‘Can’ın reklam kokan yazısından rahatsız oldum’
Perşembe sabahı, daha gazetelere bakamadan, telefonum art arda çalmaya başladı. Can Dündar’ın Milliyet gazetesinde bir gün önce filmi birlikte izlediğimizi anlatan bir yazısının yayımlandığını bildiriyorlardı. Yazıdan filmi beğendiğim anlaşılıyor olmalı ki ısrarla şunu soruyorlardı: Sahi filmi o kadar beğenmiş miydim?
Yazı, filmi birlikte izlediğimizi gösteren iki de resimle süslenmişti. İlk paragrafışöyleydi: “Geçen gün Turgut Özakman’ı televizyonda bizim Mustafa filminden sahneler üzerinde yorum yaparken görünce çok üzülmüştüm. Çünkü filmi izlemediğini biliyordum.”
CAN’A GÜVENİM SOLUP GİTTİ
İddiasına göre ben filmi izlemeden“Mustafa filminden sahneler üzerinde yorum yapmışım”. Oysa evde, söz açılınca, Arena programında sadece bana sorulan yeni, eski yalan ve yanlış iddialara yanıt verdiğimi kendisine anlatmıştım. Buna rağmen 32. Gün’ün çekimi sırasında da ayıp ederek bu yakışıksız iddiayı yinelemiş, beni bu gerçeği program içinde bir daha açıklamak zorunda bırakmıştı. Durumu iki kez açıklamış olmama rağmen yazısının başında, bu iddiayı yine ileri sürüyordu. Kendisine duyduğum güven solup gitti. Kimi efendi insanlar direksiyona geçince canavarlaşır, kimi kaleme sarılınca böyle saygısız olur!
Yazının girişi ve genel havası, filmi çok beğendiğim izlenimini vermekteydi. Can filmi eleştirdiğimi de belirtiyordu ama neleri, nasıl, ne kadar eleştirdiğimi sessiz geçmişti.
Bu reklam kokan yazıdan olağanüstü rahatsız olduğumu belirtmeliyim. Bu benim hiç hoş görmeyeceğim bir cinlik. Asla çiğnenmeyecek nezaket, saygı ve güven kuralları vardır.
Gece yarısından sonra yayımlanacak olan programı izleyebilenler doğruyu öğreneceklerdi ama izleyemeyenler, ne düşüneceklerdi? Hâlâ telefonla, maille sorup duruyorlar: “Siz, Can Dündar’ın yazdığı gibi sahiden filmi beğendiniz mi?”
ÜRKÜTEN YANLIŞLAR, EKSİKLİKLER
16 Kasım Pazar akşamı (19.00 seansı), filmi telaş etmeden, bir daha ve büyük perdede seyretmek için eşimle birlikte sinemaya gittim, çok dikkatle, not alarak izledim.
İlk izleyişte, belki yoğun İstanbul günlerinin yorgunluğundan, belki Can’la dostça konuşa konuşa izlediğimizden, bazı hususları atlamışım. Bu izleyişte, dikkatimden kaçmış büyük boşluklar ve yeni olumsuzluklar fark ettim. Bilgilerimi, izlenimlerimi birleştirdim.
Film genel yaklaşımı, yanlışları ve eksikleri ile beni düşündürdü. Artarak, şaşırtarak, üzerek, ürküterek düşündürmeyi sürdürüyor. Bu yazıyı yazmak için Can’ın röportajlarını ve açıklamalarını buldum. Genç Bakış ve 32. Gün’ün kayıtlarını birkaç kez izledim.
Bu yazıyı film hakkındaki düşüncelerimi genişçe açıklamak, Can’ı bir kez daha uyarmak ve özellikle sevgili öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi bilgilendirmek için yazıyorum.
Yazımı gerektikçe soru-yanıt biçiminde sürdüreceğim.












Lütfen konuyu yorumlayın!