DEMOKRASİNİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL AB(D)’DİR.
Ülkemizde son beş yıldır bir “demokrasi” havası estiriliyor. Dünün yobazları, dünün katilleri, bu günün en büyük demokratları kesilmiştir başımıza. Hatta “netekim Kenan’ı” “koruyucu melek” ilan edecek kadar darbeci olanlarda bir anda demokrasinin simgesi haline getiriliyor. Ama bu “demokratlar” kendilerinden olmayanların elinden mallarını canlarını ve de en önemlisi özel yaşamlarını gasp etmek için her türlü yolu mûbah görüyorlar. Hatta insanın en doğal yaşam hakkı olan çalışma hakkını bile gasp edip işinden ediyorlar. Ve bütün bu rezaletlerin destekçisi de batıdır. Şimdi neden diyecek olursanız küçük bir şekilde anımsayalım.
Bülent Ecevit ‘in başbakanlığı döneminde ANAP hakkında gizli bir kapatma davası vardı gerekçe ise, parti Alman vakıflarından para almıştı. Başsavcı ise bunu belgelemişti. Anayasamıza göre başka ülkeden yardım almak ise kesin parti kapatma nedenidir. Ama ne olduysa gizli bir el bunu durdurdu.
Abdullah Öcalan yakalandı ve idama mahkûm edildi. Ama batının baskısı ile idam durduruldu. Orhan Pamuk her seferinde Türk milletine hakaret etti. Hakkında dava açıldı ve ab(d) olaya müdahil oldu Pamuk yargılanamadı. Elif Şafak konusu da ha keza aynı.
Ülkemizde birçok bakan hatta başbakan dahi yargılandı. Ama gelin görün ki PKK militanı vekiller yargıya meydan okumaktadır. Refah’ın kapatılmasına göz yuman batı AKP’nin kapatma davasında ayağa kalktı. Adına demokrasi diyerek.
Bu gün milletine hizmet etmiş insanlar bin bir türlü tertiple içeri alınırken terör ve yandaşları elini kolunu sallayarak dolaşmaktadır.
Bir küçük kız bez bebek çaldı diye sekiz yıl hapsi istendi ama memleketi çalanlar milletle alay edercesine demokrasi martavalı atıyorlar. Yani anlayacağınız ülkemizde büyük bir dokunulmaz sınıf oluşturulmuştur. Bu sınıf ise “bölücü-batıcı-dinci” “şeytan üçgeni” dir. Onlara bir türlü dokunulamıyor ama herkese dokunuluyor. DTP adeta milletle alay etmekte anayasamıza karşı gelmekte hatta değiştirilmesi dahi teklif edilmeyen maddeleri tartışmaya açmaktadır ama onlara hiçbir şey yapılamamaktadır.
Bütün bunlar demokrasi ve insan hakları adına yapılmaktadır. Bunların arkasında ise batı yani ab(d) var.
Bunlardan da anlaşılmaktadır ki dünün, solcusu bu günün “sorosçusu” Ufuk ve mızıkacılarının dediği gibi demokrasinin düşmanı asker ve ulusalcılar değil, ab(d) dir. Bu “fravun” sınıfını başımıza bela eden ve demoklasin kılıcı gibi tepemizde çeviren “o tek dişi kalmış canavar” olan batıdır. Eğer ülkemizde gerçek demokrasiden bahsedilecekse Türkiyemiz AB(D) ile ilişkilerini yeniden düzenlemeli hatta AB(D) karşı olmalıdır. Memleket aman batı ne der diye kımıldayamaz hale geldi ve hukuk kangren halini aldı. Bizler bunlardan bir an önce kurtulmalıyız. Bunun tek çareside batıya karşı olmaktır.













Lütfen konuyu yorumlayın!