. Bu istekle beşikteki bebeklerin katlinden tescilli PKK/KADEK/KONGRA-GEL’in siyasallaşmasını gündeme getirmiş, bu oluşumlarını da yasal bir parti kurarak meclise girmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter ve laik yapısına düşman kimi iç ve dış odaklar tarafından da desteklenen bu görüş zorla ülkemiz ve bölge halkına dayatılmaktadır. Bu dayatmaların sonucunda insanlar istemeden de olsa kimi görüşleri, …
ADD Kitaplığı »
Atatürk, 1881 yılında ahşap bir evde doğmuştur.Annesi Zübeyde Hanım,babası ise öce gümrük muhafaza memurluğu sonra kerestecilik yapan Ali Rıza Efendidir.Naciye isimli bir kızkardeşi vardır fakat Naciye çocukken vefat etmiştir.Babasıda 1887 yılında vefat etmiştir.
Atatürk ilk eğitimine mahalle mektebinde başlamış daha sonra Şemsi Efendi okuluna geçmiştir.Bu okulda hocadan dayak yemesinden dolayı kaçmıştır.Bir müddet dayısını çiftliğinde çalışmış sonra halasının desteğiyle okula yeniden başlamıştır.Zübeyde Hanım’ın gitmesini hiç istemediği halde kendi çabasıyla askeri okula yazılmıştır.Lise hayatında çok başarılı olmuştur ve “Kemal” adını burada almıştır.Manastır Askeri İdadisinden sonra İstanbul’a gitmek istediği halde bir subayın tavsiyesiyle Manastır …
ADD Kitaplığı »
“Ben, sözünü edeceğim olayları tarihtir diye anlatmayacağım. Bu, gelecek nesillerin işidir. Benim yazdıklarım tarih gerçeklerini aydınlatacak bir kaynak olursa ne mutlu bana.” Çok genç yaşta Atatürk’ün silah ve mücadele arkadaşı, vefatına kadar da onun en güvendiği dostlarından, sırdaşlarından olan Kılıç Ali, kendi gözünden ve kendi yaşadıklarından, tanıklık ettiği olaylardan yola çıkarak Kurtuluş Savaşı ve sonrasını anlatıyor… Oğlu Altemur Kılıç’ın gün ışığına çıkardığı belge ve anıları, gazeteci-araştırmacı Hulûsi Turgut derledi
ADD Kitaplığı »
Türk okurunun daha çok tarihsel romanlarıyla tanıdığı Maalouf, bu kez “medeniyetler çatışması” adı altında kuramsallaşıp yasallaşan ve dünyadaki bütün kültürler ve halklar için felakete yol açacak politikaları eleştiriyor.
Yazar, yaşamın devamlılığının olmazsa olmazı olarak gördüğü hoşgörü çığlığını yeniden duymaya davet ediyor insanlığı…
Çivisi Çıkmış Dünya bir yandan küresel ısınma, enerji kaynakları ve doğal felaketlerle, bir yandan da yanlış ve çıkarcı politikaların doğurduğu ekonomik ve siyasal krizlerle mücadele eden insanlık için bir yol haritası… Kitabın satır aralarında Amerikan politikaları, Avrupa Birliği, 20. yüzyıl Arap siyasi …
Atatürk »
Biliyorsunuz.
Türkiye’deki dinci gruplar ve bunların medyası yıllardır Atatürk’ün ölümüyle ilgili hep bir yalanı dile getirirler:
Atatürk’ü içki öldürdü!
Doğru olmadığını söylersiniz…
Resmi belgeleri gösterirsiniz…
Yok hayır dinlemezler.
Papağan gibi tekrar ederler: Atatürk çok içki içtiği için vefat etti.
Dayanamayıp sorarsınız; nereden biliyorsunuz?
Hemen yanıtlarlar, “siroz hastası değil miydi?”
Açıklarsınız, sirozun alkolden kaynaklandığı bir şehir efsanesidir.
İnanmazlar.
Peki dersiniz, “Mehmet Akif neden öldü biliyor musunuz?”
Çıt çıkarmazlar. Kem küm ederler.
Sirozdan dersiniz. İnanmazlar. Öyle ya sirozun içki içmekten kaynaklandığını sanıyorlar ya! Eh Mehmet Akif içmediğine göre nasıl sirozdan ölebilirdi?
Cahil oldukları için dalga da geçersiniz: Belki gençliğinde çok içtiğinden dolayı olabilir mi?
(Ne yazık ki …
Güncel Makaleler »
“Bugün benim doğum günüm-Fakat anneme küskünüm”. Çocukluğumuzda böyle bir şarkı vardı. Şimdilerde 23 Nisan için hangi şarkı var?
Üç gün öncesi de benim doğum günümdü. Bir kez yazmıştım Türkiye Cumhuriyeti’nin ağabeyi sayılırım diye. Belki de son Osmanlı, ne derseniz deyin!..
Her 23 Nisan, benim için kutsal bir gündür. Atatürk’ün Türk ulusuna, Türk çocuklarına armağan ettiği bir bayram…
Kemalizm »
“23 Nisan Türkiye ulusal tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bütün bir düşmanlık dünyasına karşı başkaldıran Türkiye halkının, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni meydana getirmek konusundaki yamanlığını belirtir.”
M.K. ATATÜRK
(23 Nisan 1922)
Yeni Türk devletinin kuruluş sürecinin tamamlandığı tarih 23 Nisan 1920’dir. Çünkü 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması ile başlayan Anadolu ihtilali, 23 Nisan 1920’de Meclis’in açılması ile tamamlanarak tabanı ulus olan, yani ulusa dayalı yeni bir devletin kuruluşu ile sonuçlandırılmıştır.
Bu Meclis’in temeli, özü onun ulusa dayalı …
Güncel Makaleler »
Anlaşılan birileri Cumhuriyet’teki yazılarımdan ve yayımladığım kitaplarda savunduğum fikirlerden fazlaca rahatsız olmuş. Ben neleri yazmış, neleri savunmuşum?
-Gerçek demokrasi “katılımcı demokrasiyle olur” diyorum, nedeni çok açık; halkın kendini yönetebilmesi için örgütlenme özgürlüğünün bulunması gerekir. Yıllar yılı yazdığım makale ve kitaplarımda bunu işledim.
-Dış ilişkilerde, “dengesizlik ve tek yanlılık yerine dengeyi savundum”. Çağdaş demokrasinin ve ayakta kalabilmenin temel kuralıdır bu.
-AB ile ilişkilerde tek yanlı ve sömürgeci düzenlemelere karşı çıktım, “AB darbecilerine karşı” direndim. 1994-97 döneminde Ecevit, M. Yılmaz ve Abdullah Gül benim düşüncelerimi desteklediler.
-Bu görüşlerimi konferanslarda …
Güncel Makaleler »
Cumhuriyet tarihi ile ilgili kronolojilere bakarsanız, 21 Şubat 1925 tarihinin karşısında şöyle bir ifade görürsünüz:
“Eskişehir mebusu Abdullah Azmi Efendi’nin (Tolun) Kuran’ın Türkçeye çevrilmesi önerisi Meclis’te kabul edildi.
Önerge doğrultusunda Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesi için Diyanet İşleri bütçesine 20 bin lira tahsisat konuldu.”
Önerinin asıl sahibi Mustafa Kemal Paşa’dır.
Cemalettin Aytemur’un araştırmasına göre Mustafa Kemal, nasıl bir tefsir istediğini yedi maddeyle özetlemiştir:
1-Ayetler arasında münasebetler gösterilecek.
2-Ayetlerin iniş (nüzul) sebepleri kaydedilecek.
3- On okuma tarzını geçmemek üzere kıraatler hakkında bilgi verilecek.
4-Gerektiği yerlerde kelime ve terkiplerin dil izahları yapılacak.
5-İtikatta ehli sünnet ve amelde Hanefi mezhebine bağlı kalınmak üzere ayetlerin …
Güncel Makaleler »
Kemalizm »
”Kuvayı Milliye”, ilk kez, Kurtuluş Savaşı’nda görev alan milis güçleri anlamında kullanılmıştır. ”Kuvayı Milliye”, işgal altındaki bir ülkede halk tarafından oluşturulmuş direniş örgütleridir; bu özellikleri ile bir sivil örgütlenme modelidir; ”Kuvayı Milliye” sonradan Ulusal Kurtuluş Savaşı’na katılan herkesi kapsayan bir kavram olarak kullanılmıştır.
Bugün ”Kuvayı Milliye” denilince akla askerler, ordu, ihtilaller ve cuntacılık gibi kavramlar geliyor. Ne kadar yanlış! Kuvayı Milliye, o tarihte, işgalci emperyalist ordularına karşı savaşan, Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arabı ile bütün etnik grupları kapsıyordu.
Bunları Biliyor musunuz? »
Richard Podol adlı bir AID uzmanı, Türkiye’de , bürokrasimizle ilgili olarak rapor hazırlamış ve bu raporu ABD’ye sunmuştur. Şu cümleler rapordan alınmıştır:
“Yirmi yıldan fazla bir zamandır Türkiye’de faaliyette bulunan Amerikan yardım programı bir zamandan beri meyvelerini vermeye başlamıştır. Önemli mevkilerde Amerikan eğitimi görmemiş bir Türk’ün bulunmadığı bir Bakanlık ya da bir İktisadi Kamu Kuruluşu hemem hemen kalmamıştır. Bu kimseler halen bulundukları örgütte “ilerici güç” niteliğini taşımaktadır. Genel müdür ve müsteşarlık mevkilerinden daha büyük görevlere kısa zamanda geçmeleri beklenir. AID bütün gayretleri bu gruba yöneltilmelidir.
Geniş ölçüde Türk idarecilerini …
Kemalizm »
Avrupa’da şekillenen milliyetçilik; yüzlerce yıl süren bir evrimin ürünü olmuştur. Batı milliyetçiliği Avrupa’yı kan denizine boğarken; Türk milliyetçiliği antiemperyalist bir kimlik içinde, 1919-1923 ortamında şekillenmiştir.
‘Türkleri Avrupa’dan atmak’ biçimindeki beyaz batılı Hıristiyan şartlanmasına karşı; kendi topraklarını korumak; kötülenen milli kimliğini yüceltmek; ilk milliyetçilerin temel hedefi olmuştur.
Bu milli kimlik; çağdaş yaşam biçimine bağlı, tarihsel varlığının büyüklüğünü anlayan ve onunla övünen, yurtsever; yayılmacı sömürgenlere karşı bir kimliktir.
İlk milli kimlik; batı emperyalizmi kadar; gericileşmiş Osmanlı zihniyetini de karşısına almıştır.
Kemalizm »
Mustafa Kemal ‘in en önemli vasiyeti, akıl ve bilim’dir.
Şu sözlerini yeniden ve yeniden okuyalım:
“Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır… Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.
Kemalizm »
Atatürk Batı’yı, çağdaş uygarlığı hedefledi. Fakat Batılılar - Kinross gibi birkaç tarihçi ve yazar hariç- Atatürk’ü ve Kemalizmi hiçbir zaman sevmediler. Bugün de Avrupa, Türkiye’de Kemalizmi “gericilik” olarak tanımlayan “liberal düşünce derneklerini” besliyor. Niçin?
Kurtuluş Savaşı döneminde Batı emperyalizmi dincilerle ve Osmanlı liberalleriyle el eleydi. Türkiye tarihi tekrar yaşıyor.
Emperyalizme karşı koyup galip gelen Mustafa Kemal’i Batı sanki affetmedi. Muhafazakârlar, Hıristiyan demokratlar Türkiye’nin Batılı olmak istemesini hazmediyorlar.
Kemalizm »
Aziz Nesin yıllar önceki bir konuşmamız sırasında şöyle demişti :
‘’-Geçmişte Atatürk’ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum. Her geçen gün gözümde küçüleceğine tersine daha da büyüyor.”
Benzer aşamadan geçmiş bir kişi olarak bu değerlendirmeyi gönülden paylaşmam zor değildi. Zaman bizleri değil; Mustafa kemal’i haklı çıkarmıştı.
Lenin’in, Mao’nun, Enver Hoca’nın, Dimitrof’un heykellerinin yerlerde sürüklendiği, resimlerinin duvarlardan kaldırıldığı, Leningard isminin St. Petersburg’a dönüştürüldüğü günümüzde, bunu görebilmek kuşkusuz daha da kolay.
Kemalizm »
Anadolu’da bir Kurtuluş Savaşı oldu mu? Türkiye Kurtuluş Savaşı sonunda mı kuruldu, yoksa zaten ezelden beri mi vardı? İstanbul ve Anadolu işgale uğradı mı? Yoksa İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar Anadolu’ya hiç mi ayak basmadılar? Aslında mücadele kime karşı olmuştu?
Bütün bildiklerinizi çöpe atın! Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile ilgili bildiğinizi sandığınız hemen her şey yalan.
Kemalizm »
DÖNÜŞ YOLUNDA…
Evet, dönüş yolunda, Zeugma’ya ve diger antik merkezlere harcadigimiz para, zaman ve de gösterdigimiz ilgi ile aldigimiz sonuçlarin ister istemez muhasebesini yaparsiniz. Toz bulutu içinde bir yandan önünüzü görmeye çalişirken, Albay Reşat Beyin bu ülkenin kurtuluşu ugrunda caniyla gösterdigi duyarliligi takdirle hatirlarsiniz; Çigiltepe’de çadirinda telsizin yanibaşindaki masada şakagindan kanlar sizan hayali gelir gözlerinizin önüne. Sonra, O’na ve O’nunla birlikte bizler için, gelecek nesiller için can veren gencecik şehitlerimizi düşünürsünüz geride toz bulutu içinde göremediginiz şehitlikte kalan. Lanet edersiniz, birakin hatirlamayi, Onlara bir yolu bile çok gören gelmiş geçmiş ilgili …
Kemalizm »
KEMAL’İN ASKERLERİ
VAHDETTİN’İN POLİTİKACILARI
O, Türklüğün sessiz onurudur, gururudur, cesaretidir. O, Türk Ulusu’nun temsil ettigi tüm değerlerin simgesidir. O, başlıbaşına bir Türkiye’dir. Ve O’nun yazgısı, gerçekte Türkiye’nin yazgısıdır… Ama kaç kişi bilir O’nu ve kaç kişi hatırlar?!. Kaç kişi özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı, hatta aldığımız her nefesi borçlu olduğumuz adsız kahramanlardan biri olarak kendisini yâdeder?!. Cumhurbaşkanı mı, Başbakan mı, TBMM Başkanı mı, Anayasa Mahkemesi Başkanı mı, Yargıtay Başkanı mı ya da bu ülkeyi yöneten bürokrat ve politikacılar mı?!.
Kemalizm »
Bugün ülkemizi yönetenler önemli kararlar almadan önce muhakkak Washington’a danışıyorlar. Birçok konuda karar alırken Bürüksel ne der diye düşünüyorlar…
Terörün en yoğunlaştığı bir sırada, “Sınır ötesi harekât için izin gereklidir, hemen verilmelidir” biçimindeki tüm taleplere karşın, iktidarın başı Erdoğan, “Önümüzdeki ay Amerika’ya gideceğim, bir danışayım sonra karar veririz” diyebiliyor. Birçok yazar, bu tutumun manda yönetimini çağrıştırdığını yazdı.
Bugün de kimi edebiyatçılarımız, “Türklerin kendi başlarına adam olamayacaklarına” ilişkin
Kemalizm »
“…Gençler, Türkiye’de âdet haline gelmiş göstermelik işlerden kaçının.
Sırf üniversite bitirdi desinler diye, ananız babanız Amerika’da mastır yaptı diye öğünebilsin diye yüksek öğrenime gitmeyin. Sonunda ancak kendinizi kandırırsınız. Temel gayeleriniz, kendinizin ufak çıkarları ötesinde, kendiniz dışında, bu ülke, bu ulus, Türk dünyası, Avrasya, insanlık için olsun. Yüksek hedefleriniz için çalışın. O zaman, kendi durumunuz da kendiliğinden düzelecektir. Maddiyat ve maneviyatı dengeleyin. Formülünüz ‘bilim’ +’gönül’dür. Bu iki kanadın biri eksik olursa ne kendinize ne de insanlığa hayrınız dokunur.
Kemalizm »
Şu olaylara bakın: ABD Dış İlişkiler Komisyonu, Türkiye’ye yapılacak askeri yardımı Kıbrıs konusunda verilecek bir ödüne bağlıyor. Bu yapılırken, ABD Kongresi’nde 24 Nisan tarihinin “Soykırım Günü” olarak ilanı için önergeler veriliyor. Fransa’da ise soykırım savlarının ders kitaplarına konması için hazırlıklar yapılıyor. Aynı günlerde, Ermeni terör örgütleri eylemlerini sürdürüyor. Bütün bunlardan sonra ABD yönetimi uluslararası terörden söz edebiliyor.
24 Nisan tarihi soykırım günü olarak ilan edilecekmiş. Sanki ABD’nin Vietnam’daki, Fransa’da, Cezayir’deki insanlık suçlarını unutturdular. Sanki ABD yönetimi, Şili’de halkoyu ile seçilmiş Devlet Başkanı Allende’nin CIA darbesi ile devrilmesinin hiç anımsanmayacağını sanıyor.
Kemalizm »
Devlet bugün de Türk Halkı’nın yaşama savaşına sırtını çevirmiştir. Çünkü partilerin arkasından yabancı sermaye ve toprak ağalığı vardır. Siyasi partiler, değiştirmek istediğimiz bu bozuk düzenin temsilcileridir. Ayrıcalıklı sınıf ve tabakalar, düzenlerini bu partiler aracılığıyla sürdürmektedirler. Bunların oluşturduğu devlet örgütü ise, sadece bu geri düzenin temsilcilerine hizmet etmektedir. Bunun adı demokratik hukuk devleti değildir. Yabancı sermaye ve yerli işbirlikçilerin hizmetindeki bir devlet, antidemokratiktir.
Demokratik devlet, işçinin, köylünün, dar gelirlinin, subayın, bütün ezilen sınıf ve tabakaların devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü demokratik devleti oluşturmanın çaresi, sandıksal yoldan bulunamamıştır. Anayasa’nın demokratik devleti, öyle görünüyor …
Kemalizm »
Kemalizm her türlü emperyalizme karşıdır; antiemperyalist tutum ile tüm dünya ülke ve uluslarının var olma ve yaşama hakkını savunur.
Kemalizm, her türlü gericiliğe, tutuculuğa, dogmacılığa ve bilimdışı boş inançlara karşıdır. Bilimden ve bilimsel düşünceden yanadır.
Çağdaş demokrasiyi kurmayı ana hedef olarak seçen Kemalizm, baskı, korku ve bütün totaliter rejimlere karşıdır, çağdaş anlamda gelişmiş özgürlüklere ve doğuştan gelen insan haklarına saygılıdır.
Kemalizm »
Yeni yönetmelikle özel öğretim kurumlarından Atatürk köşesi kaldırıldı.
Bu uygulama, doğrudan AB’nin talebiydi.
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu üyesi Daniel Cohn-Bendit, “Avrupa Birliği’ne katılmak Türkiye’de Kemalizmin sonu olabilir. Türkiye’nin önünde en sonunda, Bağdat mı, Barselona mı sorusu duruyor. Barselona’nın Türkiye için anlamı, geleneksel Kemalist köktenciliğin havaya uçurulmasıdır. Bağdat ise, Kemalist merkeziyetçilik ve otoriteciliğin güçlendirilmesi, dolayısıyla ‘Avrupa’ya hayır’ anlamına gelecektir” demişti.
Tabii bu sözlerde bir çarpıtma ve şartlandırma vardı. AB’nin alternatifi Bağdat değil, Türk Birliği’dir!
Wolfgang Koydl ise “Türkiye her şeyden önce, her toplumsal ve politik gelişimini engelleyen taşlaşmış Kemalizmi kırmalıdır” diye konuşmuştu.
Kemalizm »
KOMİSYON RAPORU
Bu önerge önce komisyona gönderildi ve ertesi gün komisyondan gelen rapor ” ABD mandası ” niteliğine büründü. ( Ş. Turan , Atatürk. s. 254)
8 Eylül günkü Kongre müzakerelerine geçmeden önce 7 Eylül gecesi, yani Kongre’nin 4. günü gecesi yapılan bir toplantıyı burada dikkatlere sunmakta yarar vardır.
Gece Mustafa Kemal’in odasında Mazhar Müfit Kansu ve Hüsrev Sami Kızıldoğan birliktedirler.
Bu sırada Mazhar Müfit, gündüz Kongre sırasında geçen bir olayı aktardı.
Denizli delegesi Necip Ali ile Afyon delegesi Salih Sıtkı Bey’in ” Sıvas’ta bağımsız bir hükümet kurulması ” için Kongre’ye bir teklif vermek …
Kemalizm »
19 Mayıs 1919′da Atatürk Samsun’a ayak basınca, kafasında vatanın ve ulusun nasıl kurtarılacağına dair model kesinleşmişti: “Ya bağımsızlık, ya ölüm.” Ancak bağımsızlık düşüncesini tam anlamıyla kafalarında biçimlendirmeyenler hâlâ “manda” konusunda çalışmaktaydılar.
Atatürk, Samsun’dan Amasya’ya doğru yol alırken mandacılık konusunda İstanbul’da ikinci önemli girişim yapıldı. Üç önemli Osmanlı generali:
Ahmet İzzet Paşa (Furgaç): Eski Genelkurmay Başkanı, Harbiye Nazırı, eski Sadrazam.
Cevat Paşa (Çobanlı): Eski Genelkurmay Başkanı.


