Atatürk’ü yanlış anlatanlar çok
Onu kıyıdan köşeden, yatağından, sofrasından didiklemeye çalışmak insanca yaklaşmak değildir
Atatürk’ü yanlış anlatanlar çok
- Can Dündar soruyor: “Biz yeri asla dolmayacak, dogmalaştırılmış bir kutsal önder peşinde miyiz, herkesin onun gibi olmasını isteyeceği bir örnek kişilik mi?” Ne diyorsunuz?
- Atatürk’ü dogmalaştıranlar, abartılı anlatımlarla uçuranlar var. Fakat bunların sayısı yok denecek kadar az. Üstelik bu yaklaşım geçmişte kaldı. Atatürk’e haksızlık edenler, onu çocuklara, gençlere, bin türlü yalan söyleyerek yanlış tanıtanlar ise hayli çok. Sahte tarihler, ansiklopediler insanın midesini bulandırıyor. Bu iki ucun arasında, Atatürk’e minnet ve saygı duyan, gerekli saygının gösterilmesini isteyen vefalı, kadirbilir, vicdanlı, sağduyulu, sağlıklı milyonlar var.
Bu milyonlar için Atatürk dogma değil, ilah da değil. Ama çok değerli bir insan. Atatürk’ü dogma gibi gösteren, benzersiz, eşsiz olması. Değerine, büyüklüğüne yaklaşan kimse yok. Keşke benzerleri, ona yaklaşanlar olsa. Sorunlarımızı çözse, onurumuzu tazelese, dik durmamızı sağlasa, bizi yeniden yekpare bir millet yapsa. Süpermen de değil elbette ama onu eleştirenlerle karşılaştırınca insanın gözüne süpermenden de daha güçlü, daha büyük ve harika görünüyor. 32. Gün çekiminin yapıldığı gün, kendim dahil, katılanlara baktım: Atatürk’ün yanında nokta bile değildik ve Atatürk’ü tartışıyorduk.
ÖRNEK ALINACAK, SAYGI DUYULACAK ÇOK NİTELİĞİ VAR
Rahmetli Atatürk’ü kıyısından köşesinden, sofrasından yatağından didiklemeye yeltenmek, insanca yaklaşmak, insanca anlatmak değildir. Bu palavraya, ucuzluğa, basitliğe bir son verelim.
Atatürk’ün örnek alınacak, saygı duyulacak, imrenilecek birçok niteliği var. Okul kitaplarını bilirim. Üç yıldır da okul okul geziyorum. Okul kitaplarında Atatürk’e ait şu güzel, insanca nitelikler anlatılıyor:
Doğaya saygısı, bir çınar ağacının bir dalının kesilmemesi için kendisi için Yalova’da yapılan evi raylar üzerinde kaydırtarak o tek dalı kurtarması, çocuk sevgisi, hayvan sevgisi, okumaya merakı, yurt sevgisi, kurtarıcılığı, insanlara, milletine, annesine, kadınlara saygısı vb. Hiçbir kitapta Atatürk ulaşılmaz, erişilmez bir insan olarak anlatılmıyor. Ama elbette saygıyla, sevgiyle, övülerek, gururla anılıyor.
Can Dündar’a soruyorum:
Oğlum, Mustafa filmi ile Atatürk’ü, “herkesin onun gibi olmasını isteyeceği bir örnek kişilik” olarak mı işledin? Bize böyle bir Atatürk mü sunuyorsun?
Bir düşün, iyi düşün, çok iyi düşün!












Lütfen konuyu yorumlayın!