“Kürdo Kürdini Lupus” ve Demokrasi Yolu- Ali Sirmen
Konunun bu yönünü gündeme getirmeyecektim eğer Fransız kökenli kimi odaklar olayın aslını tam olarak öğrenmeden hemen kolları sıvayıp, “Türk ordusu Kürt köyünü bastı, 44 kişiyi öldürdü” başlığını atmamış olsalardı.
Doğrusu haberi okuduğumda eski bir Fransız geleneğini düşünüyordum.
1962 yılında Hamburg’ta tanıştığım Cezayir kökenli Fransız yurttaşı Jebel sohbet esnasında,
- Bıktım Fransızların şu çifte standardından demiş ve sonra da eklemişti:
-Ne zaman bir Cezayirli iyi bir şey yapsa Fransızlar bunu “Cezayir asıllı bir Fransız” diye anons ederler ama bir cinayet mi işlendi, o zaman sadece “bir Cezayirli adam öldürdü” diye verirler.
Avrupa gazetelerinden alıntıları okuyorum bizim basından; genellikle kendilerinin Kürdistan diye söz ettikleri bir bölgede, Mardin’de, meydana gelen olayla ilgili haberlerde Kürt sözcüğünün “k” si yok, hep Türkiye’den söz ediyorlar.
Ben de “Eğer ölenler Kürt, öldüren devlet olsaydı, onların o zaman Kürtlükleri anımsanır, yoksa, fatura yine Türkiye’ye çıkar” diye düşünüyordum ki, Ruhat Mengi’nin yazısı gözüme ilişti kahkahayı bastım.
Yine de Fransız gavuruna kızıp oruç bozmayacaktım. Eğer DTP’li Ayna’nın açıklaması olmasaydı.
- Olay aile içi çatışma olarak yansıtılsa da bizzat devlet eliyle yürürlüğe konulan Kürt’ün Kürt’e kırdırılması politikasının sonucudur, diyor Ayna.
***
Doğrusu bravo! Ayna’ya hani eski bir tekerlemeyi tam tersine çevirerek söyleyelim:
- Alavere dalavere Türk TC sorumluluk nöbetine.
Sayın Ayna töre cinayetinin korucularla sınırlı kalmadığını, bütün yöre insanını kapsadığını, onlar için bizzat şiddetin bir töre olduğunu bilmiyor mu?
Şimdiye dek Avrupalılar ile onların lümpen liberal muhiplerinin gözünde, Türk devletinin gaddarlığından kaynaklanan bir Kürt sorunu vardı, burada zalim ile mazlumun iyice ayrılmış etnik safları belliydi, bir yanda zalim ve kaka Türk, karşısında ise mazlum ve cici Kürt.
Şabloncu kafadan daha ileri daha ayrıntılı bir analiz de zaten beklenmezdi.
Peki ya Kürt sorunu kendi öz sorunu olan Türk ve Kürt aydın ve politikacılarına ne demeli? Onlar da aynı şablonun esiri olarak, olaylara derinine inmeden baktıkları için gerçeğin yalnızca bir yanıyla sınırlı kalmıyorlar mı?
***
Sayın Ayna ve benzer kafalara göre, Kürt varlığını tanımamakta direnen baskıcı TC ile karşısındaki mazlum Kürt halkı arasındaki bu sorunun sorumlusu bir taraftır ve o davranışını düzelttiği takdirde her şey düzelecektir.
Onlar a göre, “Türko Kürdini Lupus”, yani “Türk Kürt’ün kurdudur.”
Oysa gerçek çok daha karmaşıktır. Kürt varlığının kabulünün sorunun çözümüne yetmediği gerçeği gibi, o bölgeden Türkiye’nin eli ayağı tümüyle kesilse, bölge insanı tek başına kalsa bile o yapıyla, o kafayla, o eğitimle, o töreyle, oraya demokrasi hiçbir biçimde gitmeyeceği realitesini artık görmek gerekmektir.
Töresi, Kürt’ü, kendi Kürt kardeşiyle anlaşıp, uzlaşma yerine, takışma ve çatışmaya sürüklüyorsa burada devletin (yani TC’nin) suçu nedir?
Töresi Kürt’ü Kürt’ün kurdu” (Kürdo kürdini lupus) haline getiriyor, devlet değil.
Devlet bunu değiştirseydi, diyenlere verilecek yanıt da basit:
- Orada seçim var, o düzenin değişmesini isteyenler, değiştirmeye talip olanlara oy verirler. Böyle bir olaya tanık oluyor muyuz?
Bu feodal yapı, bu ağa, şıh egemenliği yıkılmadan, törenin kendisi yakılmadan Kürt sorunun çözümünün olmadığını söyleyenlere bölgede itibar eden, kulak veren var mı?
Kürt’ün Kürt’ün kurdu olmasına son vermeden orada demokrasiye giden yolun taşları döşenmez. Son olay bu gerçeği bir kez daha haykırıyor.
asirmen@cumhuriyet.com.tr












Lütfen konuyu yorumlayın!